NeHaber
Yaşam

Gastronomi Şehrinde Kadınları Güçlendiren Mutfak: Mutfakna

UNESCO tescilli gastronomi kenti Gaziantep'te kadınların istihdam oranı yüzde 16,6 seviyesinde kalırken, bu yapısal eşitsizliğe karşı mutfaktan alternatif bir ekonomik model yükseliyor.

Gastronomi Şehrinde Kadınları Güçlendiren Mutfak: Mutfakna

Mutfağını tamamen kadın emeğiyle kuran ve hammaddesini 28 yerel kadın üreticiden sağlayan sosyal girişim Mutfakna, kentin “gastronomi paradoksu”na sistematik ve döngüsel bir çözüm sunuyor.

 

UNESCO tescilli gastronomi şehri Gaziantep’in 2025 yılı nüfusu 2 milyon 222 bin 415 olarak kaydedildi. Nüfusun 1 milyon 119 bin 557’lik kısmını erkekler, 1 milyon 102 bin 858’lik kısmı ise kadınlardan oluştu. İşgücü raporları incelendiğinde nüfustaki bu dengeli tablo gözlemlenemedi. İŞKUR’un 2025 Yılı İşgücü Piyasası Araştırması'na göre; kentteki mevcut istihdamın yüzde 16,6'sını kadınlar oluştururken, yüzde 83,4’ünde erkekler yer aldı. Aslında bu tablo kentin kronikleşmiş bir gerçeği; nitekim 2024 yılında da Gaziantep’te İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirilen her 100 kişiden 79'u erkek, sadece 21'i kadın olarak kaydedildi.

 

İşgücündeki bu yapısal eşitsizliğin yarattığı boşluğu doldurmayı hedefleyen Mutfakna, mutfağı sadece bir yemek üretim alanı değil, kültür alışverişi olarak görerek Kırkayak Kültür bünyesinde 2017 yılında atölye olarak yola çıktı ve 2024 yılında restoran olarak hizmet vermeye başladı. Bünyesinde beş tam zamanlı, dört yarı zamanlı kadın çalışana istihdam açan Mutfakna’yı Proje Koordinatörü Merve Tüter, "2017 yılında atölye fikri ile yola çıktık, bugün ise kadınların iş gücüne katılımını merkeze alan, tarladan tabağa döngüsel bir dayanışma modeli kurduk" sözleriyle tanımladı.

 

Fotoğraf: Burak ALTINOK
Fotoğraf: Burak ALTINOK

Ne Haber Ajansı’na konuşan Siirt Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mine Gündoğdu, kentteki istihdam tablosunu "toplumsal cinsiyet rollerinin mekânsal ve ekonomik sınırları” olarak tanımladı. Kadınların üretim gücünün yok olmadığını, aksine "ücretsiz aile işçiliği" veya "bakım yükü" olarak hane içine hapsolduğunu belirten Gündoğdu, "Evde yemeği kadın pişirirken, restoran mutfaklarını erkeklerin domine etmesi, kadının ev içindeki uzmanlığının ekonomik bir değere dönüşmesini engelleyen bir cam tavan yaratıyor" dedi. Gündoğdu, Mutfakna ve benzeri projelerin kadın emeğini görünmezlikten çıkarıp profesyonel bir mesleki kimliğe dönüştüren sistematik bir müdahale modeli niteliği taşıdığını belirtti.

 

Dr. Öğr. Üyesi Mine GÜNDOĞDU
Dr. Öğr. Üyesi Mine GÜNDOĞDU

Mutfakna’nın Atölyeden Restorana Dönüşümü

Mutfakna'nın temelleri, 2017 yılında Kırkayak Kültür çatısı altında başlatılan "Mutfak Matbak Atölye" programına dayanıyor. Yerel halk ile Suriyeli kadınların sosyal uyum süreçlerini desteklemek amacıyla kurgulanan bu program, yemek atölyelerinin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği çalıştayları ve hala devam eden "Feminist Teori Okulu" gibi akademik faaliyetlerle kadınların kamusal alana katılımını hedefledi ancak 2019 yılında başlayan pandemi süreci, toplu çalışma gerektiren bu faaliyetlerin fiziksel olarak sürdürülmesini engelledi ve projenin bir süre duraklamasına neden oldu. 

 

Programın yeniden toparlanma sürecinde yaşanan 2023 depremleri, projenin rotasını tamamen değiştiren dönüm noktası oldu. Deprem bölgesindeki kriz anında atölye gönüllüsü kadınların bir araya gelerek afetzedeler için yemek pişirme arzusu, projenin "sosyal girişim" modeline evrilmesini sağladı ve yaklaşık 3 bin kişiye gıda desteği ulaştırıldı. Bu saha deneyimiyle birlikte kadınların istihdama katılımını kalıcı hale getirmek isteyen Mutfakna, aynı zamanda kentin baskın et kültürüne karşı geleneksel zeytinyağlı tencere yemekleri için bir alan açmayı hedefledi. Bu vizyonla projelendirilen işletme, 2023 yılındaki tadilat ve hazırlık süreçlerinin ardından Eylül 2024 tarihinde restoran olarak faaliyete geçti. Böylece atölye aşamasındaki kültürel alışveriş vizyonu, kadınların ekonomik bağımsızlığını merkezine alan ticari bir modele dönüştü.

 

Fotoğraf: Burak ALTINOK
Fotoğraf: Burak ALTINOK

Tarladan Tabağa Bir İstihdam ve Üretim Ekosistemi

Mutfakna'nın yarattığı istihdam modeli, sadece mutfak ekibiyle sınırlı kalmayıp kırsaldaki üretici kadınları da kapsayan yerel bir tedarik ağına dayanıyor. İşletmenin birçok hammaddesini bu ağ üzerinden sağlayarak kırsal ekonomiye doğrudan katkı sunduğunu vurgulayan Proje Koordinatörü Merve Tüter, üretim ve sürdürülebilirlik döngüsünü şu sözlerle açıklıyor:

 

"Bölgede ürün yetiştiren 28 yerel kadın üretici ile çalışıyor, ürünlerimizi onlardan tedarik ediyoruz. Ayrıca menülerimizi mevsimsel olarak sürekli güncelliyoruz çünkü sebze veya meyveyi mevsiminde, en taze haliyle işlemek sürdürülebilirlik politikamızın temelini oluşturuyor. Bahar geldiğinde sofralarda çağla görülür, yazın ve kışın ürün grupları farklılaşır. Buna göre dönemsel olarak iş birliği yaptığımız kadın üretici sayısı da değişiyor."

 

Reklam Alanı

Mutfak operasyonunda beş tam zamanlı ve dört yarı zamanlı toplam dokuz kadına istihdam alanı açan girişim, kadınların işgücüne katılımı konusunda radikal bir tutum sergiliyor. Bu modelin mutfaktaki uygulayıcıları ise mesleki kariyerlerinde "cam tavanı" yıkarak şef statüsüne ulaşan iki kadın: Zülal Semercioğlu ve Sohaila Kasım.

 

Mutfakna’nın Şefi Zülal Semercioğlu, sektördeki hiyerarşik yapıya dair gözlemlerini şu şekilde aktarıyor: "Mutfak sektöründe kadınlar genellikle yardımcı şef konumunda sabitleniyor ve kariyerlerinde ilerlemeleri engellenebiliyor. Burada ise yardımcı şeflikten şefliğe yükselme imkânı buldum; mutfaktaki şiddet dilinden uzak, onurlu çalışma koşullarına sahip bir alan inşa ettik."

 

Zühal SEMERCİOĞLU
Zühal SEMERCİOĞLU

12 yıl önce Suriye’den Türkiye’ye göç eden bir diğer Şef Sohaila Kasım ise mutfağı kültürel bir köprü olarak tanımlıyor. Kasım, mutfak kültürünün cinsiyetçi bir temelde ayrıştırılmasına karşı çıkarak, "Yemek yapmanın rolü sadece kadınlarla sınırlı değil; erkekler de kadınlar da bu alanda yeteneklerini sergileyebilir. Mutfakna, hem kendi kültürümü hem de yerel lezzetleri birleştirerek, uzun bir aradan sonra ekonomik özgürlüğümü kazanmamda bana destek oldu" dedi.

Sohaila KASIM
Sohaila KASIM

Eşitlikçi istihdam politikasını "kapsayıcı büyüme" stratejisinin somut bir örneği olarak yorumlayan Dr. Mine Gündoğdu, mutfaktaki iş birliğinin toplumsal çatışma maliyetlerini düşüren bir "sosyal sermayeye" dönüştüğüne dikkat çekti. Gündoğdu, "Gaziantep gibi yoğun göç alan bir kentte, Türk ve Suriyeli kadınları aynı mutfak tezgâhında bir araya getirmek, göçmen emeği üzerinden oluşan düşük ücret sarmalını ve sektörel güvencesizliği kırıyor" diyerek, bu yapının yerel kalkınmada stratejik bir iktisadi çarpan etkisi yarattığını vurguladı.

 

Haftalık ortalama 500 kişilik sipariş kapasitesiyle çalışan mutfak, Kırkayak Kültür ile dört kadın öğrencinin eğitim bursunu finanse ederken, atık yönetimi konusunda "sıfır atık" felsefesini benimsiyor. Mutfakna, atık yağları belediyenin geri dönüşüm sistemlerine dâhil ediyor ve müşterilerine sunduğu 'sefer tası' uygulamasıyla tek kullanımlık plastik atıkların önüne geçiyor.

 

Zülal SEMERCİOĞLU ve Dilek KUL
Zülal SEMERCİOĞLU ve Dilek KUL

ÇÖZÜMÜN OPERASYONEL SINIRLARI

Proje Koordinatörü Merve Tüter’e göre Mutfakna'nın operasyonel süreçlerini zorlayan temel sınırlılıkların başında, ekonomik istikrarsızlık ve sektörün yapısal dayatmaları geliyor. Tüter, enflasyonist ortamda maliyetleri yönetmenin zorluğuna dikkat çekerek, "Rutin bir ekonomimiz olmadığı için sürekli artan fiyatlar, enflasyon bizi zora sokuyor" dedi. Ayrıca Yemek Sepeti ve Trendyol gibi dijital platformların yüksek komisyon oranlarının sosyal işletme modelini zayıflattığını belirten Tüter, 400 liralık bir alışverişin 190 lirasının işletmeye kaldığını ekledi.  

 

Dr. Mine Gündoğdu ise dayanışma odaklı modellerin en büyük yapısal sınırının, "genelleştirilebilir" bir sistemden ziyade "butik bir başarı hikayesi" olarak kalma riski olduğunu vurguladı. Türkiye’de sosyal işletmelere yönelik özel bir yasal statünün bulunmamasının, bu yapıları ağır vergi yükleri altında zorladığını belirten Gündoğdu, sürdürülebilir büyüme için makroekonomik dalgalanmalara karşı klasik faizli krediler yerine "etki odaklı finansal araçlara" ve "kurumsal iş birliklerine" ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Sosyal girişimlerin yüksek faizli ticari kredilere mahkûm edilmesinin onları ürün fiyatlarını artırmaya veya burs misyonundan vazgeçmeye zorlayacağını vurgulayan Gündoğdu, "İşletmenin enflasyon karşısında ezilmeden hem ticaret yapmasını hem de toplumsal fayda üretmesini sağlayan profesyonel bir finansal destek mekanizması sağlanmalıdır" dedi.

 

UNESCO tescilli gastronomi kenti olarak Türkiye’yi tek başına temsil eden Gaziantep'te, Mutfakna'nın yarattığı bu modeli sadece bir istihdam projesi olarak değil, tarihsel bir yüzleşme olarak gören Dr. Gündoğdu, bu durumu şu sözlerle açıkladı:

 

"Gaziantep’in eşsiz lezzetini bugün tüm dünya biliyor; ancak asıl mesele, bu lezzeti var eden kadınların emeğini ne kadar tanıdığımız ve onları ne ölçüde güçlendirdiğimizdir. Mutfakna, kentin kadim mutfak mirası ile kadının ekonomik özgürlüğü arasındaki o tarihsel ve eksik köprüyü kuran, toplumsal dönüşüm adına atılmış en stratejik adımlardan biri olabilir.”

Bu yazı NewsLabTurkey / Solutionsphere projesi kapsamında yayınlanmıştır

Yorumlar

Yorum yapmak icin Giriş Yap veya Kayıt Ol.

Ne Haber Ajansı uygulamasını indirin

Son dakika bildirimleri ve kişiselleştirilmiş haber akışı ile haberlere anında ulaşın.

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir