Batman, Güneydoğu Anadolu bölgesinin nüfusu hızla artan, ekonomik ve sosyal dinamikleri Suriye krizi sonrası yaşanan göçle doğrudan şekillenen illerinden biri olarak öne çıkıyor. Savaş, yoksulluk ve şiddet gibi zorunlu nedenlerle ülkelerini terk ederek Batman’a yerleşen sığınmacı ve mülteci kadınlar, hayata tutunmaya çalışırken sistematik bir hukuksuzluk döngüsüyle karşı karşıya kalıyor.
Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre Türkiye genelinde milyonlarca geçici koruma statüsündeki yabancı bulunuyor ve bu nüfusun önemli bir kısmı Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde yaşamını sürdürüyor. Batman da bu göç dalgasından etkilenen şehirler arasında yer alıyor. Şehirdeki sığınmacı nüfus, yerel imkanların kısıtlı olması ve yabancılara yönelik mevzuatın yetersizliği nedeniyle temel kamu hizmetlerine erişimde büyük engellerle karşılaşıyor.
Şehirde yaşayan bu kadınların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, resmi nikah olmaksızın yapılan dini veya örfi birliktelikler oluyor. Resmiyette tanınmayan bu evlilikler, kadınları yasal korumadan tamamen mahrum bırakıyor. Medeni kanunun sağladığı hiçbir güvenceye sahip olmayan kadınlar, evlilik birliği sona erdiğinde veya şiddet gördüğünde hukuki açıdan boşlukta kalıyor. Ne boşanma davası açabiliyorlar ne de yasal yollardan bir hak talep edebiliyorlar. Bu durum, kadınların en temel insani ve medeni haklarından tamamen mahrum kalmasına neden oluyor. Resmi nikahın olmaması, kadınların sosyal haklardan yararlanmasını engellediği gibi olası bir ayrılık durumunda onları tamamen savunmasız bırakıyor.

Dil Bariyeri ve Sınır Dışı Edilme Korkusu
Sığınmacı kadınların adalet mekanizmalarına erişimini engelleyen en büyük unsurlardan biri dil bariyeri olarak öne çıkıyor. Türkçe bilmeyen veya çok az bilen kadınlar, karakola, savcılığa veya hastaneye gittiklerinde yaşadıkları sorunları anlatamıyor. Tercüman eksikliği, hak arama özgürlüğünün önündeki somut engellerin başında geliyor. Resmi kurumların yabancı dil desteği konusunda yetersiz kalması, kadınları bu anlamda tamamen çaresiz bırakıyor.
En temel hak arama adımları çoğu zaman korkutmayla engelleniyor. Kadınlar, şiddet gördüklerinde veya hakları gasbedildiğinde resmi kurumlara başvuracakları zaman sınır dışı edilme korkusu yaşıyor. Geçici koruma kimliğinin iptal edileceği, ülkesine gönderileceği ya da çocuklarından koparılacağı kaygısı, kadınları yaşadıkları şiddete ve adaletsizliğe sessiz kalmak zorunda bırakıyor.
Bu vahim tabloyu, sahada sığınmacı kadınlarla uzun zamandır çalışmış olan uzmanların gözlemleri de net bir şekilde doğruluyor. Göç ve mültecilik konusunda mevzuatı net olmayan Türkiye gibi ülkelerde çeşitli toplumsal olaylar ve politik değişkenler bile göçmenlerin içinde bulunmuş olduğu belirsiz durumu daha da olumsuz hale getirmektedir diyen sosyal çalışmacı Gülay Tosun, sahadaki gerçekliği şu sözlerle aktarıyor: “Halihazırda güvence altında olmayan statüyü daha da belirginsizleştirebiliyor. Bu durum göçmenler için ciddi kaygılar barındırıyor. Bu kaygılar arasında en baskın olan sınır dışı edilme tehdidi yaşamış oldukları hak kaybını görmezden gelme veya suskunlaşmalarını kaçınılmaz kılıyor. Kanunların yerel halktan ve otoriteden yana oluşu göçmenlere yönelik hak ihlallerinde caydırıcı bir yaptırımın olmayışı talep edilse bile dayandırılacak bir mevzuatın olmayışı, almış oldukları geçici koruma statüsünün çoğu konuda geçici oluşu kalıcı ve güvence altına almayan bir yerde oluşu mülteciler için umutsuzluğa sebep olmaktadır. Buna dair emsallerin varlığı mültecilerin hak ihlalini bildirdikleri zaman karşılaşacakları sosyal, hukuksal ve dile dair bariyerlerden dolayı genellikle bildirmekten vazgeçiyorlar. Türkiye’deki sosyal hizmet mekanizmaları bildirim veya beyan esaslı faaliyet gösterdiği için tespit edilmesi veya müdahale edilmesi güçleşebiliyor. Bu da göçmenlerin sosyal hizmet mekanizmaları erişmeleri önündeki bir diğer bariyer olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Resmi Nikahsız Yaşam ve Çaresizlik Döngüsü
Batman’ın yoksul mahallelerinden birinde yaşam mücadelesi veren L.K. (28), hukuki boşluğun ve çaresizliğin yaşandığı durumlardan birinin öznesini oluşturuyor. 12 yıl önce ailesiyle birlikte Suriye’deki çatışmalardan kaçarak Batman’a sığınan L.K. yaşadıklarını şu şekilde dile getiriyor: “Buraya geldikten sonra dini nikahla bir evlilik yaptım ve resmi olarak herhangi bir nikah kaydım yok. Eşim evlendikten 5 yıl sonra bizi terk etti ve iki çocuğumla tek yaşıyorum. Geçimimizi sağlayacak bir gelirim yok. Çocuklarımın babasıyla resmi bir evliliğim olmadığı için resmi bir boşanma da olmadı. En azından çocuklarım için bir nafaka talebinde bulunmak istiyorum ama avukat tutacak maddi gücüm de yok. Türkçe bilmiyorum ve adliyede derdimi nasıl anlatacağımı da bilmiyorum. İki çocuğumla birlikte bu zor hayatı sürdürmeye çalışıyorum.”
Kurumsal Engeller ve Bürokratik Çıkmazlar
Sığınmacı kadınların yaşadığı sorunlar yalnızca hukuki boşluklarla sınırlı kalmıyor. Resmi kurumlardaki personellerinin yaklaşımı da hak arama yollarını tıkıyor. Şiddete uğrayan kadınlar, kolluk kuvvetlerine başvurduklarında sık sık önyargılı ve caydırıcı yaklaşımlarla karşılaşıyor. Bu durumu ve adli destek süreçlerindeki tıkanıklıkları Batman Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Ayşe Nur Demir şu sözlerle anlatıyor: “Batman’da şiddete maruz kalan kadınlar adli destek hizmetlerine erişirken ilk olarak zaten eski partnerden kaynaklı bir korku yaşıyorlar bu korku aşıp şikayet yoluna gitme cesareti gösterdiklerinde ise bu yolda karşılaştıkları bir diğer engel toplum ve şikayet mekanizmasını çalıştıran kurumlar oluyor. Evet tamamı için geçerli değil ama şu ana kadar karşılaştığımız çoğu kadın “şikayet etme cesareti gösterdim ama gittiğim kolluk kuvvetinde bana; senin kocandır, senin ailendir, şikayet etsen de bir şey çıkmaz” gibi bir çok beyanda bulunduklarını ve bu yolda cesaretlerinin kırıldığını beyan ettiler. Bununla beraber sadece cezai alanda değil hukuki alanda da örneğin boşanmak isteyen bir kadın evliliğinde şiddet görüyor örneğin tüm cesareti ekonomik açıdan düşeceği durumda çocuklarıyla yaşayacağı hayatta hayata tek başına tutunma cesaretinin yıllar önce kırılmış olmasından kaynaklı ya da ailenin artık bu eve giremezsin sana bakmayız gibi beyanlarından kaynaklı maalesef kadınlar boşanma hususunda da bir çok zorluk yaşıyorlar. Yani özetle bir kadın adli destek hizmetlerine erişirken başta ekonomik engeller olmak üzere bu yolda cesaretini kıracak ve çok korku ve engelle karşılaşıyor.

Avukat Ayşe Nur Demir, bu engellerin aşılması için gereken adımları ve kurumsal sorumlulukları ise şöyle vurguluyor:
“Bu hukuki engelleri azaltmak için bu tamamen benim tecrübe ettiğim kadarıyla yorum yapabileceğim bir konu. Örneğin kadının şikayet yolunda gittiği hastane kolluk kuvveti gibi kurumların denetiminin biraz daha artırılması gerekiyor ki bu kişilerin bu şikayetleri alan kişilerin en azından gerekli eğitimleri almış olması gerekiyor. Bunların onların bir görevi olduğunu bilmeleri ve kendi kişisel şahsi ideolojilerinden sıyrılarak şiddet gören bir şahsın şikayetine nasıl bir yol izliyorlarsa o şekilde bir yol izlemelerini öğrenmeleri gerekiyor. Bununla beraber ekonomik durumdan yoksun kadınlar için baromuzun bir adli yardım sistemi elimizden geldiğince çok kadına yardım etmeye çalışıyoruz fakat, bence bu konuda daha fazla kurumun çalışması ve çabalaması gerekiyor. Aslında bunu söylerken şunu anlatmaya çalışıyorum; bu kadınlar baroya gelip boşanma veya benzeri hukuki hakları konusunda ekonomik destekten yoksun olduklarından kaynaklı adli yardım dolayısıyla bir hukuki destek almak istediklerinde çok uzaktan geliyorlar bu noktada yanlarında belli evrakları getirmeleri gerekiyor ve bu evrakları toplamak sürekli gidip gelmek baroya erişim gibi bir çok sıkıntı yaşıyorlar bu hususun çeşitli destek ve kaynaklarla çözümlenmesi gerekiyor.”
Şiddet Sarmalında Yaşanan Hayat Mücadelesi
Batman merkezde yaşayan F.H. (34), resmi nikahlı olduğu ancak yıllardır fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı eşinden boşanmak istiyor. F.H., gördüğü şiddet nedeniyle can güvenliğinin kalmadığını belirterek ayrılma kararı alıyor. Sığınmacı statüsünde olması ve geçim kaynağının olmaması, onu tamamen eşine bağımlı kılıyor. Ailesi başka bir şehirde olduğu ve onlardan destek göremediği için yaşadığı şehirde sığınacak güvenli bir yeri bulunmuyor. Ailesinin yanında gitmek istediğini fakat geçici koruma kaydının Batman’da olması nedeniyle yasal olarak orada kalması gerektiğini belirtiyor.










