Hasat edilen tüm ürünlerde üretici zarar etti. Artan maliyetler ve alım fiyatları çiftçiyi borçla üretime zorlarken tarım politikaları küçük üreticiyi tasfiye ederek şirket tarımını büyütmeyi hedefliyor: Çiftçiyi kendi toprağında köle ettiler.
2026 yılında hasat edilen hiçbir tarımsal üründe üreti girdi
maliyetleri ve düşük açıklanan alım fiyatları karşısında kâr edemedi. Üzüm,
fındık, incir, buğday ve arpanın ardından açıklanan çeltik ile şeker pancarı
alım fiyatları da çiftçinin hiçbir maliyetini karşılamadı.
Elma üreticisi artan döviz kuru nedeniyle alıcı bulamazken
tarladan kilosunu 3-3,5 liraya topladığı hasadını “Meyve suyu fabrikalarına
hamallık yapıyoruz” diye yorumladı. “Liyakatin olmadığı bir ülkede, Tarım
Bakanı’nın bitkiyi tanımamasına dahi şaşırmıyoruz artık” diyen çiftçi, iktidar
değişmeden ülke ekonomisinin bel kemiği olan tarımdan bir beklentisinin
olmadığını aktardı.
Çiftçinin yüzü hiçbir üründe gülmezden tarımsal girdi
fiyatları enflasyonla birlikte artışını sürdürdü. TÜİK’in en son açıkladığı
ağustos ayı tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) bir önceki aya göre yüzde
3,41, geçen yıla göre 30,28 artarken yurt dışı üretici fiyat endeksinde de
artış yaşandı. TÜİK’in dün açıkladığı yurt dışı üretici fiyat endeksi (YD-ÜFE)
eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,82 arttı. Endeks bir önceki yılın
Aralık ayına göre yüzde 28,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,64, on
iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,82 artış gösterdi.
Tarlalar Boş Kaldı
Üretici şeker pancarında ton başına en az 4 bin 500 lira
fiyat talep ederken Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (TÜRKŞEKER), kota tamamlama
primi dâhil ton başına alım fiyatını 3 bin 100 liradan 3 bin 720 liraya
yükseltti. Yüzde 20’lik artış, girdi enflasyonun çok altında kalarak kilogram
başına yalnızca 62 kuruşa denk geldi. 1 kiloluk şeker pancarının karşılığı 3,72
TL oldu.
Uşak’ta şeker pancarı üretiminde baraj sistemi olmayan kuyu
sulama yöntemiyle tarla sulayan üreticiler, artan mazot ve elektrik fiyatları
karşısında üretimden vazgeçmişken baraj sisteminin kurulduğu 2026 yılında
yeniden üretime geçti. Ancak bir yılda katlanan girdi maliyetleri ve açıklanan
düşük alım fiyatları nedeniyle üretici bu yıl da kazanç elde edemedi.
Uşaklı şeker pancarı üreticisi Kadir Bozkuş, yüksek
maliyetler ve sözleşmeli tarım sistemi nedeniyle çiftçinin hareket alanının
daraldığını anlattı. Pancarın diğer ürünlere kıyasla daha fazla girdi
gerektirdiğini belirten Bozkuş, ekim öncesinde tarlanın birkaç kez sürüldüğünü,
gübreleme ve çapalama işlemlerinin üretim boyunca sürdüğünü söyledi.
Pancarda açıklanan 3 bin 700 liralık alım fiyatının yüksek
görünmesine karşın maliyetler hesaba katıldığında üreticiyi kurtarmadığını
belirten Bozkuş, sözleşmeli tarımın çiftçiyi toprağında bağımlı hale
getirdiğini dile getirdi. Üreticinin önceden belirlenen kotalar doğrultusunda
ekim yaptığını kaydeden Bozkuş, sözleşmede belirlenen miktarın üzerindeki
ürünün daha düşük fiyatla alınabildiğine dikkat çekti. Girdi maliyetlerinin
yanı sıra sulama giderlerinin de üreticinin yükünü artırdığını belirterek
küresel ısınma nedeniyle daha fazla sulama yapmak zorunda kaldıklarını
belirterek pancar hasadında bir işçinin günlük ücretinin yaklaşık bin 500
liraya ulaştığını, makinelerin de artık çoğunlukla özel kişiler tarafından
ücret karşılığında kullandırıldığını anlattı.
Küçük Üretici Bitti
Üreticinin sezonu borçla kapatacağını söyleyen Bozkuş, tarım
politikalarının küçük çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığına işaret etti. Geçmişte
daha fazla ürün ekerken sözleşmeli üretim ve kota uygulamalarıyla çiftçinin
karar alanının daralttığını ifade etti.
Üreticilerin kazanç elde edemedikleri halde tarlalarını
münavebe düzeni nedeniyle ekmeye devam ettiğini belirten Bozkuş, “Küçük tarımı
bitirdiler. Küçük üreticiyi bitirdiler. Hayvancılıkta da tarımda da aynı durum
var. Herkesi işçi yapma peşindeler. İnsan kendi toprağında köle oluyor” diye
konuştu.
Maliyeti 55, Alımı 45 Lira
Çeltikte kilogram başına maliyet
47 liraya ulaşırken kâr payıyla birlikte ton başına 55 bin lira taban fiyat
talep eden üreticilerin talebi karşılanmadı. TMO, 55 randıman Baldo grubu
çeltik için ton başına 45 bin lira, 58 randıman Cammeo için 43 bin lira, Toros
için 41 bin lira fiyat açıkladı. Fiyat türe göre 32 liraya kadar düştü.
Edirne’nin Meriç ilçesinde çeltik üreticiliği yapan Hidayet
Taylan, uzun taneli çeltikte geçen yıl kilogram başına yaklaşık 40 lira olan
satış fiyatının bu yıl TMO tarafından 45 lira olarak açıklandığını belirterek
bu fiyatın üreticiyi mağdur ettiğini söyledi.
Ekimi Bırakmaya Gidiyoruz
TMO’nun alım için çeltiğin rutubet oranının yaklaşık yüzde
12 düzeyine düşürülmesini istediğini kaydeden Taylan, kurutma işleminin ek
maliyet yarattığını, kurumun her ilçede alım noktası bulunmamasının da
üreticinin yükünü artırdığını söyleyen Taylan “Ortalama maliyet 55 lira
civarında çıkacak. Geçen yıla göre fiyatlar kötü. Bu fiyatlarla üreticinin
gelecek yıl üretim yapması imkansız. Son 10-15 yıldır destekler yaklaşık 100
lira civarında, mazot ve gübre desteğinin ayrı olarak verilmesi üretici için
daha kârlıydı" dedi. Bir traktörün deposunu doldurmanın 10-15 bin liraya
mal olduğunu belirten Taylan, “Günlük üretetim maliyetlerimizi şu an
hesaplayamaz durumdayken biz gelecek yılın maliyetlerini düşünmeye başladık.
Her geçen gün üretemez hale geliyoruz. Bu gidişatla ekim yapmayı bırakacak hale
getirdiler bizi” dedi.
Hamallık Yapıyoruz
Elma üreticileri ise alıcı bulamamalarına tepki gösterdi.
Tüccarların artan döviz kuru nedeniyle kazanç sağlamadıkları için elmadan
vazgeçtiklerini belirten üreticiler fabrikalara hammalık yaptıklarını dile
getirerek tepki gösterdi.
Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Akçay’da elma üreten Doğan
Turna, geçen yıl meyve suyu fabrikalarına kg başına 10-15 liradan sattığı
elmanın bu yıl 3-3,5 liraya kadar gerilediğini söyledi. Maliyetinin 15 liranın
üstünde olduğunu belirten Turna, “Satmaktan başka çaremiz yok. Bahçemizi
temizlemek zorunda olduğumuz için toplamak zorundayız. Ürünü meyve suyu
fabrikaları haricinde alan satan yok, tüccar yok. Sadece fabrikalara
çalışıyoruz. Sattığımız fiyat işçi maliyetini bile karşılamıyor, üretim
maliyetini hiç karşılamıyor” dedi. Geçen yıl 25-35 lira aralığında satılan
kaliteli elmanın bu yıl 10-15 lira gibi fiyatlara alıcı bulmasının bile
zorlaştığını belirti.
İhracatın durumu ve uygulanan tarım politikaları nedeniyle
üreticinin belirsizlik içinde kaldığını ifade eden Turna, portakal, mandalina,
limon ve incirde de benzer sorunların yaşandığını dile getirerek dört buçuk
dönümlük elma bahçesi için yalnızca ilaç giderine 30-40 bin lira harcadığını
aktardı. Budama, gübre, sulama, toprağın işlenmesi ve işçilik giderlerinin de
üreticinin sırtında olduğunu kaydetti. “Arazi senin, ürün senin ama masrafını
çıkaramadıktan sonra hiçbir getirisi yok. Dalında kalmasın diye bahçeyi
temizliyor, ürünü yok pahasına meyve suyu fabrikalarına veriyoruz. Kendi
tarlamızda başkalarına hamallık yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Çözüm Örgütlenmede
Üreticinin ürününü değerinde satabilmesi için
kooperatifleşmenin ve örgütlü hareket etmenin önemine işaret eden Turna,
çiftçilerin birlikte hareket edemediği koşullarda alıcıların düşük fiyat
dayatmasının önüne geçilemediğini belirtti.
“Üretici malını vermemekte direnecek bir örgütlenme ve
kooperatifleşme olmadığı sürece herkes ‘Ben vereyim de kurtulayım’ havasında
olacak. Böyle olursa karın tokluğuna çalışmış olacağız. Tarım alanında,
tarımdan anlamayan, ağacı, bitkiyi tanımayan insanları getirip Tarım Bakanı yapıyorlar.
Olacağı da bu zaten, artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz” diye konuştan Turna,
üreticinin sorunlarını bilen ve tarımsal üretimi gözeten bir anlayışa ihtiyaç
olduğunu söyledi.
***
Tarımsal Destek 1,1 Trilyon TL’ye Çıkarılmalı
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), 2027 bütçe teklifinde
tarımsal destekler için ayrılan 235 milyar TL’nin yasal sınırın altında
kaldığını belirterek desteğin 1,1 trilyon TL’ye çıkarılmasını istedi.
2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde tarım
sektörü için toplam 1 trilyon 305 milyar TL kaynak ayrılması öngörülüyor. Bunun
235 milyar TL’si doğrudan tarımsal desteklere ayrılırken ZMO, 5488 sayılı Tarım
Kanunu’nun 21’inci maddesi uyarınca desteklerin gayrisafi yurt içi hasılanın
(GSYH) en az yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlattı. 2027 yılı GSYH tahmininin
111,2 trilyon TL olduğuna dikkat çeken oda, yasal gereklilik doğrultusunda
tarımsal desteklerin 1 trilyon 112 milyar TL’ye ulaşması gerektiğini, teklif
ile bu tutar arasında yaklaşık 877 milyar TL fark bulunduğunu kaydetti. Artan
mazot, gübre, tohum ve ilaç maliyetleri karşısında çiftçinin üretimi
sürdürmekte zorlandığını belirten ZMO, desteklerin yetersiz kalmasının tarımsal
üretimi ve halkın ucuz gıdaya erişimini tehdit ettiğini ifade etti. Oda,
çiftçilerin banka borçlarının yanı sıra gübre, tohum ve ilaç bayileri ile
tüccarlara olan borçlarını da kapsayan sübvansiyonlu bir borç tasfiye paketi
hazırlanmasını istedi. Açıklamada, mazot ve gübrede vergi yükünün azaltılması,
desteklerin üretim döneminden önce ödenmesi ve binlerce ziraat mühendisinin
kamuda istihdam edilmesi gerektiği belirterek bütçe görüşmelerinde tarımsal
desteklerin yasal sınır olan GSYH’nin yüzde 1’ine çıkarılması çağrısında bulundu.