Böylece 2015'te kurulan ve 2026'nın başına kadar Suriye'nin
kuzeydoğusunu kontrol eden fiili yönetim resmen sona erdi.
Türkiye'nin "PKK'nın uzantısı" olarak kabul ettiği
SDG'ye bağlı Kürt silahlı güçler Suriye ordusuna katıldı.
Kürtlerin Rojava olarak adlandırdığı bölgedeki sivil ve
askeri kurumlar da merkezi yönetime entegre edildi.
Suriye'de geçici yönetimin devlet başkanı Ahmed Şara'nın, 27
Ağustos'ta Abdi'yi danışmanı olarak atadığı açıklandı.
Arapça yayın yapan Al Majallah dergisinin haberine göre
grubun dışişlerinden sorumlu İlham Ahmed'e ise Suriye Parlamentosu'nda vekillik
verilmesinde mutabık kalındı.
Türkiye ve ABD, SDG'nin feshini memnuniyetle karşıladı.
Suriyeli Kürtlerin yeni hükümette ne rol alacakları ve
vatandaşlık haklarına ilişkin tartışmalar sürüyor.
Suriye'nin Deyrizor bölgesinde SDG ile ona bağlı yerel güçler ile Suriye bayrağı yan yana dalgalanıyor. 28 Eylül 2025.
'Türkiye Suriye'de İstediğini Aldı'
Türkiye, kuruluşundan itibaren SDG'yi sınırında bir tehdit
unsuru olarak gördü.
SDG'nin omurgasını Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD)
silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyordu.
Türkiye YPG'yi "PKK'nın Suriye kolu ve terör
örgütü" olarak kabul ediyor ve SDG'ye karşı da aynı yaklaşımı benimsiyor.
Ankara, SDG'nin sınır bölgelerindeki hakimiyetini sınırlamak
için 2016-2019 arasında Suriye'nin kuzeyine askeri harekâtlar düzenledi.
Türkiye, Beşar Esad'ın devrilmesinin ardından SDG'nin
varlığının sona ermesini talep etti, grubun merkezi hükümete entegrasyonu
konusunda yürütülen müzakerelerde de rol aldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 26 Ağustos'ta yaptığı
açıklamada SDG'nin feshini "memnuniyet verici bir olay" olarak
niteledi.
Fidan, Suriyeli Kürtlerin kimliğinin korunması gerektiğini,
ülkenin toprak bütünlüğünün bozulmaması gerektiğini ifade etti ve şunları
söyledi:
"Şam'da yapılan açıklama metni itibarıyla olumludur ama
pratikte de söylendiği gibiyse ziyadesiyle olumludur."
ABD merkezli Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü
Aslı Aydıntaşbaş, SDG'nin feshi ile ilgili "Bence Türkiye Suriye'de
istediğini aldı" değerlendirmesini yapıyor.
Konuyu BBC Türkçe'ye değerlendiren uzman, sözlerini
şöyle sürdürüyor:
"Öncelikle kendi güvenlik kaygılarını gideren yeni bir yapı
söz konusu.
"Ama daha da önemlisi Kürtlerin Şam rejimi ile
entegrasyonunu teşvik ederek Türkiye'deki barış süreci ile neredeyse paralel
giden yeni bir Suriye'nin oluşmasına neden oldu."
Aydıntaşbaş, Şam yönetimi ve SDG arasındaki müzakerelerin
yalnızca Suriye bağlamında olmadığını, buna Abdullah Öcalan, Türkiye ve Türk
güvenlik kaynaklarının da fiilen dahil olduğunu vurguluyor.
Gazeteci, SDG'nin feshi için "Türkiye'deki sürecin de
önünü açar" değerlendirmesini yapıyor.
SDG askerleri Halep'te öldürülen askerler için düzenlenen cenaze töreninde yürüyüş yapıyor. 21 Ağustos 2026.
2007-2009 yıllarında Türkiye'nin Şam büyükelçiliğinde görev
yapan emekli başkonsolos Gülru Gezer de "Bu hem terörsüz Türkiye hem de
terörsüz bölge süreciyle örtüşen bir gelişme" diyor.
Konuyu BBC Türkçe'ye değerlendiren Gezer şunları
söylüyor:
"[Kürdistan Topluluklar Birliği] KCK yapılanması
altında Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta ve Iran'da farklı terörist yapılanmalar
var. Şimdi yavaş yavaş bunların çözüldüğünü görüyoruz bölgede.
"Aynı gelişmeleri Irak ve İran'dan da bekliyoruz.
Müttefikimiz olarak nitelendirebileceğimiz birçok Avrupa ülkesinin de PKK terör
örgütüne yönelik olarak desteğini çekmesini tabii ki istiyoruz."
Kürdistan Topluluklar Birliği, PKK ve çizgisindeki
örgütlerin çatı yapılanması konumunda.
Peki SDG'nin feshi Suriyeli Kürtler için ne anlama geliyor?
'Hayal Kırıklığı ve İçine Sinmeme Hali Var'
SDG'nin feshine giden süreçte grubun elindeki tüm sivil ve
idari yapılar Şam yönetimine devredildi.
Ağustos başında BBC'ye konuşan bir Suriye ordusu sözcüsü,
grubun bünyesinde yer alan 5 binden fazla askerin Haseke bölgesinde görev alan
dört tugaya katıldığını açıkladı.
