NeHaber
Bölgesel Haberler

Doğu ve Güneydoğu’da Çözüm Toprağın Hafızasında mı? Kadim Topraklarda Yeni Arayış

Doğu ve Güneydoğu Anadolu, binlerce yıldır tarım ve hayvancılığın yapıldığı, medeniyetlerin suyla, toprakla ve üretimle şekillendiği kadim bir coğrafya. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskı, üreticileri yeni arayışlara yöneltiyor.

Doğu ve Güneydoğu’da Çözüm Toprağın Hafızasında mı? Kadim Topraklarda Yeni Arayış

Van'da ortaya çıkarılan Urartu dönemine ait su yönetimi sistemleri, üniversitelerde geliştirilen kuraklığa uyum çalışmaları ve dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan üretim modelleri, aynı soruya farklı dönemlerden yanıt arıyor: Sınırlı suyla üretim nasıl sürdürülebilir?

Toprak aynı, iklim değişiyor

Doğu Anadolu’nun yüksek rakımlı yaylalarından Güneydoğu Anadolu'nun geniş ve sıcak ovalarına uzanan coğrafya, binlerce yıldır tarımın ve hayvancılığın sürdürüldüğü en eski yerleşim alanlarından biri olarak biliniyor. Van, Muş, Bitlis, Hakkari ve Erzurum'un kısa üretim sezonuna sahip yüksek rakımlı arazileri ile Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt ve Şırnak’ın geniş tarım alanları, farklı iklim ve topoğrafik özellikler taşısa da bugün ortak bir gündemi paylaşıyor: Su!

Bir yanda yağışa bağlı üretim yapan çiftçiler, diğer yanda sulama imkanı bulunan ovalarda üretimini sürdürmeye çalışan üreticiler… Yağış rejimindeki değişim, kuraklık ve artan sıcaklıklar, bölgenin tarımsal üretimini doğrudan etkiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kuraklıkla mücadeleye yönelik çalışmaları, üniversitelerin araştırmaları ve üreticilerin sahadaki deneyimleri de bu değişimin üretim üzerindeki etkilerini gösteriyor.

Van’da üretim yapan Emin Aldağ da yaşadıkları zorlukları şu sözlerle anlattı:

“Yılda bir kere tarım yapabiliyoruz. Onda da su yeterli mi bilemiyorum. Açıkçası tarımda istediğimiz verimi yakalayamıyoruz. Zaten yılda bir kere ekim yapılıyor ama onda da toprak verimsiz mi, yoksa biz mi tarımsal faaliyetleri istediğimiz gibi yürütemiyoruz, bunu sorguluyoruz.”

Çiftçi Emin Aldağ
Çiftçi Emin Aldağ

Bölgede üretim yapan Hasan Sivritepe de benzer sorunlara değinerek özellikle suya erişim, sulama imkanları ve verim konusunda yaşanan sıkıntıların üretimi doğrudan etkilediğini belirten Sivritepe, iklim koşullarının her geçen yıl daha belirleyici hale geldiğini ifade etti.

Üreticilerin dile getirdiği bu sorunlar yalnızca Van ile sınırlı değil. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun farklı illerinde yürütülen araştırmalar da kuraklık, su yönetimi ve üretim planlamasının bölgenin tarımsal geleceğinde öne çıkan başlıklar arasında yer aldığını gösteriyor.

Çiftçi Hasan Sivritepe
Çiftçi Hasan Sivritepe

Aynı coğrafyada binlerce yıl önce farklı bir üretim modeli vardı

Bugün suyun verimli kullanılması, ürün deseninin değiştirilmesi ve kuraklığa uyum sağlayan üretim modelleri tartışılırken, Van’da yürütülen arkeolojik çalışmalar bölgenin binlerce yıl önce de benzer sorunlarla mücadele ettiğini gösteren bulgular ortaya koyuyor.

Van Kalesi Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, Urartu yerleşimlerinde yapılan kazılarda yalnızca saraylar, tapınaklar ya da savunma yapılarıyla değil; üretim, depolama ve su yönetimiyle ilgili önemli verilere ulaştıklarını söylüyor. Çavuşoğlu'nun aktardığına göre, ortaya çıkarılan tezgahlar, ocaklar, büyük ve küçük tandırlar ile sekiler, günlük yaşamın yanı sıra üretimin de planlı şekilde yürütüldüğünü gösteriyor.

Kazılarda bulunan büyük pitoslar ise dönemin tarımsal kapasitesine ışık tutuyor. Yaklaşık 1,5 ila 2 metre yüksekliğindeki bu depolama kaplarının her biri yaklaşık bir ton tahıl alabiliyor. Depolarda buğday, arpa, mercimek, nohut, susam ve üzüm çekirdeklerinin bulunması, bölgede ürün çeşitliliğinin bulunduğunu da açıkça gösteriyor.

Çavuşoğlu, Urartu yazıtları ve bilimsel hesaplamalara göre Gürpınar Ovası’nda yaklaşık 2 bin 800 yıl önce yılda 2 bin 700 ton tahıl üretildiğinin hesaplandığını belirterek, aynı dönemde susam üretiminin yapıldığı, üzüm bağlarının bulunduğu ve şarap üretiminin geliştiği de kazılarda elde edilen bulgular arasında yer alıyor.

Van Kalesi Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu
Van Kalesi Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu

Ancak araştırmacıların işaret ettiği en önemli bulgulardan biri su yönetim sistemi oldu

Urartuların yaklaşık beş kilometre uzaklıktan suyu Sardur Kanalı aracılığıyla ovaya ulaştırdığı, bunun yanında yalnızca yağmur ve kar sularını depolamak amacıyla inşa edilen üç büyük sarnıç kullandığı belirlendi. Her biri yaklaşık 99 bin litre su kapasitesine sahip olan sarnıçların, yaklaşık 5 bin kişinin yıllık su ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte olduğu ifade ediliyor.

Bugün iklim değişikliği nedeniyle suyun daha verimli kullanılması üzerine çalışmalar yürütülürken, arkeolojik bulgular aynı coğrafyada yüzyıllar önce geliştirilen su yönetimi uygulamalarının da bilimsel araştırmalara konu olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Benzer sorunlar, farklı coğrafyalar

Kuraklık ve su yönetimi yalnızca Türkiye’nin gündeminde değil! Akdeniz Havzası ve kurak iklim kuşağında yer alan birçok ülkede de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için farklı yöntemler uygulanıyor.

İsrail’de onlarca yıldır kullanılan damla sulama sistemleriyle suyun doğrudan bitki köküne ulaştırılması hedeflenirken, sulama süreçleri dijital kontrol sistemleriyle destekleniyor. Bu yöntem, özellikle su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde yaygın olarak kullanılıyor.

İspanya’nın Almeria bölgesinde ise seracılıkta damla sulama sistemlerinin yanı sıra geri kazanılmış su ve tuzdan arındırılmış su kaynaklarından yararlanılıyor. Bölgede geliştirilen entegre su yönetimi modeliyle mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yönelik uygulamalar yürütülüyor.

Öte yandan Hollanda’da geliştirilen hassas tarım uygulamalarında sensörler, uydu görüntüleri ve dijital veri sistemleri kullanılarak toprağın nem durumu, bitkinin su ihtiyacı ve gübreleme süreçleri anlık olarak takip ediliyor. Böylece üreticilere sulama ve üretim planlamasında veri temelli karar desteği sunuluyor.

Bu uygulamalar, farklı iklim ve coğrafi koşullara sahip ülkelerde geliştirilen modeller olarak öne çıkarken, her ülke kendi doğal kaynakları, su varlığı ve üretim yapısına göre farklı yöntemler uyguluyor.

Bejingir su kaynağı
Bejingir su kaynağı

Üniversitelerde çözüm odaklı çalışmalar yürütülüyor

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da üreticilerin dile getirdiği su sorunu ve verim kaybı, üniversitelerde yürütülen araştırmaların da merkezinde yer alıyor. Bölgenin iklim koşullarına uygun üretim modelleri geliştirmek amacıyla sürdürülen çalışmalar; ürün çeşitliliği, sulama yöntemleri, alternatif bitkiler ve arazi planlaması gibi farklı başlıklarda devam ediyor.

Haber Detay - Icerik Arasi

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğini belirterek, tarım sektörünün geleceğinde sürdürülebilir üretim yöntemlerinin belirleyici olacağını söyledi.

Tunçtürk, geleceğin en önemli iki alanının enerji ve gıda olduğunu ifade ederek, tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir sektör olduğunu dile getirerek, “Gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için üretimin iklim koşullarına uyum sağlayacak şekilde planlanması gerekiyor” diyor. Tunçtürk, özellikle son yıllarda yaşanan kuraklığın bölgedeki üreticileri farklı üretim yöntemleri aramaya yönelttiğini belirtiyor.

Bölgede hem kuru hem de sulu tarım alanlarının bulunduğunu hatırlatan Tunçtürk, kuru tarım yapılan alanlarda kuraklığa dayanıklı çeşitlerin tercih edilmesi gerektiğini, sulama yapılan alanlarda ise geleneksel sulama yöntemlerinden basınçlı sulama sistemlerine geçilmesinin önem taşıdığını söylüyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tunçtürk

Alternatif ürün arayışları sürüyor

Kuraklıkla birlikte yalnızca sulama yöntemleri değil, ürün desenleri de yeniden değerlendiriliyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde yaklaşık on yıldır sürdürülen çalışmalar kapsamında oluşturulan tıbbi ve aromatik bitkiler bahçesi de bu kapsamda yürütülen uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 300 tıbbi, aromatik ve geofit bitki türünü barındıran bahçede hem bilimsel araştırmalar yürütülüyor hem de bölge üreticileri için alternatif üretim modelleri üzerinde çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Tunçtürk, teorik bilginin uygulamayla buluşturulmasının amaçlandığını belirterek, yüksek katma değerli ürünlerin bölge ekonomisine katkı sağlayabilecek alternatif üretim alanları arasında değerlendirildiğini ifade etti. Üniversite bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilere yönelik eğitimler, demonstrasyon alanları ve uygulamalı araştırmalar da sürdürülüyor.

"Her araziye aynı ürün uygun değil"

Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamında uzun yıllardır tarımsal kalkınma üzerine çalışan Prof. Dr. A. Vahan Yağanoğlu ise çözümün yalnızca daha fazla üretim yapmak olmadığını, üretimin coğrafyanın doğal yapısına uygun planlanması gerektiğini söylüyor.

Yağanoğlu, özellikle eğimli, taşlık ve işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda buğday ve arpa üretiminin zorlanmasının hem ekonomik kayıplara hem de çevresel sorunlara yol açabildiğini ifade ediyor. Bu alanların suni meralara dönüştürülmesinin kaba yem ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Yağanoğlu, aynı zamanda bunun erozyonun azaltılması açısından da önem taşıdığını dile getiriyor.

Tarım ile hayvancılığın birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Yağanoğlu, arazi yapısına uygun üretim planlamasının kırsal kalkınma açısından önemli başlıklardan biri olduğunu kaydediyor.

rof. Dr. A. Vahan Yağanoğlu
rof. Dr. A. Vahan Yağanoğlu

Dünyada farklı modeller uygulanıyor

İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri nedeniyle birçok ülke kendi doğal koşullarına uygun üretim modelleri geliştiriyor.

Hollanda’da hassas tarım uygulamaları kapsamında sensörler, uydu görüntüleri ve dijital veri sistemleri kullanılarak toprağın nem durumu, bitkinin gelişimi ve su ihtiyacı düzenli olarak takip ediliyor. Bu veriler doğrultusunda sulama ve gübreleme programları oluşturuluyor.

Fas’ta yürütülen tarım programlarında ise damla sulama altyapısı genişletilirken, kuraklığa daha dayanıklı bitki türlerinin üretimi teşvik ediliyor. Tarım alanlarında su tasarrufunu artırmaya yönelik yatırımlar ile çiftçilere teknik destek programları birlikte yürütülüyor.

Avustralya’da ise özellikle kurak bölgelerde mera yönetimi ön plana çıkıyor. Otlatma planlarının yağış durumuna göre düzenlenmesi, yem kaynaklarının korunması ve doğal meraların sürdürülebilir şekilde kullanılması amacıyla uzun yıllardır farklı uygulamalar geliştiriliyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) da yayımladığı raporlarda, kuraklıkla mücadelede tek bir çözüm modeli bulunmadığını; her bölgenin iklimi, toprak yapısı, su kaynakları ve üretim desenine göre farklı yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Geçmişten bugüne uzanan ortak arayış

Doğu ve Güneydoğu Anadolu, tarih boyunca çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yaptı. Urartuların Van Gölü Havzası’nda kurduğu sulama kanalları, Mezopotamya’da gelişen sulama kültürü, Anadolu'nun farklı bölgelerinde uygulanan geleneksel üretim yöntemleri ve günümüzde üniversitelerde yürütülen araştırmalar, aynı coğrafyanın farklı dönemlerde üretim arayışına tanıklık ettiğini gösteriyor.

Bugün Van’da yürütülen kazılar, binlerce yıl önce geliştirilen su yönetimi sistemlerini ortaya çıkarırken; üniversitelerde sürdürülen araştırmalar kuraklığa dayanıklı üretim, alternatif ürünler, basınçlı sulama sistemleri ve arazi planlaması üzerine yoğunlaşıyor.

Üreticiler ise sahada karşılaştıkları sorunları dile getiriyor

Vanlı üretici Emin Aldağ’ın, “Yılda bir kere tarım yapabiliyoruz. Onda da su yeterli mi bilemiyorum. Tarımda istediğimiz verimi yakalayamıyoruz.” sözleri ile Hasan Sivritepe’nin sulama ve verim konusundaki değerlendirmeleri, sahadaki tabloyu gösterirken; uzmanların önerileri ve dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan yöntemler, bu sorunlara yönelik geliştirilen farklı yaklaşımları gösteriyor.

Doğu Anadolu’nun yüksek rakımlı yaylalarından Güneydoğu Anadolu’nun sıcak ovalarına kadar uzanan geniş coğrafyada yürütülen bilimsel araştırmalar, geçmişten gelen bilgi birikimi ile günümüz teknolojilerini aynı zeminde buluşturuyor. Su yönetiminden ürün desenine, mera planlamasından alternatif bitkilere kadar uzanan çalışmalar ise iklim değişikliği karşısında tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine yönelik farklı modellerin araştırılmaya devam edildiğini ortaya koyuyor.

Yorumlar

Yorum yapmak icin Giriş Yap veya Kayıt Ol.

Ne Haber Ajansı uygulamasını indirin

Son dakika bildirimleri ve kişiselleştirilmiş haber akışı ile haberlere anında ulaşın.

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir