Diyarbakır, Van, Hakkari'de İş Dünyası Yasadan Ne Bekliyor?
Çerçeve yasanın 40 yıllık çatışma süreci nedeni ile sanayi, ticaret ve üretimde geri kalan kentlerin ekonomisini olumlu etkilemesi bekleniyor. İş dünyası, yatırımlara hız verecek yeni bir teşvik sistemi talep ediyor.
PKK üyelerinin silah bırakmasına ilişkin ilk hukuki
düzenlemeyi oluşturan çerçeve yasa TBMM Genel Kurulu'nda kabul
edilerek yasalaştı.
Yasanın ne zaman yürürlüğe gireceği ve nasıl uygulanacağına
ilişkin belirsizlik olsa da çatışmalardan etkilenen Güneydoğu ve Doğu Anadolu
da iş dünyası düzenlemenin ekonomiye muhtemel etkilerinden umutlu.
Son 40 yılda yaşanan çatışma ortamının derinden etkilediği
kentlerdeki yatırımlarının artması, yeni istihdam alanları yaratılması ve
ticaretten turizme pek çok sektörde hareketlenme yaşanması bekleniyor.
Bölgedeki iş dünyası temsilcileri, yeni
dönemi umutla karşılandıklarını söylüyor.
Peki sürecin ekonomik canlanmaya nasıl yansıyacağına ilişkin
öngörüler nasıl?
AKP: Ekonomik Kayıp 3 Trilyon Dolar
Geçtiğimiz günlerde AKP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan
Yardımcısı Nihat Zeybekci, "Terörsüz Türkiye" sürecinin ekonomik
boyutunu ele alan bir raporu kamuoyuna duyurdu.
Çatışmaların etkilediği 26 ildeki sanayi ticaret odaları,
ticaret borsaları, esnaf odaları birlikleri il ve ilçeler dahil olmak üzere bin
105 kurumdan elde edilen bilgilerle hazırlanan rapora göre, 41 yılda Türkiye 3
trilyon dolara yakın ekonomik kayıp yaşadı.
Bu süreçte Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki kentler,
batıya göre giderek daha yoksullaştı, gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik
gibi alanlarda Türkiye’nin en kötü karneye sahip illeri oldu.
Diyarbakır: Sınır Kapıları Açılmalı, Sulama Artmalı
Türkiye'de Kürt sorunu denilince ise ilk akla gelen
şehirlerden biri, hiç kuşkusuz Diyarbakır.
Binlerce yıllık tarihe sahip olan kent, 80’li yıllarda
Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceler nedeni ile PKK hareketinin
filizlendiği bir kent olurken 90’lı yıllar boyunca da kitlesel sokak
eylemleri ile gündeme geldi. Son olarak 2016 yılında kent merkezindeki Sur
ilçesinde yaşanan hendek operasyonları 103 gün boyunca devam etmiş ve
dünya genelinde yankı uyandırmıştı.
Yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip Diyarbakır'ın Ticaret ve
Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, bölgenin
tarımsal araziler, tatlı su kaynakları ve beşeri sermaye anlamında Türkiye'nin
en zengin bölgelerinden biri olduğunu söylüyor. Ancak bölgedeki kentlerin aynı
zamanda sosyo-ekonomik gelişmişlik, yaşam endeksi, eğitim oranları, iş
imkanları gibi parametrelerde en diplerde yer aldığını ifade eden Mehmet Kaya,
"Bu tablo, tamamen Kürt sorunu ve yarattığı çatışmalardan kaynaklandı.
Türkiye'nin bugüne kadar Kürt sorununu tamamen güvenlik eksenli bir politika ile
çözmeye çalışması, bu geri kalmışlığın en büyük nedeni oldu" diyor.
Diyarbakır bölgede ekonomik açıdan büyük potansiyel taşıyan kentlerin başında geliyor
Bugün Irak ve Suriye sınır kapılarının büyük oranda kapalı
olduğunu kaydeden Mehmet Kaya, "Suriye'de Nusaybin, Mürşitpınar,
Ceylanpınar gibi Kürt bölgesine açılan kapılar 13 yıldan fazladır kapalı.
Ticareti ancak 570 kilometre ötedeki Cilvegözü sınır kapısından yapmak zorunda
kalıyoruz, bu da ticaret yapmamızı çok zorlaştırıyor. Şimdi silahlar
bırakılıyorsa bu kapıların da açılması gerekir" diye konuşuyor.
Bölgedeki güvenlik politikaları nedeniyle tarım
arazilerinin sulanmasının da çok eksik kaldığını dile getiren Kaya, "GAP
projesine bakın. Türkiye'nin en büyük projesi. Enerji yatırımları neredeyse
Silvan Barajı'nın bitmesiyle yüzde 99'lara varacak. Ama sulanma halen yüzde 20
bantlarında" diyor.
Son üç yıldır Türkiye ekonomisinin derin bir
kriz içerisinde olduğuna, enflasyondan sanayi üretimine kadar pek çok alanda
büyük sıkıntılar yaşandığına işaret eden Mehmet Kaya, şu görüşleri dile
getiriyor:
“İç Anadolu'nun çiftçisi veya Karadeniz'in üreticisi, hepsinin
aslında mazot fiyatlarından tutun da yaşadığı enflasyonun temel nedeni
Türkiye'nin sürekli güvenlik harcamalarıyla büyüyen Kürt sorununun varlığıdır.
Türkiye artık bunu mevcut politikalarla sürdüremeyeceğini çok iyi görmeye
başladı. Silahlar bırakılacak ve barış olacak diyorsak, ekonomik barışı da
sağlamak zorundayız."
Van: Hissedilir Değişim ve Dönüşüm Olacak
Silahsızlanma sürecini çok yakından takip eden
kentlerden biri de yaklaşık 1,2 milyon nüfusa sahip bir büyükşehir olan
Van. Türkiye’nin en yüksek nüfusa sahip 21'inci şehri olan Van, kişi
başına düşen gelirde ise 81'inci sırada yer alıyor. Nüfusunun yüzde 50'sinin
0-25 yaş aralığında olduğu kent, Türkiye'nin meralık alanlarının yüzde 10'unu
barındırıyor.
DW Türkçe’ye konuşan Van Ticaret ve Sanayi Odası (VAN TSO)
Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, bölgede uzun yıllar süren çatışmalı
ortamın ekonomik maliyetine dikkat çekerek yeni döneme ilişkin
beklentilerinin yüksek olduğunu söylüyor.
Cumhurbaşkanlığı verilerine göre sürecin maliyetinin
yaklaşık 3 trilyon dolar olarak tespit edildiğini anımsatan Takva, bağımsız
Avrupa araştırma merkezlerinin raporlarında ise bu rakamın 4 trilyon dolara
kadar ulaştığına işaret ediyor.
Van, özellikle İran'dan gelen turistlere ev sahipliği yapıyor
Çatışmanın bölgedeki yatırım ortamına ve sosyo-ekonomik
yapıya ağır darbeler vurduğunu vurgulayan Takva, “Yaşanan tahribat nedeniyle
yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ekonomik altyapının güçlendirilmesi
konusunda ciddi kayıplarımız var. Kentlerimizin uzun süre özel statülerle
tanımlanması bir kapanmaya yol açtı” diyor.
Bunun sonucunda özel sektörün bölgede gelişemediğini,
sermaye sahiplerinin batı illerine göç ettiğini ifade eden Takva,
"Bununla birlikte yaylaların kapalı olması, tarım ve hayvancılığı
geleneksel üretimden uzaklaştırdı. Köylerin boşaltılmasıyla üretim
mekanizmaları tamamen ortadan kalktı ve büyük kentlere yönelen niteliksiz göç
dalgası bölge ekonomisini durma noktasına getirdi" diye konuşuyor.
Yeni dönemde Van'ın turizmden sınır ticaretine çok ciddi bir
potansiyele sahip olduğunun altını çizen Necdet Takva, "Kentimiz bütçe
kullanımında ilk 10 kent içerisinde yer almasına rağmen bu durum doğrudan
halkın ekonomisine yansımadı. Bu yeni dönem ekonomik olarak yavaş da olsa
hissedilir bir değişime ve dönüşüme sebebiyet verecek. Özellikle lokal kalkınma
modellerinin devreye sokulması çok önemli" diyor.
Hakkari: Köyler Boşaldı, Ekonomik Olarak Gelişemedik
Çatışma ortamının en fazla etkilediği kentlerden biri de
Türkiye’nin en güneydoğu ucunda bulunan Hakkari. Etrafını çevreleyen sıradağlar
ile hem İran hem de Irak’a komşu olan Hakkari, son 40 yılda büyük oranda
sadece PKK saldırıları ve TSK operasyonları ile gündeme geldi.
Bununla birlikte, son birkaç yıldır yaşanan çatışmasızlık
ortamı istihdama katılımın yüzde 33’te kaldığı kentin çehresini değiştirmeye
başlıyor. Özellikle turizm, madencilik ve sınır ticareti gibi alanlarda yeni
yatırımlar ve iş alanları yaratılması gündemde.
Hakkari de çatışma ortamından en çok etkilenen kentlerden biri
Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Servet Taş, geçmiş süreçte yaşanan olumsuzlukların kentin demografik ve
ekonomik yapısına büyük darbe vurduğunu belirtiyor. Servet Taş, “Bu süreçte
köylerimiz boşaltıldı, yaylalarımız, meralarımız, evlerimiz, bağ ve bahçelerimiz
zarar gördü; en acısı da çocuklarımızı kaybettik. Yaşanan bu durum nedeniyle
ekonomik olarak arpa boyu yol kat edemedik. Şehrimizi, köylerimizi, belde ve
kasabalarımızı yeterince geliştiremedik” diye konuşuyor.
Yeni dönemde Hakkari'nin tarım, hayvancılık, madencilik,
turizm, enerji ve genç nüfus gibi alanlarda çok ciddi fırsatlar barındırdığını
kaydeden Taş, mevcut potansiyelin harekete geçirilmesi için önlerinde önemli
bir fırsat penceresi açıldığını dile getiriyor.
Kentte sanayi altyapısının henüz istenen düzeyde olmadığını
ancak turizm alanında umut verici gelişmeler yaşandığını anlatan Servet Taş,
"Geçmiş yıllara oranla Hakkari'ye olan yerli ve yabancı turist ilgisi
gözle görülür şekilde artıyor. Yeni süreçle birlikte bu ilginin artarak devam
edeceğini umuyoruz" diyor.
Geride Kalan Bölgeler İçin Hangi Düzenlemeler Yapılmalı?
Peki çerçeve yasası sonrasında, 40 yıllık çatışma
nedeni ile geri kalan bölgeler için nasıl düzenlemeler yapılmalı?
Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları
Derneği (GÜNSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, bölgenin geri
kalmışlığının potansiyel eksikliğinden değil, çatışma ortamının yarattığı tahribattan
kaynaklandığını belirtiyor.
Bu durumun toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatı olumsuz
etkilediğini dile getiren Bedirhanoğlu, bölgenin tarım, tekstil, madencilik,
enerji, sağlık, eğitim ve turizm alanlarında büyük bir potansiyeli olduğuna
dikkat çekiyor.
Güvenlik ve istikrarın olmadığı bir ortama ulusal ve
uluslararası sermayenin gelmediğini ifade eden Bedirhanoğlu, “2013 yılındaki
‘çözüm süreci’ni hatırlayalım. O dönemde de bölgeye heyet akını yaşandı, turizm
patlaması oldu. Ancak süreç akamete uğrayınca yatırımlar ve heyetler bıçak gibi
kesildi" diye konuşuyor.
Silahlı mücadele döneminin resmen kapanmasının ardından
yatırımcıların bölgeye ilgi göstereceğini savunan Bedirhanoğlu, bu süreci
hızlandırmak için hükümete görev düştüğüne vurgu yapıyor.
Geçmişte hükümet tarafından uygulanan teşvik paketlerinin
çatışma ortamı nedeniyle başarısız olduğunu hatırlatan Bedirhanoğlu, silahların
ortadan kalkmasının ardından bölge ekonomisini geliştirmek için bir dizi adım
atılması gerektiğini kaydediyor.