DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, çözüm sürecinde yaşanan gelişmeleri Nefes'e değerlendirdi.
- Neden “kök yasa” tabirini kullanıyorsunuz?
İlk kez Kürt sorunuyla ilgili bir yasal ve hukuki adım atılmış olacak. Bu bakımdan biz bu yasayı önemsiyoruz. Bir ‘kök yasa’ dememizin sebebi de bu. Bu yasa, başka yasaların ve çözüm sürecindeki başka zeminlerin oluşmasına ve güçlenmesine katkı vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama iktidarın nasıl düşündüğünü bilmiyoruz. Fakat bizim açımızdan esas mesele şudur, gerçekten Kürt sorununun siyasal ve hukuki bir zeminde çözülmesiyle ilgili samimi bir adım atılacak mı? Aslında bu yasanın ana fikrini belirleyecek olan da budur. Ardından diğer düzenlemeler, diğer yasalar da gelmeli.
"Bize Ulaşan Herhangi Bir Metin Yok"
- AKP’nin hazırladığı yasayı görebildiniz mi?
Hayır, görmedik. Son dönemde AK Parti adına konuşan isimlerden, yasa konusunda bir mutabakat sağlandığı, ortak bir metin üzerinde uzlaşıldığı ve bu metnin bize de verildiği yönünde açıklamalar ve haberler de çıktı. Ama şunu çok net söyleyebilirim, bize ulaşan herhangi bir metin yok. AK Parti’nin çıkarmayı hedeflediği yasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz.
Normal şartlarda şöyle bir süreç işleyecekti. Son görüşmede Sayın Öcalan, 7-8 maddelik bir kök yasa mantığına ilişkin hazırlık yapmış. Bu devlet temsilcileriyle de paylaşılmış. Metin bize ulaşmadı ama içeriği hakkında genel hatlarıyla bilgilendirildik. Son yapılan görüşmede de kök yasa konuşuldu. Devlet temsilcileri yine oradaydı. Aslında genel anlamda bir mutabakat henüz sağlanabilmiş değil. Dolayısıyla bize ulaşmış somut bir içerik yok. Yarın öbür gün beklentileri karşılamayacak bir yasa çıkarılırsa, bunun sürece katkısı olmaz. Çünkü bu kök yasadaki temel yaklaşım, silahsızlanma sürecini hızlandıracak, siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek bir düzenleme olmalıdır. Yasanın temmuz ayında geleceği söyleniyor. Ama daha önce de defalarca ‘gelecek’ denildi ve gelmedi. Zaten Meclis’in kapanmasına çok az zaman kaldı. Eğer ellerinde bir taslak varsa bu hafta paylaşmaları gerekiyor. Bu yasa çıkarılmadan Meclis kapanmamalı.
"İnsanlar Kategorize Edilmemeli"
Bazı yaklaşımlara baştan karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Birincisi, insanların kategorize edilmesine karşıyız. İkincisi ise, etkin pişmanlığı ya da pişmanlığı çağrıştıracak herhangi bir yaklaşımın kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Çünkü insanlar gerçekten siyasette yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Zaten Türkiye’de etkin pişmanlık yasası var. Dolayısıyla bu bizim açımızdan yeni bir yaklaşım değil. Sayın Öcalan da İmralı’da bu yaklaşımın kabul edilmeyeceğini çok net bir biçimde ifade etmiş.
Öcalan'a Umut Hakkı Çalışmaları
Biz kendi taslağımızı ise önümüzdeki dönemde, gelişmelere göre kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bizim taslağımızda kategoriler olmayacak. Numan Bey’in sık kullandığı bir ifade var, “Türk’ün de Kürt’ün de haysiyeti ve onuru.” Bu çok kıymetli bir yaklaşım. Yani kapsayıcı, insanları kategorilere ayırmayan, pişmanlığı dayatmayan, gerçekten siyasi ve hukuki çözümü esas alan, demokratik zemine oturacak bir kök yasadan söz ediyoruz. Hem kök yasaya ilişkin hem de Sayın Öcalan’ın umut hakkıyla ilgili hukuki düzlemde hazırladığımız çalışmalarımız bulunuyor.
"Süreci Heba Eder"
- Yaklaşık 200 örgüt yöneticisini düzenlemede olması gerektiği konuşuluyor. Örgüt yöneticileri yasal düzenlemenin içinde mi?
Bu konuda iktidarın nasıl düşündüğünü net olarak bilmiyoruz. Bazı imalar var. Örneğin, silahlı eğitim almış ancak herhangi bir eyleme katılmamış kişilerden oluşan, birkaç yüz kişilik bir gruptan söz ediliyor. Eğer yasa bu şekilde çıkarsa kapsayıcılığı oldukça düşük olur. Böyle bir yasa çıkması halinde biz de kendi tutumumuzu çok açık ve net biçimde ortaya koyarız. Bugüne kadar somut adımlar atılmışken, tartışmanın insanları kategorilere ayırmaya indirgenmesi bu süreci heba eder. Kök yasa mümkün olan en geniş kapsamda hazırlanmalıdır. Bunu ‘200 yönetici’, ‘500 alt kadro’, ‘bin kişi başka bir kategori’ şeklinde ayırmaya kalkarsanız işin içinden çıkamazsınız.
Biz de DEM Parti olarak süreç o aşamaya geldiğinde ve taslakları gördüğümüzde, hukuk tekniğini gözeten ama aynı zamanda düzenlemenin siyasi anlamını güçlendirecek önerilerimizi sunacağız. Bu çalışmalarımız arasında bazı mekanizmalar da bulunuyor. Örneğin, silah bırakan kişilerin belli bir süre belirli merkezlerde kalmasını sağlayacak bazı mekanizmalar oluşturulabilir. Biz buna bir ‘uyum süreci’ demiyoruz. Ancak hem toplumun hem de ilgili kişilerin güvenliğini ve sürecin sağlıklı işlemesini sağlayacak bazı geçiş mekanizmaları elbette tartışılabilir.
- Süreci Tabanınıza Nasıl Anlatıyorsunuz?







