Diyarbakır Kültürünü Tanıtma Vakfı Diyarbakır Şube Başkanı gazeteci-yazar Şeyhmus Diken, tarihi Sur ilçesindeki avlulu evlerin girişinde bulunan kapılardaki tokmakların dikkat çeken hikayesini anlattı.
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesindeki dar sokaklar,
yüzyıllardır ziyaretçileri şaşırtmaya devam ediyor. Ancak ilk bakışta
"neden bu kadar dar?" sorusunu akıllara getiren sokakların, aslında 2
bin yıllık akılcı bir şehir planlamasının ürünü olduğu belirtiliyor.
Diyarbakır Kültürünü Tanıtma Vakfı Diyarbakır Şube Başkanı,
gazeteci-yazar Şeyhmus Diken, tarihi Sur İlçesi Lalebey Mahallesi'ndeki kültür
evinde hem Sur'un mimarisini hem de kapı tokmaklarının taşıdığı dikkat çeken
kültürel anlamını anlattı.
2 Bin Yıllık Şehircilik Tasarımı
Diken, Sur içindeki dar sokakların rastgele değil, bölgenin
iklim koşulları dikkate alınarak tasarlandığını söyledi. "Roma döneminde,
yaklaşık 2 bin yıl önce bu şehirde yaşayan insanlar olağanüstü bir şehircilik
anlayışı ortaya koymuşlar" diyen Diken, şunları kaydetti:
"Buranın ikliminde güneş yılın büyük bölümünde oldukça
dik açıyla geliyor. Sokaklar öyle planlanmış ki sabah doğu tarafındaki duvarın
dibinden yürüdüğünüzde güneş sizi rahatsız etmiyor, öğleden sonra ise batı
tarafındaki duvar gölge sağlıyor. Yani insanlar günün her saatinde gölgede
yürüyebiliyor. Bu tamamen akılcı bir sokak mimarisidir."
Kapıların Ardındaki Bambaşka Bir Dünya
Sur evlerinin dışarıdan sade görünmesine rağmen kapının
arkasında bambaşka bir yaşamın bulunduğunu belirten Diken, Diyarbakır evlerinin
avlu merkezli mimarisine dikkat çekerek, "İnsan önce dar sokaktan yürür,
sonra bir duvarın ve ahşap bir kapının önüne gelir. Kapının arkasında ne
olduğunu bilmez. Oysa içeri girdiğinizde sizi geniş bir avlu, mevsime göre
kullanılan odalar ve Karacadağ'ın lavlarından oluşan bazalt taşın eşsiz
mimarisi karşılar" dedi.
Kapı Tokmakları Bir İletişim Diliydi
Reklam Alanı
Diken, Diyarbakır'ın tarihi evlerinde bulunan kapı
tokmaklarının yalnızca süsleme amacı taşımadığını, aynı zamanda dönemin sosyal
yaşamına ve mahremiyet anlayışına hizmet ettiğini anlattı.
Diyarbakır'da "şakşak" ya da "şakşako"
olarak bilinen kapı tokmaklarının farklı sesler çıkardığını ifade eden Diken,
şu bilgileri verdi:
"Eski Diyarbakır evlerinde kapılar ahşaptır ve üzerinde
mutlaka şakşak dediğimiz kapı tokmakları bulunur. Büyük tokmak çalındığında
bunun kapıya gelen bir erkek ya da yabancı olduğu anlaşılırdı. İçerideki
kadınlar da buna göre hazırlık yapardı. Bu, özellikle Osmanlı döneminden gelen
mahremiyet kültürünün önemli bir parçasıdır."
Her Tokmak Ayrı Anlama Geliyordu
Kapılarda ikinci ve daha küçük bir tokmağın da bulunduğunu
belirten Diken, bunun ise farklı bir anlam taşıdığını söyledi. Diken,
"Küçük tokmak ise kapıyı çalanın bir kadın ya da çocuk olduğunu haber
verirdi. Böylece içeridekiler kapıyı kimin çaldığını daha açmadan sesinden
anlayabiliyordu. Bu uygulama Anadolu'nun farklı bölgelerinde de görülüyor ancak
Diyarbakır'da bu tokmaklar 'şakşak' ya da 'şakşako' adıyla kültürel kimliğin
önemli bir parçası haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Sur'un dar sokaklarından kapı tokmaklarına kadar her
ayrıntının, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bir şehir kültürünün izlerini
taşıdığına işaret eden Diken, Diyarbakır mimarisinin yalnızca estetik değil;
iklim, yaşam biçimi ve toplumsal değerler gözetilerek oluşturulmuş eşsiz bir
medeniyet mirası olduğunu sözlerine ekledi.