Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan “İşsizliğin Görünümü Ekim 2026” raporu, iş gücünde derinleşen krizi gözler önüne serdi. Rapora göre, resmi işsizlik verileri ile sahadaki gerçeklik arasındaki makas hızla açılırken, geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 762 bine ulaştı.
TÜİK’in eylül 2026 Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine dayanılarak hazırlanan rapora göre, mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı (standart) işsizlik oranı yüzde 8.4 olarak açıklandı. Dar tanımlı işsiz sayısı ise bir önceki yıla göre azalarak 2 milyon 967 bin kişiye geriledi.
Ancak DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre, zamana bağlı eksik istihdam, ümitsiz işsizler ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanları kapsayan geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31.2 seviyesinde gerçekleşti. Geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 762 bin kişiye ulaştı. Raporda, dar tanımlı ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki puan farkının 22.8’e çıktığı vurgulandı. Uzmanlar, bu uçurumun temel nedeninin potansiyel işgücü ve zamana bağlı eksik istihdamdaki artış olduğunu belirtiyor.
Kadın İşsizliğinde Çarpıcı Tablo
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri de cinsiyete göre işsizlik verileri oldu. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40.4 ile rekor seviyeye ulaşırken, geniş tanımlı erkek işsizliği yüzde 25.6 olarak kaydedildi. Kadın ve erkek işsizliği arasındaki fark 14.8 puana kadar çıktı. Dar tanımlı işsizlikte de durum farklı değil; kadınlarda bu oran yüzde 11.3 iken, erkeklerde yüzde 6.9 olarak hesaplandı. Eylül 2026 itibarıyla geniş tanımlı işsiz sayısı kadınlarda 6 milyon 382 bin, erkeklerde ise 6 milyon 380 bin olarak gerçekleşti.
Eksik İstihdam ve Ümitsizlik Derinleşiyor
Rapor, işgücü piyasasındaki ataleti de gözler önüne seriyor. Türkiye’de 4.3 milyon kişi haftalık 40 saatten az çalışmasına rağmen daha fazla çalışmak istiyor. Öte yandan, 5.5 milyon kişi çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor. DİSK-AR, dar tanımlı işsizliğin gerilemesine karşın geniş tanımlı işsizliğin artmasını, iş arama ümidini yitirenlerin ve potansiyel işgücünün sayısındaki artışa bağlıyor.







