Kısa bir süre önce Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, 75 ilde 638 dosyadaki 693 maktulün dosyasını yeniden incelemeye başladı.
Yeniden açılan Gülistan Doku dosyasında cinayeti çözebilecek çok önemli bulgulara ulaşılırken, faili meçhul dosyalardaki ifadeler, bilgiler ve belgeler yeniden ele alınıyor ve yeni teknolojik imkanlarla da yeni deliller elde ediliyor.

Daire Başkanlığı içerisinde oluşturulan uzman bir ekip, örneğin bazı dosyalarda telefon baz istasyonu verilerinin alınmadığını ya da dosyada adı geçen kişi veya kişilere yeterli sorgunun yapılmadığını tespit ederse hemen ilgili savcılıklarla temasa geçiyor. Bu uzman ekipte hakim ve savcılar yer alıyor.
Bakanlık kaynakları, 5 ila 10 yıl öncesi ile günümüz teknolojisinin aynı olmadığını, şimdiki imkanlarla, özellikle de adli tıp alanında daha gelişmiş verilere ulaşılabildiğine dikkati çekti. Örneğin elde hâlâ yeterli DNA verileri varsa yapılan yeni incelemelerle daha net sonuçlara varılabiliyor.
İlk Aydınlatılan Dosya Abdullah Uslu Cinayeti
Daire Başkanlığı kurulduktan sonraki ilk aydınlatılan dosya ise Marmaris'ten oldu.
Marmaris'te üç yıl önce yakın mesafeden silahla vurulan ve tanık beyanları sonrası "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen Abdullah Uslu'nun ölümüne dair dosya yeniden açıldı. Yapılan incelemeler sonrasında da olayın kaza değil cinayet olduğu iddiasıyla 2 kişi tutuklandı.
Uslu'nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiası ile dosya 2023 yılında kapatılmıştı. Yapılan yeni incelemenin ardından ise Abdullah Uslu ve eşi Suna Uslu, komşuları Hanife ve Ergin Ayaydın ile iletişim kayıtlarında adı geçen Yüksel Kartal'ın o sırada evde oldukları belirlendi. Olayla ilgili hazırlanan kriminal rapor ve olay yeri tutanakları raporları da tekrar incelendi. Şüphelilerin, havaya ateş açıldıktan sonra yere düşen silahın yeniden ateş alıp Abdullah Uslu'yu yanlışlıkla vurduğuna dair beyanları da gözden geçirildi.
Yapılan değerlendirme sonucunda da cesedin bulunduğu yerle bulunan boş kovanlar arasındaki uyumsuzluk olduğu belirlendi ve ifadelerde bazı çelişkiler dikkat çekti. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafına gidemeyeceği anlaşıldı. Bir şüphelinin ifadesinde "yuvarlak masada yemek yediklerini" söylediği, ancak olay yeri fotoğraflarından evdeki masanın dikdörtgen olduğu da tespit edildi.
Olay tarihinde olmadığı ifade edilen kamera kayıtları da şüphelilerden birinin evinde bulundu. Olaydan sonra telefon trafiği de incelemeye alındı ve telefon trafiğinde de şüpheli davranışlar tespit edildi. Telefonlardaki yazışmalarda "en azından profesyonel katil demezler" gibi ifadeler kullanıldığına rastlandı. Tapu ve arazi kayıtları incelenince de şüpheli devirler olduğu ortaya çıktı.
Yeni deliller üzerine ifadesi alınan eş Suna Uslu olay gecesi silahın yere düşerek eşi Abdullah Uslu'yu vurduğunu söylemek konusunda ağız birliği yapma kararı aldıklarını itiraf etti. Eş, ölen Abdullah Uslu'nun komşusu Hanife Ayaydın ile arbede yaşadığını doğruladı. "İki senedir kendimde değilim gerçek ile rüyayı karıştırır haldeyim" şeklinde ifade veren Suna Uslu ve suçlamaları reddeden Hanife Ayaydın tutuklandı.
Bakanlık kaynakları tüm dosyalarda benzer süreçlerin işletildiğini, yani olay yeri tutanakları, kriminal ve adli tıp raporlarının yeniden gözden geçirildiğini, ifadelerin de bu çerçevede yeniden değerlendirildiğini kaydediyor. Gerekmesi durumunda eldeki verilerin yeniden adli tıp tarafından incelemelerinin yapıldığına da dikkat çekiliyor. Ortaya çıkan uyumsuzluk ve en ufak çelişki hakkında savcılığa bilgi veriliyor. Savcılıkların da yeni bilgi ve belgeleri isteyerek soruşturmayı genişletme kararı alabileceği kaydediliyor.
Toplumsal Vicdanda Yara Olan Davalar Da Çözülür Mü?






