NeHaber
Diyarbakır Haberleri

Atma Dönüştür Atölyesi: Kadın Emeğiyle Hayat Bulan Atıklar

Şehir hayatının getirdiği hızlı tüketim alışkanlıkları, beraberinde devasa bir atık sorununu da getiriyor. Ortaya çıkan bu sorunla mücadele ise sadece çöp kamyonlarının geçişiyle değil, yaşam kültürümüzün değiştirilmesiyle mümkün. Diyarbakır’da hayata geçirilen “Atma Dönüştür Atölyeleri”, atığın sadece bir kirlilik değil, aslında bir ‘kaynak’ olduğunu gösteren yerel bir dönüşüm öyküsü...

Atma Dönüştür Atölyesi: Kadın Emeğiyle Hayat Bulan Atıklar

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi ile Agro-Ekoloji İklim Okulu’nun el birliğiyle yürüttüğü bu çalışmalar, atıkları yeniden ekonomiye kazandırırken; kadınların aktif katılımıyla kolektif bir üretim alanına kapı aralıyor.

Geleceğe Kalan Eşyalar

Bu atölyeler, sadece klasik bir geri dönüşüm faaliyeti değil; evde “fazlalık” ya da “çöp” gözüyle bakılan eşyaların aslında nasıl birer cevher olduğunu gösteren bir bilinç yolculuğu. Burada eski tavalar şık dekoratif objelere, cam kavanozlar zarif mumluklara, plastik ve kartonlar ise günlük hayatı kolaylaştıran işlevsel gereçlere evriliyor.

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Evin Dinar, sıfır atık ve geri dönüş atölyeleri çalışmalarının şu sözlerle anlatıyor:

Evde kullandığımız herhangi bir eşya çöp olmadan önce onu dönüştürebilir miyiz sorusu bu çalışmanın temelini oluşturuyor. Sıfır atık yaklaşımında esas olan, atığı daha ortaya çıkmadan en aza indirmek.”

Dinar, bu atölyelerin insanlara tüketim alışkanlıklarını sorgulatan bir ayna tuttuğuna inanıyor. Atölyelerde ortaya çıkan ürünlerin sadece yaratıcı değil, aynı zamanda hayatın içinde yeri olan parçalar olduğunu vurgulayan Dinar, plastik şişelerin diş fırçalık, eski kapların ise saksı ya da dekoratif ürün olarak evlerdeki yerini aldığını ifade ediyor.

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

8,5 Ton Atık Geri Dönüştürüldü

Atölyelerin yarattığı farkındalık, belediyenin yürüttüğü genel atık yönetimi çalışmalarıyla birleşince ortaya somut bir tablo çıkıyor. Evin Dinar’ın paylaştığı verilere göre, belediye binaları ve dış birimlerde bulunan 120 atık ayrıştırma kutusundan, 2025 yılının son altı ayında tam 8,5 ton ambalaj atığı geri dönüşüme kazandırıldı.

Dinar, bu rakamların sadece kağıt üzerinde kalmadığını doğaya nefes olan şu kazanımlara karşılık geldiğini belirtiyor:

“30 bin 342 kilowatt enerji tasarrufu sağlandı.

163 ton suyun israf edilmesi önlendi.

104 ağaç kesilmekten kurtarıldı.

Yaklaşık 1100 kilogram sera gazı salımının önüne geçildi.”

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın formülleriyle, daire bünyesindeki çevre mühendisleri tarafından hesaplanan bu veriler, atık yönetiminin iklim kriziyle olan hayati bağını gözler önüne seriyor. Dinar, “Atıklar geri dönüşüme kazandırılmadığında ciddi bir karbon salımına neden oluyor. Bu çalışmalar hem kaynak tasarrufu sağlıyor hem de iklim krizini derinleştiren etkileri azaltıyor” diyerek durumun ciddiyetini vurguluyor.

