Türkiye'de motorinin litre fiyatı 17 Eylül'de yapılan zamla birçok kentte ilk kez üç haneye çıktı ve 100 lirayı aştı.
18 Eylül'de yayımlanan sektör fiyatlarına göre, motorin İstanbul'un Avrupa yakasında
100,33 lira; Ankara ve İzmir'de ise istasyon fiyatları
101 liranın üzerine çıktı.
Litresi 100 liradan hesaplandığında 50 litrelik bir deponun
dolumu 5 bin liraya ulaşıyor.
Ulaşım, Tarım ve Nakliye
Yeni fiyatlarla 50 litrelik bir depoyu tek seferde doldurmak
28 bin liranın biraz üzerindeki 2026 net asgari ücretinin yaklaşık %18'ine
karşılık geliyor.
Uzmanlara göre; motorin, kişisel araçların yanı sıra
traktörlerde, kamyonlarda ve tırlarda kullanıldığı için fiyat artışı tarım ve
nakliye maliyetlerini de etkiliyor.
Ürünler tarladan hale, depoya ve mağazaya gelene kadar
birkaç kez taşınabiliyor; soğuk zincirde yakıta ek olarak elektrik maliyeti de
oluşuyor.
Ancak pompadaki her artışın market fiyatlarına aynı gün ve
aynı oranda yansıması beklenmiyor.
Nakliye şirketlerinin sözleşmeleri, stokların yenilenme
süresi ve firmaların maliyeti kâr marjı gibi faktörler belirleyici oluyor.
Uzmanlar, eğer yüksek fiyat kalıcı olur veya artışlar
tekrarlanırsa akaryakıt farkının etiketlere yansıyabileceğini değerlendiriyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 16 Eylül'de yaptığı
açıklamada, savaşın yol açtığı ekonomik şok olmasaydı, yıl sonu enflasyonunun
%31,5 yerine %24,5 olabileceğini belirtmişti.
En Çok Hangi Sektörler Etkilenecek?
Zamların doğrudan etkisinin öncelikle karayolu
taşımacılığında görülmesi bekleniyor.
TIR, kamyon, otobüs, minibüs, servis, taksi ve kurye
işletmelerinde akaryakıt başlıca değişken giderlerden birini oluşturuyor.
Ücretleri tarifeyle belirlenen toplu taşıma ve servis
işletmelerinin de zamdan etkileneceği değerlendiriliyor.
Tarımda traktör, biçerdöver, sulama pompaları ve ürünün
pazara taşınması motorin kullanıyor.
Hasat döneminde yaşanan fiyat artışının hem mevcut hasadı
hem de bir sonraki sezon çiftçilerin ekim tercihlerini etkileyebileceği
belirtiliyor.
İnşaat, madencilik, küçük imalat ve jeneratör kullanan
işletmeler de hem makine çalıştırma hem lojistik maliyeti üzerinden zamlardan
etkileniyor.
Ekonomi Yönetimi Ne Diyor?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,16 Eylül'de katıldığı
bir televizyon yayınında eşel mobil uygulamasının motorinde yıl sonuna kadar
kısmen sürdürüleceğini, 2027 yılında ise devam etmeyeceğini söyledi.
"Eşel mobil sonuna kadar mazotta devam ediyor çünkü
mazot rekabet gücünde önemli bir faktördür; taşımacılıkta, tarımda
önemlidir" diyen Şimşek, ''Avrupa'da bir litre mazot 150 liranın altında
değil. Bizde 100 lira civarı. Biz gerçekten vergiden feragat ettik"
ifadesini kullandı.
Ancak Avrupa Komisyonu'nun 14 Eylül fiyatlarını içeren
haftalık petrol bülteninde, Avrupa Birliği'nde (AB) vergiler dahil motorinin
ağırlıklı ortalaması litre başına 2,15 euro olarak hesaplandı.
Motorinde ÖTV ağustos ayının ikinci yarısında sıfırlanmış,
eylül için litre başına 3 TL olarak belirlenmişti.
Şimşek, ağustos ayında motorinde ÖTV sıfırlandığında da
"vergiden feragat ettik" ifadelerini kullanmıştı.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) ise 13
Ağustos'taki açıklamasında
da motorindeki ÖTV indiriminin yılın tamamına
yayılması çağrısı yapmıştı.
Mazotun 100 Liraya Çıkması Tarımı ve Çiftçiyi Nasıl
Etkileyecek?
Daha önce BBC Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi'nden
Prof. Hayri Kozanoğlu, mazot fiyatlarının tarımsal üretimi doğrudan
etkilediğini ve çiftçilerin girdi maliyeti artışından şikâyet ettiğini hatırlatmıştı.
Tarımda mazot yalnızca ürünün pazara taşınmasında değil;
traktörle toprak hazırlama, ekim, ilaçlama ve hasada kadar tüm aşamalarda
kullanılıyor.
Ayrıca bazı sulama pompalarından, ürünün hale veya fabrikaya
götürülmesine kadar aynı üretim döneminde birkaç kez devreye giriyor.
Bu nedenle pompadaki artış çiftçinin hesabına tek seferde
değil, üretimin farklı aşamalarında ekleniyor.
1.000 litre mazot 100 liradan 100 bin liraya mal oluyor; litre
fiyatındaki her 1 liralık artış bu faturaya bin lira ekliyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği'ne (TZOB) göre, fiyat
artışlarının etkisi ürüne ve bölgeye göre değişiyor.
Buğday, arpa gibi geniş arazide yetiştirilen hububatlarda
çok büyük alanlar sürüldüğü için traktör uzun süre çalışıyor ve daha çok mazot
harcanıyor.
Pamuk, mısır ve şeker pancarında ise ekim, ilaçlama, sulama,
hasat gibi çok sayıda makine işlemi gerekiyor. Bu yüzden akaryakıt tüketimi
daha da yüksek.
TZOB Ağustos ayı verileri, motorindeki fiyat baskısının, 100
liralık eşik aşılmadan önce de hızlandığını gösteriyor.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ağustosta mazot
fiyatının bir ayda %7, bir yılda %58'e yakın arttığını bildirdi.
Aynı veriler gübre, yem, elektrik ve bitki koruma ürünlerinde
de yıllık artış yaşandığını; çiftçinin yalnızca yakıttan kaynaklanmayan
birleşik bir girdi maliyetiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Edirne Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk ise 16
Eylül'de yaptığı açıklamada, son artışın çiftçinin mazotu yoğun kullandığı
döneme rastladığını söyledi.
Öztürk, bazı buğday üreticilerinin maliyetin altında satış
yaptığını, buğday ve kanolada beklenen fiyatların alınamadığını belirtti.
'Sorun Yalnızca Pompadaki Fiyat Değil'
BBC Türkçe'ye konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, motorinin 100 lirayı aşmasının yalnızca yeni bir
"psikolojik eşik" oluşturduğunu, çiftçinin üzerindeki maliyet
baskısının ise uzun süredir devam ettiğini söylüyor.
Kapıkıran'a göre motorin fiyatındaki yükseliş, tarımdaki
daha geniş bir yapısal sorunun parçası.
Gübre, tohum ve enerji gibi temel girdilerde ithalata
bağımlılığın sürdüğünü belirten Kapıkıran, döviz kurundaki artışların çiftçinin
maliyetine doğrudan yansıdığını söylüyor.
Girdi maliyetlerinin azaltılabilmesi için bu ürünlerin yerli
üretiminin artırılmasını ve çiftçilerin kooperatifler aracılığıyla daha güçlü
biçimde örgütlenmesini öneriyor.
Kapıkıran, kooperatiflerin yalnızca girdi temininde değil,
ürünlerin pazarlanması ve çiftçinin finansmana erişiminde de rol üstlenmesi
gerektiğini belirtiyor:
"Çiftçiden hem üretmesi, hem girdileri temin etmesi,
hem ürününü pazarlaması hem de tahsilatla ilgilenmesi bekleniyor. Bu koşullarda
üretimde profesyonelleşmesi güçleşiyor."
Kapıkıran, yeni tarımsal destekleme modelinde mazot ve gübre
için daha önce ayrı verilen ödemelerin "temel destek" altında
birleştirildiğini hatırlatıyor.
Verdiği bilgiye göre dekar başına 310 liralık temel destek,
hububatta uygulanan katsayıyla yaklaşık 400 liraya çıkıyor. Bu tutar mevcut
fiyatlarla yaklaşık dört litre motorin almaya yetiyor.
Bir dekar hububat üretimi için yaklaşık sekiz-dokuz litre
motorin kullanıldığını belirten Kapıkıran, desteğin mazot giderinin ancak
yarısını karşılayabildiğini savunuyor:
"Başlangıçta mazot ve gübre maliyetinin en azından bir
bölümünü karşılaması beklenen destek, şimdi yalnızca mazotun yaklaşık yarısına
yetiyor. Gübreye ayrılabilecek bir tutar kalmıyor."
'Çiftçi Hasattan Sonra Öderim Diyerek Borçlanıyor'
Kapıkıran, yeterli finansmana ulaşamayan üreticilerin fide,
gübre ve motorini tedarikçilerden vadeli almaya yöneldiğini anlatıyor.
Bu sistemde çiftçi girdileri üretim döneminde alıyor ve
borcunu hasattan sonra ödemeyi taahhüt ediyor.
Ancak verim düşük kaldığında veya ürün beklenen fiyattan
satılamadığında borçlar ödenemiyor.
Kapıkıran, bunun bazı üreticiler açısından haciz, arazinin
elden çıkarılması veya üretimden tamamen çekilme riski doğurduğunu söylüyor:
"Girdiyi temin edememek ya da çok yüksek maliyetle
temin etmek üretme motivasyonunu ciddi biçimde azaltıyor.
"Hasat sonunda yeterli gelir oluşmadığında çiftçi
borcunu ödeyemiyor ve üretimden çekilmek zorunda kalabiliyor."
'Aracılar Yakıt Maliyetini Katlıyor'
Kapıkıran, ürünlerin tüketiciye ulaşana kadar farklı
tüccarlar, depolar ve dağıtım merkezleri arasında taşındığına da dikkat
çekiyor.
Ürünün önce yerel bir toplayıcıya, ardından büyük tüccara ve
şehirlerdeki depolara taşınması, aynı ürün için birden fazla lojistik gider
oluşmasına neden oluyor.
Bu nedenle mazottaki artış yalnızca çiftçinin tarladaki
maliyetini değil, ürünün her el değiştirmesindeki taşıma giderini de
yükseltiyor.
Kapıkıran'a göre aracıların azaltılması, kooperatiflerin
pazarlamada güçlendirilmesi ve ürün tedarik zincirinin yeniden düzenlenmesi
gerekiyor.
Motorinde yapılabilecek geçici bir indirim çiftçinin kısa
vadeli giderini azaltabilse de bu yapısal sorunlar çözülmeden üretim üzerindeki
maliyet baskısını ortadan kaldırmayacak.
'Akaryakıt Artışı Fiyatlara Yüzde 10-20 Yansıyacak Bir
Unsur Değil'
BBC Türkçe'ye konuşan İstanbul Perakendeciler Derneği
(İstanbul PERDER) Başkanı Rahmi Kartal, motorin fiyatındaki artışın market
raflarına doğrudan ve yüksek oranlarda yansımasını beklemediğini söylüyor.
Akaryakıt ve ulaşım giderlerinin marketlerin toplam
maliyetleri içinde bir payı bulunduğunu belirten Kartal, bunun tek başına raf
fiyatlarında %10-20'lik artış yaratacak bir unsur olmadığını savunuyor.
'Fiyat Listelerini Hemen Uygulamıyoruz'
Kartal, genel fiyat artışlarının sürdüğünü ve fiyat
listesini üç ila beş aydır yenilemeyen bazı tedarikçilerin perakendecilerden
yüzde 5 ila 10 arasında artış talep ettiğini anlatıyor.
Ancak firmaların rekabet koşulları nedeniyle bu artışları
tek başına uygulamak istemediğini belirten Kartal, marketlerin de kendilerine
ulaşan yeni fiyat listelerini doğrudan raflara yansıtmadığını söylüyor.
Kartal'a göre bir marketin fiyatları rakiplerinden daha
hızlı artırması, müşterisini çevredeki başka işletmelere kaptırmasına neden
olabiliyor.
Marketlerin düzenlediği indirim kampanyaları da
tedarikçilerden gelen yeni fiyatların raflara geçişini geciktirebiliyor:
"Masamıza gelen listeleri hemen yansıtmıyoruz,
bekliyoruz. Bir firmanın 100 kalem ürünü varsa bunların 20-30'u indirimde
olabiliyor.
"Listeler sert biçimde yükseldiğinde bunları uygularsak
müşterimizi yandaki markete kaptırma tehdidiyle karşılaşıyoruz."
Kartal, bu nedenle pompadaki artış ile market fiyatları
arasında aynı oranlı ve eş zamanlı bir ilişki kurulamayacağını belirtiyor:
"Akaryakıtın bu hafta zamlanmış olması, hemen bu hafta
aynı oranda artış yapılabileceği anlamına gelmiyor. Akaryakıtın yükselmesi,
ürün fiyatlarına %10-20 yansıyacak bir şey değil."
'Arz Koşulları Fiyat Artışını Sınırlıyor'
Kartal'a göre akaryakıt maliyetinin gıda fiyatlarına
etkisini değerlendirirken ürün arzındaki değişimlerin de dikkate alınması
gerekiyor.
Perakende sektöründeki gözlemlerine dayanarak bu yıl birçok
üründe arzın yüksek olduğunu söyleyen Kartal, bazı üreticilerin
değerlendiremedikleri ürünlerini tarlada bırakmak zorunda kaldığını öne
sürüyor.
Bazı ürün fiyatlarının geçen yılın gerisinde kaldığını da
ifade eden Kartal, bolluk olarak nitelendirdiği bu tablonun akaryakıt
maliyetindeki yükselişin raf fiyatlarına geçişini sınırladığını savunuyor:
"Bu sene birçok üründe fazla üretim oldu. Bazı ürünler
geçen yılki fiyatların gerisinde kaldı. Bunlar da hesaba katıldığında akaryakıt
fiyatlarının raflara çok yüksek bir artış olarak yansımasını
beklemiyoruz."
Motorin Uzun Süre 100 Liranın Üzerinde Kalırsa Ne Olur?
Kartal, motorin fiyatının aylarca 100 liranın üzerinde
kalması halinde de raf fiyatlarını yalnızca akaryakıt maliyetinin
belirlemeyeceğini söylüyor.
Ürünün piyasadaki miktarı, üreticinin satış fiyatı ve
marketler arasındaki rekabetin de belirleyici olacağını ifade eden Kartal;
tavuk, bakliyat, yaş meyve ve sebzede arz koşullarının fiyat artışlarını
sınırladığını savunuyor.
Tavuk üreticilerinin mevcut fiyat seviyesinden memnun
olduğunu belirten Kartal, buna rağmen yalnızca akaryakıt zammını gerekçe
göstererek yeni bir fiyat artışı yapılamayacağını söylüyor:
"Akaryakıta zam geldi diye fiyatları yukarı
taşıyamayız. Bu yıl çoğu üründe ortalamanın üzerinde ürün ve hasat olduğunu
gözlemliyoruz. Bu nedenle akaryakıt kaynaklı artışları raflara yüksek oranlarda
yansıtmayacağız."