YPG'ye bağlı Kadın Savunma Birlikleri'nin (YPJ) ise Suriye
İçişleri'ne bağlı güvenlik güçlerine katılması ve ülkenin kuzeydoğusunda
terörle mücadele kapsamında görev alması öngörülüyor.
Taraflar arasında 18 Ocak'ta imzalanan ateşkes ve
entegrasyon anlaşmasında Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerin "özel
yapısının korunacağı" belirtilmiş, vatandaşlık hakları ve ana dilde eğitim
gibi adımlar atılmıştı.
Ortadoğu ve Kürt sorunu üzerine uzmanlaşan uluslararası
ilişkiler uzmanı Doçent Doktor Arzu Yılmaz ise SDG'nin feshedilme şartlarının
grup için ideal olmadığı görüşünde.
Son bir buçuk yıldır konuya dair sahada yaptığı gözlemlere
değinen Yılmaz'a göre Suriyeli Kürtlerde bir "hayal kırıklığı ve içine
sinmeme hali" var.
Arzu Yılmaz, SDG'nin Esad rejiminin devrilmesinden bu yana
"sürekli oldubittilerle" karşı karşıya kaldığını savunuyor ve
"Suriye'de oluşmakta olanın bir illüzyon yarattığı kanaatindeyim"
diyor.
Yılmaz, "SDG aslında Ocak'ta fiilen ortadan
kalktı" diye devam ediyor.
Suriye ordusu, Ocak'ta SDG'ye yönelik askeri harekât
başlatmış, Şam güçleri grubun kontrolündeki Deyrizor ve Rakka'yı ele
geçirmişti.
Türkiye sınırındaki Kobane, Haseke ve Kamışlı bölgelerine
çekilen SDG ile Şam yönetimi 18 Ocak'ta ateşkes imzalamıştı.
Arzu Yılmaz, Nusayrilerin yoğun yaşadığı Lazkiye ve Tartus
ile Dürzilerin yaşadığı Süveyda vilayetindeki şiddet olaylarını hatırlatarak
benzer olayların ülkenin kuzeydoğusunda da yaşanabileceğini söylüyor.
Ayrıca Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik tartışmaların
yalnızca Kürt bölgeleri üzerinden yapılmasını da eleştiriyor:
"Şam'da kurulan otorite çerçevesinde birleştiğini
söyleyen farklı cihatçı fraksiyonların entegrasyonu ne oldu? Bunu hiç konuşmuyoruz.
"Dürziler de aynı şekilde. Bugün ne idari ne askeri ne
resmi bütünlük söz konusu. Süveyda bölgesinin entegrasyonu ne oldu?"
Yılmaz, SDG'nin yalnızca askeri bir yapılanma olmadığını
söylüyor ve grubu "Seküler, eşitlikçi, kadın özgürlüğüne dayanan ve demokratik
bir yönetim iddiasıyla siyasi sahnede yer bulmaya çalışan bir yapı" olarak
nitelendiriyor.
SDG'nin daha önce "cihatçı ve islamcı bir yapı"
olarak değerlendirdiği Ahmet Şara yönetimindeki Suriye hükümetine
entegrasyonunun bu boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini savunuyor.
Vatandaşlık Hakları ve Kürtçe Eğitim
Suriye lideri Ahmet Şara'nın imzası bulunan 16 Ocak tarihli
başkanlık kararnamesi ile Suriyeli Kürtlerin Suriye halkının "ayrılmaz ve
asli" parçası olduğu vurgulandı.
Bu kararname ile Kürtçe "ulusal" dil, Nevruz ise
resmi bayram ilan edildi.
Suriye'nin resmi haber ajansı SANA, 26 Ağustos'ta
yayımladığı haberinde Kürtçe'nin 2026-2027 eğitim yılında ilk kez müfredata
alınacağını yazdı.
SANA'nın haberine göre Kürtçe, seçmeli ders olarak haftada
iki saat öğrencilere verilecek.
SDG ise Kürtçe'nin yalnızca ulusal değil aynı zamanda resmi
dil olmasını talep ediyor.
Mazlum Abdi, 22 Ağustos'ta Rudaw'a verdiği bir röportajda
SDG kontrolündeki bölgelerde Kürtçe'nin üniversite seviyesinde müfredat dili
olduğunu söylemiş ve mevcut kararnamenin bu konuda yetersiz kaldığını
savunmuştu.
Al Mujallah'ın haberinde SDG'nin fesih şartları arasında
Suriye devletinin Kürtçe'yi resmi dil kabul etmesi, tarih ve coğrafya gibi
derslerin okullarda Kürtçe de okutulmasının yer aldığı belirtiliyor.
Aslı Aydıntaşbaş, "Suriye'deki süreç birçok anlamda
Türkiye'de yaşanan çözüm sürecinden daha ileri bir noktada" diyor.
Uzman, anadilde eğitim ve yerel özerklik gibi konularda
varılan mutabakatları vurgulayarak "Haliyle Suriye'deki süreç Türkiye'den
daha hızlı ilerleyebilir" diyor.
Gülru Gezer, SDG ve Suriyeli Kürtler arasında ayrım
yapılması gerektiğini söylüyor.
Suriyeli Kürtlerin uzun yıllar vatandaşlık haklarından
mahrum bırakıldığını hatırlatan Gezer, gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:
"Bu, hem Şam yönetiminin otoritesini konsolide etmek
açısından hem de [SDG] tehdidini bertaraf etmek açısından bir başarıdır."