Atölyeler Üretim Merkezleri Olabilir

Atölyelerin belirli aralıklarla yapıldığını ifade eden Evin Dinar, asıl hedeflerinin bu çalışmaları daha kalıcı ve yaygın bir modele taşımak olduğunu söylüyor. Mevcut etkinliklerin kısa süreli bir “aktivite” olmanın ötesine geçip, sürekliliği olan birer üretim merkezine dönüşebileceğini öngörüyor.

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

Süreç içinde karşılaşılan bazı zorluklara da değinen Dinar, özellikle zamanın kısıtlı oluşuna dikkat çekiyor. İlk etapta yarım gün olarak planlanan çalışmaların, ürünlerin boyanması ve kuruma süreçleri gibi teknik detaylar nedeniyle yetersiz kaldığını fark ettiklerini belirtiyor. Bu yüzden, aynı katılımcı grubunun birkaç gün boyunca birlikte mesai harcayabileceği, farklı tekniklerin uygulanacağı yeni modeller üzerinde çalıştıklarını ekliyor:

“Bazı ürünlerin ortaya çıkması zaman alıyor. Boyama, kuruma ve yeniden şekillendirme süreçleri nedeniyle atölyelerin daha uzun soluklu olması gerekiyor.”

Dinar’a göre bu dönüşümün gerçek bir başarıya ulaşması için vatandaşın eli de taşın altında olmalı:

“Yerel yönetimler altyapıyı sağlayabilir ancak bizler evimizde, iş yerimizde atıkları kaynağında ayrıştırmadığımız sürece sistem sağlıklı işlemiyor. Bu nedenle farkındalık çalışmalarını büyütmek ve bunu gündelik yaşamın bir parçası haline getirmek gerekiyor.”

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

“Atık Değil, Kaynak”

Sıfır Atık ve Geri Kazanım Şube Müdürü Meltem Ayzer Erdoğan, bu atölyelerin bir ihtiyaçtan doğduğunu ve uzun soluklu bir emeğin saha yansıması olduğunu vurguluyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi öncülüğünde yaklaşık 1,5 yıldır okullardan sitelere, hanelerden kamusal alanlara kadar geniş bir yelpazede bilinçlendirme çalışmaları yürüttüklerini anlatan Erdoğan, atölyelerin bu süreci somut bir üretimle taçlandırdığını belirtiyor.

Reklam Alanı

Erdoğan, projenin mutfağını ve hedeflerini şu sözlerle detaylandırıyor:

“Sıfır atık, geri dönüşüm ve kaynağında ayrıştırma konularında sadece teorik eğitim vermekle yetinmedik. Bu ihtiyaca kalıcı bir çözüm üretmek amacıyla, özellikle kadınları kapsayan üretim alanları oluşturmayı hedefledik. Atıkları yeniden üretime kazandırarak, topluma şu mesajı vermek istedik: Atık bir çöp değil, değerlendirilmeyi bekleyen bir kaynaktır.”

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

Dönüşüm Ünitelerinden Sanat Atölyelerine

Projenin en dikkat çekici yanlarından biri de hammadde döngüsü. Erdoğan, mahalle ve sitelere yerleştirilen geri dönüşüm ünitelerinde toplanan malzemelerin doğrudan bu atölyelere getirilerek işlendiğini anlatıyor. Günlük yaşamda yer bulacak ürünlere dönüşen bu atıklar, vatandaşın kapısının önünden çıkan bir malzemenin nasıl bir “değer” kazanacağını bizzat kanıtlıyor. Sahadan gelen geri dönüşlerin çok olumlu olduğunu belirten Erdoğan, kadınların atölyelerin daha sık ve daha fazla mahallede yapılması yönündeki taleplerinin, projenin toplumsal karşılığını doğruladığını ifade ediyor.

Dönüşüm Evde Başlıyor

Kadınların merkeze alınmasının bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Erdoğan, kültürel dönüşümün mutfakta ve ev içinde başladığına inanıyor:

“Eğitim ve farkındalığın ailede, küçük yaşlarda başladığını biliyoruz. Bu yüzden annelerin ve kadınların bu sürece öncülük etmesi çok kritik. Kadın emeğiyle güçlenen bu çalışmalar, sadece çevresel bir kazanç sağlamıyor, aynı zamanda emeği görünür kılan kolektif bir dayanışma alanı yaratıyor.”

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

Amaç Dönüşüm Kültürünü Kalıcılaştırmak

Her başarılı model gibi, bu projenin de yaygınlaşması için aşılması gereken bazı bariyerler var. Erdoğan, sürdürülebilirlik noktasındaki en büyük zorlukların bütçe kısıtlılığı ve donanımlı eğitici eksikliği olduğunu dile getiriyor. Daha fazla insana ulaşmak ve saha çalışmalarını kent geneline yaymak için daha geniş kaynaklara ihtiyaç duyduklarını belirten Erdoğan, önümüzdeki döneme dair hedeflerini ise şöyle özetliyor:

Amacımız bu kültürü kalıcı hale getirmek. Daha fazla çocuğa, kadına ve yurttaşa dokunarak; atık yönetimi ve yeniden kazanım konusunda çok daha bilinçli bir neslin yetişmesine katkı sunmak istiyoruz.”

Kadın Emeği, Dayanışma, Üretim...

Atölyeye katılan kadınlar için bu süreç, çevresel bir faaliyetin çok daha ötesinde; sosyal ve ekonomik bir nefes alanı anlamına geliyor. 2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 2. Amed Kadın Kültür Emek ve Sanat Buluşması kapsamında üçüncüsü gerçekleştirilen geri dönüşüm atölyesine katılan kadınların anlatımları ise şöyle:

"Atölye katılan 35 yaşındaki ev hanımı Ebru Aydın kadınların üretim sürecinde daha aktif olması gerektiğini savunurken, bu atölyelerin gelecekte kooperatifleşmeye dönüşebileceği hayalini kuruyor. Ona göre kadınların bir araya gelerek ürettiği her şey, hem doğa hem de ekonomi için paha biçilemez bir değer."

Bir diğer atölye katılımcısı Makbule Yıldırım ise atölyeyi bir “yeniden öğrenme durağı” olarak görüyor. “Her eşya bir şansı hak eder” diyen Yıldırım, daha önce çöpe attığı nesneleri artık birer sanat eserine dönüştürürken çocukluğuna döndüğünü ve bu paylaşımın ruhuna çok iyi geldiğini ifade ediyor.

Fotoğraf: Şeniz Eken
Fotoğraf: Şeniz Eken

Mizgin Kumral, işin ekonomik boyutuna dikkat çekiyor. Maddi zorlukların birçok imkanı kısıtladığı bir dönemde, hiçbir ek maliyet gerektirmeden üretmenin önemine değiniyor. Evdeki malzemelerle yapılan ürünlerin hediye edilebildiğini hatta satılabildiğini belirten Kumral, atölye sırasında gerçekleşen satışların kadınlar için küçük ama motive edici bir başlangıç olduğunu söylüyor.

Değişen Bakış Açısı...

Kadınların hikayelerinde ortaklaşan en temel duygu, sadece atığın değil, “bakış açısının” değişmesi. Atölyeler, “çöp” algısını yıkarak yerine yaratıcı bir değerlendirme pratiği inşa ediyor. Katılımcılar için bu süreç; çevreye katkı sunmanın yanı sıra birlikte üretmenin, dayanışmanın ve toplumda görünür olmanın en samimi yolu haline gelmiş durumda.

“Atma Dönüştür” atölyeleri, bugün Diyarbakır’da çevresel bir farkındalık projesi olarak, kadın emeğini ve toplumsal dayanışmayı büyüterek, sürdürülebilir bir yaşamının nasıl olmasına katkı sağlıyor.

Bu yazı NewsLabTurkey / Solutionsphere projesi kapsamında yayınlandı.

 

 

 

Yorumlar

Yorum yapmak icin Giriş Yap veya Kayıt Ol.

Ne Haber Ajansı uygulamasını indirin

Son dakika bildirimleri ve kişiselleştirilmiş haber akışı ile haberlere anında ulaşın.

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir