- Fatma Nur Polatcan'ın Özel Haberi -
Ortadoğu’da tırmanan gerilim ve ilan edilen ateşkesin ardından gözler sınır kenti Van’a çevrildi. ABD-İran savaşı başladığından bu yana olası bir göç dalgasının olup olmayacağı konuşuluyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan kentteki meslek odaları ve vatandaşlar, mevcut konut stoğu ve altyapının yeni bir nüfus yükünü kaldırmakta zorlanabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, özellikle nitelikli konut eksikliği, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizliğinin Van için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti.
ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilim ve sürdürülen diplomasi çalışmaları, 28 Şubat sabahı İsrail’in ABD ile birlikte İran’ı vurmasıyla yeni bir boyut kazandı. İran ise saldırılara füzelerle karşılık verdi. Taraflar arasında karşılıklı saldırıların 40. gününde 2 haftalık ateşkes ilan edildi.
Savaşın bölgesel etkileri sürerken, Türkiye’nin İran’a açılan en önemli sınır kapılarından birine sahip olan Van’da olası göç, konut piyasası ve altyapı kapasitesi yeniden gündeme geldi. Kentte konut üretimi, imar sorunları ve altyapı yetersizliği uzun süredir tartışılırken, meslek odaları olası bir kitlesel göç durumunda şehrin ciddi bir yükle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Van’ın sınır kenti olmasının getirdiği risk Türkiye’nin doğu sınırında yer alan Van, hem ticaret hem turizm hem de göç hareketleri açısından stratejik bir konumda bulunuyor.
Kapıköy Sınır Kapısı üzerinden her yıl binlerce kişi giriş-çıkış yaparken, kent aynı zamanda İran ile Türkiye arasındaki en yoğun geçiş noktalarından biri olma özelliğini taşıyor. Şu an sınır hattında kitlesel bir göç hareketi gözlenmezken, uzmanlar olası bir iç çatışma senaryosunda kısa sürede yoğun bir nüfus hareketi yaşanabileceğini belirtiyor.
Uzmanlara göre olası bir savaş ya da iç karışıklık senaryosunda, coğrafi yakınlık nedeniyle ilk hareketlilik Van’da hissedilecek. Bu durum, kentin yalnızca güvenlik değil aynı zamanda barınma, altyapı ve sosyal hizmet kapasitesini de doğrudan etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarıyor. Kentteki demografik tablo da bu tartışmaları güçlendiriyor.

TÜİK verilerine göre Van nüfusu 2021 yılında 1 milyon 141 bin 15 iken, 2025 yılında 1 milyon 112 bin 13’e geriledi. Yani şehir son beş yılda yaklaşık 30 bin kişilik nüfus kaybı yaşadı. Buna karşın 241 bin 504 yapının bulunduğu kentte, konut stokunun önemli bölümünü 2001 sonrası yapılar oluştururken (164 bin 483), 10 binin üzerinde bina ise 1980 ve öncesine ait. Bu tablo, hem nüfusun azaldığını hem de yapı stokunun yaşlandığını ortaya koyarken, olası bir göç senaryosunda kentin taşıma kapasitesi tartışmasını daha da kritik hale getiriyor.
Bununla birlikte sınır hattında hareketlilik de sürüyor. Öyle ki, Kapıköy Sınır Kapısı verilerine göre 2026 yılı ilk aylarında 1088 Türk girişine karşılık 10.021 yabancı giriş kaydedildi. Aynı dönemde 300 Türk ve 9206 yabancı çıkış yaptı.
“Süreç Yeniden Başlarsa Daha Farklı Olur”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Afşar, İran’da olası savaş sürecinin yeniden başlaması halinde çok daha geniş bir bölgesel kırılma yaşanabileceğini belirtti. Afşar, savaşın uzaması halinde olayların değişeceğini dile getirerek, “Şu anda ikinci tur müzakereler eğer başlanmazsa, ateşkes uzatılmazsa, savaş süreci tekrar başlarsa bu defa daha farklı olacağını düşünüyoruz. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin bu anlamda,
özellikle Başkan Trump’ın artık karizmasının da iyice çizilmeye başladığı bir sürece girildi ve Amerika Birleşik Devletleri bütün dinamiklerini İran üzerine kullanacaktır. Büyük güç olarak bu tabii içteki dinamikleri de etkileyecektir” diye konuştu.
Afşar, İran’ın ekonomik yapısının savaş yükünü taşıyamayacak noktaya geldiğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı: İran ekonomisi artık bu savaşın yükünü kaldıramayacak ve toplum içinde ciddi ekonomik sıkıntılar olacaktır.”

Yrd. Doç. Dr. Erkan Afşar “Kitlesel Göç İç Çatışmayla Başlar”
Afşar, göçün ancak iç savaş benzeri bir kırılmayla ortaya çıkabileceğini belirterek şunları söyledi: “Bir ülkede kitlesel göçün olabilmesi için bunun Suriye’de olduğu gibi bir iç savaşın olması gerekiyor. İran’da da bir iç kargaşa, iç çatışma olursa bu kitlesel göçe neden olur.”
“Van İlk Durak Olur”
Afşar’a göre en kritik nokta Van’ın coğrafi konumu: “Van, bu durumda ilk durak olur. Van’a çok ciddi oranda bir göç olur. Ciddi sayılarda göç beklenebilir ve Van’ın altyapısı bunu kaldıramayabilir.”
Bu noktada kentteki mevcut yapı ve nüfus verileri de dikkat çekiyor. Van’da 241 bin 504 bina bulunurken, uzmanlara göre bu stokun önemli kısmı eski ve kırılgan yapıda. Kentte yaşayan İranlı sayısı ise TÜİK’e göre 2023’te 1367, 2024’te 1443, 2025’te ise 1437 olarak kaydedildi. Yani mevcut hareketlilik göçten çok sınırlı yerleşim ve geçiş trafiği düzeyinde.
Afşar ayrıca İran’daki Afgan nüfusa da dikkat çekerek tabloyu genişletti: “İran’da ciddi oranda Afgan nüfus da bulunmaktadır. Bu kitlenin de dahil olması durumunda çok ciddi bir göç hareketi oluşur.”









