Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kışın ağırlaşan ısınma ihtiyacı, düşük gelirli hanelerin bütçesinde yeni bir yük oluşturuyor. Kimi hane kömür ve odun parasını yazdan biriktiriyor, kimi ise kira, fatura ve yakacak arasında tercih yapmak zorunda kalıyor.
Bölgenin iklim koşulları, düşük hane gelirleri ve
enerjiye erişimde yaşanan sorunlar, enerji yoksulluğunu kış aylarında daha
görünür hale getiriyor.
Türkiye’de artan enerji ve yakıt maliyetleri, dar
gelirli hanelerin temel enerji ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırırken, bu
yük özellikle kış aylarında daha fazla hissediliyor. Doğu Anadolu’da uzun ve
soğuk kış koşulları ısınma ihtiyacını artırırken, Güneydoğu Anadolu’da ise yaz
aylarında yükselen sıcaklıklar nedeniyle serinleme ihtiyacı hanelerin enerji
harcamalarını artırıyor.
Enerji yoksulluğu yalnızca faturaların ödenememesiyle
sınırlı kalmıyor. Bir hanenin evini yeterince ısıtamaması, yaz aylarında
serinletememesi, konutun yalıtım sorunlarını giderememesi ya da temel enerji
hizmetlerini gelirinden dolayı yeterli düzeyde kullanamaması da enerji
yoksulluğunun bir parçası olarak değerlendiriliyor.
TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları
İstatistikleri, Türkiye’de maddi ve sosyal yoksunluğun hala önemli bir sorun
olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre maddi ve sosyal yoksunluk oranı yüzde
11,9 olarak hesaplanırken, bu göstergeler arasında hanelerin ekonomik
nedenlerle evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme durumu da yer aldı.
Doğu’da
Isınma, Güneydoğu’da Serinleme Yükü
Bölgenin enerji ihtiyacı tek tip değil. Doğu
Anadolu’da kış aylarında düşük sıcaklıklar nedeniyle ısınma giderleri öne
çıkarken, Güneydoğu Anadolu’da yaz aylarında aşırı sıcaklar soğutma ihtiyacını
artırıyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2026 ilk altı aylık verilerine
göre Doğu Anadolu Bölgesi’nde temmuz ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 23,3
derece olurken, Güneydoğu Anadolu’da bu değer 31,1 derece olarak ölçüldü. Aynı
ay Güneydoğu’da sıcaklık Cizre’de 46,8 dereceye kadar çıktı.
Bu tablo, enerji yoksulluğunun bölgelere göre farklı
biçimlerde yaşandığını gösteriyor. Doğu’da düşük gelirli haneler için kış
aylarında yeterli yakacağa ulaşmak temel sorunlardan biri haline gelirken,
Güneydoğu’da yaz aylarında klima ve diğer soğutma araçlarının kullanım maliyeti
öne çıkıyor.
Ancak her iki bölgede de ortak sorun, enerji
giderlerinin düşük gelirli hanelerin bütçesinde giderek daha fazla yer
kaplaması.
Dar
Gelirlinin Kış Hesabı Yazdan Başlıyor
Doğu Anadolu’da özellikle doğal gaz altyapısının
bulunmadığı ya da hanelerin doğal gaz kullanamadığı yerlerde odun ve kömür hala
temel ısınma araçları arasında bulunuyor.
Van Oduncular ve Kömürcüler Kooperatifi Başkanı Hacı
Fehim Yakut, kömür fiyatlarının döviz kuru, nakliye ve akaryakıt
maliyetlerinden etkilendiğini belirtiyor. Yakut’un verdiği bilgilere göre odun,
kömür ve diğer ısınma gereçlerinde büyük artışlar yaşanması bekleniyor.
Van Oduncular ve Kömürcüler Kooperatifi Başkanı Hacı Fehim Yakut
Yakut, döviz kuru üzerinden ithal edilen kömürün
maliyetinin her yıl arttığını, nakliye giderleri ve akaryakıt zamlarının da
fiyatları doğrudan etkilediğini ifade ediyor. Önceki kış için açıklanan
fiyatlarda bir ton Ukrayna menşeli kömürün kalitesine göre 12 bin ila 15 bin
500 lira arasında, yerli Şırnak kömürünün ise 4 bin ila 6 bin 500 lira arasında
değiştiği belirtilmişti. Bu rakamlar, özellikle düzenli ve yüksek bir gelire
sahip olmayan haneler açısından yakacak giderinin neden kış gelmeden
hesaplanmaya başlandığını gösteriyor.
Emekli Hasan Görgülü de kış hazırlığına aylar
öncesinden başladığını belirten yurttaşlardan biri. Kirada yaşadığını ve
geçinmekte zorlandığını söyleyen Görgülü, kömür fiyatlarının yüksek olduğunu
ifade ediyor.
Görgülü, “Emekliyim, kirada yaşıyorum ve durumum
gerçekten çok kötü. Kış ayları bizim için çok zor geçiyor. Kömür fiyatları çok
yüksek. Daha yaz aylarından itibaren kışın kullanacağımız kömürün parasını
biriktirmeye, kenara para koymaya başlıyoruz. Çünkü kış geldiğinde bu masrafı
karşılamak daha da zor oluyor. Emekli maaşıyla hem kirayı hem faturaları hem de
kömür masrafını karşılamak kolay değil. Kışın ne yapacağımızı, nasıl
geçineceğimizi kara kara düşünüyoruz.” dedi.
Hasan Görgülü
Gelirin
En Düşük Olduğu Bölge
Enerji giderlerinin hane bütçesindeki ağırlığını
anlamak için gelir verileri de tabloyu tamamlıyor.
TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri’ne göre
Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 332 bin
882 lira olurken, bu gelirin en düşük olduğu bölge 172 bin 552 lirayla Van,
Muş, Bitlis ve Hakkari’nin yer aldığı TRB2 bölgesi oldu.
Bu durum, özellikle Doğu Anadolu’da ısınma
giderlerinin düşük gelirli haneler açısından neden daha ağır bir yük
oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Güneydoğu Anadolu’da ise gelir ve yoksulluk
göstergeleri farklı bir tablo ortaya koyuyor. GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin
TÜİK verilerinden derlediği 2024 göstergelerine göre Güneydoğu Anadolu’da
medyan gelirin yüzde 60’ının altında kalanların oranı yüzde 12,82 olarak
hesaplandı.
Bölgeler arasındaki farklara rağmen ortak nokta,
enerji harcamalarının dar gelirli hanelerin diğer temel ihtiyaçlarıyla aynı
bütçeden karşılanması.
Doğalgaz
Var Ama Herkese Ulaşmıyor
Doğu Anadolu’da enerji yoksulluğunun bir başka
boyutunu ise doğalgaza erişim oluşturuyor.
Van Milletvekili Zülküf Uçar, Van’ı örnek göstererek en
büyük mahallelerinden birinde birçok hanenin doğalgazdan yararlanamadığını
belirterek, sorunun çözülmesi gerektiğini ifade etti. Milletvekili ayrıca
Van’da doğalgazın ulaştığı hane sayısını, bunun toplam hanelere oranını, kent
genelindeki altyapı çalışmalarının hangi aşamada olduğunu ve İpekyolu ilçesinde
doğalgaz ulaşmayan mahalle ve hane sayısını sordu.
Doğalgazın bulunmadığı haneler açısından ise
alternatif yakıtların maliyeti yeniden gündeme geliyor. Böylece dar gelirli
hane açısından mesele yalnızca hangi yakıtın kullanılacağı değil, o yakıta
düzenli biçimde erişip erişemeyeceği haline geliyor.
Kira,
Fatura ve Yakacak Arasında Kalan Bütçe
Günübirlik işlerde çalışan Lütfi Sakçı da gelirinin
düzenli olmadığını ve herhangi bir sosyal güvencesinin bulunmadığını belirtiyor.
Günlük 10-12 saat çalıştığını söyleyen Sakçı, aldığı ücretin bin ila 2 bin lira
arasında değiştiğini ifade ediyor.
Sakçı, “Günlük 10-12 saat çalışıyoruz ama aldığımız
ücret bin ila 2 bin lira arasında değişiyor. Hiçbir güvencemiz yok, sigortasız
çalışıyoruz. Geçici işçiyiz ve bu gelirle ayakta kalmak artık neredeyse
imkansız. Günübirlik bir işte çalışıyorum. Evde doğal gaz zaten yok ama kömür
de aldı başını gidiyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Okulların da açılmasıyla
beraber oluşacak masrafları şimdiden kara kara düşünüyorum” diye konuştu.
Lütfi Sakçı
Enerji giderinin artması, düşük gelirli hanelerde
diğer harcamaların kısılmasına da neden oluyor. Kira, gıda, eğitim ve
faturaların ardından yakacak için ayrılabilecek para azalırken, özellikle
düzenli geliri olmayan haneler kış aylarını geçirmek için aylar öncesinden
hazırlık yapmak zorunda kalıyor.
Enerji
Yoksulluğu Yalnızca Kış Sorunu Değil
Enerji yoksulluğu araştırmaları da sorunun yalnızca
kış aylarında ortaya çıkan bir yakacak meselesi olmadığını gösteriyor.
Mekanda Adalet Derneği’nin enerji yoksulluğu
çalışmalarında, enerji yoksulluğunun insanların temel ihtiyaçları için gerekli
enerjiye erişememesi veya bu enerjinin maliyetini karşılayamamasıyla ilişkili
olduğu vurgulanıyor. Araştırmalarda konutun fiziksel koşulları, yalıtım ve
enerji verimliliğinin de hanelerin enerji ihtiyacını doğrudan etkilediği
belirtiliyor.
Bu nedenle Doğu Anadolu’da kışın yakacak masrafı,
Güneydoğu Anadolu’da ise yazın serinleme ihtiyacı aynı sorunun farklı yüzleri
olarak ortaya çıkıyor.
Doğu’da soğuk hava nedeniyle daha fazla yakıt tüketmek
zorunda kalan haneler, Güneydoğu’da yüksek sıcaklıklar nedeniyle soğutma
ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor. Her iki durumda da düşük gelir, yüksek
enerji maliyetleri ve enerji verimliliği düşük konutlar, hanelerin yükünü
artırıyor.
Kış
Gelmeden Enerji Yoksulluğu Kapıyı Çalıyor
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da enerji yoksulluğu,
yalnızca kış geldiğinde hissedilen bir sorun olmaktan çıkıyor. Kömür parasını
yazdan biriktiren emekli, düzenli işi olmadığı halde kış hazırlığı yapmak
zorunda kalan işçi, doğalgaz hattının ulaşmadığı mahallede yaşayan hane ve
yüksek sıcaklıklarda serinlemek için daha fazla enerji tüketmek zorunda kalan
aile aynı sorunun farklı biçimleriyle karşı karşıya kalıyor.
TÜİK’in gelir verileri de özellikle Van, Muş, Bitlis
ve Hakkari’nin yer aldığı bölgede hane gelirlerinin Türkiye ortalamasının
oldukça altında olduğunu ortaya koyuyor.
Bu tablo, enerjiye erişimin yalnızca faturayı
ödeyebilmekten ibaret olmadığını gösteriyor. Isınmak, serinlemek, yeterli
enerji kullanabilmek ve enerji verimliliği yüksek bir konutta yaşamak, dar
gelirli haneler için giderek daha fazla bir ekonomik mücadeleye dönüşüyor.
Doğu Anadolu’da kışın soğuğu, Güneydoğu Anadolu’da
yazın sıcağı değişse de hanelerin karşı karşıya kaldığı temel soru aynı: Gelir
yetmediğinde evin enerjisi için nereden tasarruf edilecek?
Makina Mühendisleri Odası’nın Türkiye’nin Enerji
Görünümü 2026 raporuna göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Türkiye’nin enerji
üretiminde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin karasal petrol üretiminin büyük
bölümü Şırnak/Gabar, Batman, Adıyaman ve Diyarbakır’daki sahalardan sağlanırken,
bölgeler güneş enerjisi ve hidroelektrik açısından da yüksek potansiyel
taşıyor.
Raporda, Türkiye’nin enerjide yüzde 67-70
seviyesindeki dışa bağımlılığının azaltılması için yerli ve yenilenebilir
kaynakların daha fazla değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ancak enerji
üretiminde stratejik konumda bulunan bölgelerde düşük gelirli haneler, temel
enerji ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu durum, enerji üretimi ile
enerjiye erişim arasındaki eşitsizliği ortaya koyuyor.