NeHaber
Kültür & Sanat

Zamanın Koruduğu Kutsal Toprak: Ezidi Kültürünün Mardin’deki Kalbi "Bacine"

Mardin’in Midyat ilçesine bağlı, tarihi adı "Bacine" olan Güven köyü, Ezidi toplumu için yalnızca taş evlerden ibaret bir yerleşim yeri değil; hafızanın, inancın ve köklere dönüşün sembolü olarak varlığını sürdürüyor. Geçmişte yaşanan yoğun göç dalgalarının ardından bugün yeniden canlanan köy, hem inanç turizminin ve kültürel kimliğin merkezi haline geliyor hem de Şengal’den gelen sığınmacı Ezidiler için manevi bir sığınak işlevi görüyor.

Zamanın Koruduğu Kutsal Toprak: Ezidi Kültürünün Mardin’deki Kalbi "Bacine"

Baskılardan Geri Dönüşe: Bacine’nin Hafızası

Bacine, özellikle 1980’li yıllarda bölgedeki Ezidi nüfusun maruz kaldığı ağır ekonomik ve sosyal baskıların, mal varlıklarına el konulma süreçlerinin yakın tanığı. O dönemde güvenlik kaygıları ve baskılar nedeniyle boşalmak zorunda kalan köy sakinlerinin büyük bölümü Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. Ancak son yıllarda değişen konjonktür ve hukuki mücadeleler, köyün kaderini tersine çevirmeye başladı.

Bir dönem tamamen insansızlaşma noktasına gelen Bacine’de hayat yeniden canlanma noktasına geliyor ve geri dönüş projeleriyle köyde şu an 10’un üzerinde yeni konak-ev inşa edilmiş durumda. Köy nüfusu özellikle bahar dönemlerinde ve dini bayramlarda katlanarak artıyor. Midyat merkeze 7 km uzaklıkta olan Bacine’ye yılda ortalama 10-15 bin arasında ziyaretçi geliyor.

Fotoğraf: Ne Haber 
Fotoğraf: Ne Haber 

Ezidi toplumu ve kültürü üzerine saha çalışmaları yürüten uzman Betal Turunç, köye yönelik baskıların kırsal alanda tamamen bitmediğini, ancak geri dönüşlerin köye yeni bir soluk getirdiğini belirtiyor. Turunç, Bacine’deki dönüşüm sürecini ve köyün bugünkü önemini şu sözlerle aktarıyor:

"Midyat'ın o Ezidi köylerinde Ezidilere yönelik baskılar kırsalda hâlâ devam ediyor. Bacine’de de aynı şekilde 1990’lı yıllarda ciddi baskılar olmuştu; mal varlıklarına konma ve benzeri süreçler yaşandı. İnsanlar bu baskılardan kaçmak için genelde yurt dışına gitmek zorunda kaldı. Ancak yurt dışına gidenler, bir yerden sonra değişen politika ve siyasetle birlikte yeniden Midyat'ın köylerine dönüş yapmaya başladılar.

Oraya dönenler kendilerince yeniden evlerini inşa ettiler. Geçmişte el konulan tarlalarını, mülklerini dava ederek hukuki yollarla geri alanlar oldu. Bununla birlikte köy hayatı yeniden canlanmaya başladı. Canlandıktan sonra da burası önemli bir inanç merkezi haline geldi. Her yıl nisan ayı gibi dönemlerde gelip orada kutlamalar yapıyorlar. Bu kutlamalar onlar için gerçekten kimliklerini yeniden kazanmak, inanışlarını özgürce yaşamak adına bir nevi festival havasında geçiyor. İnsanların inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir alan oluştu. O yüzden Bacine, kimliklerini yeniden var etme, bunu sürdürme ve savunma açısından onlar için hayati bir öneme sahip."

Fotoğraf: Ne Haber 
Fotoğraf: Ne Haber 

Yeni Nesil İçin Kültürel Köprü

Köyün yeniden canlanması, sadece Avrupa'dan dönen yaşlı kuşaklar için değil, diaspora ortamında büyüyen genç kuşaklar için de kültürel bir bağlam sunuyor. Betal Turunç, bu durumun sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu vurgulayarak şunları ekliyor:

"Bu geri dönüşler ve görünürlük, yeni nesil gençlerin de kendi inanışlarını yerinde tanıması, köklerini keşfetmesi ve kültürlerini geleceğe taşıyarak sürdürmeleri açısından çok büyük bir önem taşıyor. Bağlar bu sayede kopmuyor."

Betal Turunç
Betal Turunç

Köydeki Çarşema Sor kutlamalarına katılmak için Almanya’dan gelen 29  yaşındaki Almas Demir diasporadaki gençlerin kökleşme arzusunu şu sözlerle anlatıyor: “Annem ve babam 1980’li yıllarda daha evlenmeden önce aileleriyle birlikte zorunlu nedenlerle Almanya’ya göç etmişler. Ben ve kardeşlerim orada doğup büyüdük fakat aidiyet duygumuz bizi hep buraya çekiyor. Buradaki eski evlere bakınca köklerimizi görüyoruz. Biz Avrupa’da da kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz fakat bu yetmiyor. İnancımızın doğduğu yeri kendimiz görmek ve havasını solumak istiyoruz.”

Fotoğraf: Ne Haber 
Fotoğraf: Ne Haber 

Geçmişin İzleri ve Yeni Konaklar: Mimari Dönüşüm

Reklam Alanı

Bacine, mimari yapısıyla da zamana meydan okuyor. Yüzyıllık taş evler, kemerli yapılar ve geleneksel Ezidi mimarisinin izlerini taşıyan tarihi binalar köyde hâlâ tüm görkemiyle varlığını koruyor. Bu tarihi doku, köyün kültürel sürekliliğinin en somut kanıtı olarak ayakta duruyor.

Öte yana, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden köylerine kesin dönüş yapan ya da yılın belirli dönemlerini burada geçirmek isteyen aileler, köyün çehresini değiştiren yeni adımlar atıyor. Geri dönen Ezidiler, geleneksel taş işçiliği ile modern mimariyi harmanlayarak kendileri için büyük konaklar inşa ediyor. Bu yeni konaklar, hem köyün ekonomik olarak yeniden canlandığını gösteriyor hem de bağların kalıcı olarak yeniden kurulduğunun mimari birer sembolü haline geliyor.

Şengal’den Gelenler İçin Bir Hafıza Mekanı

Bacine, sadece Türkiye kökenli Ezidilerin değil, sınırın ötesinden, Şengal'den fermanlar ve katliamlar nedeniyle göç etmek zorunda kalan sığınmacı Ezidilerdin de uğrak noktası. Bölgedeki kamplarda veya çevre yerleşimlerde yaşayan Şengal kökenli Ezidiler, kendi topraklarından uzakta olsalar da dini ritüellerini gerçekleştirmek ve aidiyet hissetmek adına Bacine’yi ziyaret ediyorlar.

Özellikle Ezidi inancında dünyanın yaratılış günü ve yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen Çarşema Sor (Kırmızı Çarşamba) gibi kutsal günlerde, Bacine ortak bir dua ve buluşma alanına dönüşüyor. Şengal’den gelen sığınmacılar, köyün inanç mekanlarında adaklar adayarak çıralar yakıyor ve toplumsal dayanışmayı burada yeniden üretiyor.

Köydeki Çarşema Sor kutlamalarına katılmak için Midyat merkezden Bacine’ye gelen Şengal kökenli Ezidi sığınmacı M.E.A. (41) Bacine’nin önemini şu sözlerle dile getiriyor: “Şengal’de yaşadığımız büyük acılar nedeniyle buraya sığındık, Midyatta yaşıyoruz, yaşadığımız mahallede birkaç akrabamız da var. Fakat kutsal günlerde içimizdeki boşluğu doldurmak için gelebileceğimiz tek yer burası oluyor. Burada dua etmek bize evimizdeymişiz hissi veriyor. Burası bizim için yalnızca bir köy değil sürgündeki Ezidilerin acılarını bir süre olsun unutabildiği ve inançlarını özgürce dile getirdiği güvenli bir yerdir.”

Sessiz Tanıklık: Bacine Mezarları

Köyün en özgün ve tarihi açıdan en kıymetli alanlarından biri ise geniş bir araziye yayılan tarihi Ezidi mezarlığı. Bacine’deki mezarlar, sadece birer defin alanı değil, Ezidi kozmogonisi ve felsefesinin taşlara kazınmış birer belgesi niteliğinde.

Güneş motifleri, tavus kuşu sembolleri, yaşam ağacı işlemeleri ve ölen kişinin hayattayken sahip olduğu mesleği ya da toplumsal statüyü simgeleyen kabartmalarla bezeli olan bu mezar taşları, yüzyıllardır bu topraklarda var olan özgün kültürün mimari kanıtları olarak duruyor. Göç dönemlerinde köyler boşalsa dahi bozulmadan kalan bu mezarlık, bugün köye geri dönenlerin ilk ziyaret ettiği, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran en önemli manevi merkezlerin başında geliyor.

 

Yorumlar

Yorum yapmak icin Giriş Yap veya Kayıt Ol.

Ne Haber Ajansı uygulamasını indirin

Son dakika bildirimleri ve kişiselleştirilmiş haber akışı ile haberlere anında ulaşın.

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir