Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yüzde 50+1 kuralının korunacağını belirtirken, yeni anayasa için 29. Yasama Dönemi'ni işaret etti.
Türkiye Cumhurbaşkanı
Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet
Uçum "yeni anayasa" temalı bir yazı kaleme aldı.
"Türkiye'nin
yeni anayasa gündemi" başlıklı yazısında Uçum, "Yeni anayasa ile geliştirilecek
güçlü ve daha doğru kural sistemi Türkiye’ye hukuk içinde ve hukuk desteğiyle yükselmek
için birçok fırsat sağlayacaktır. Özcesi Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor. Yeni anayasa
bu büyük yürüyüşün itici gücü olacaktır" dedi.
"Artık kaçınılmaz"
Uçum yazısında, "Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Terörsüz Türkiye süreci bu kararlılığın en önemli adımları
arasındadır. Gelinen aşamada ise yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmazdır"
ifadelerini kullandı.
"50+1 kuralı
halka rağmen değiştirilemez"
"Halkın, sistemin
işleyişindeki iradesini güçlendirmiş olan etkili iki oy hakkı ve yüzde 50+1 kuralı
halka rağmen değiştirilemez" diyen Uçum, "Halk da iradesini zayıflatacak
bu tip karşı hamlelere geçit vermez" dedi.
Seçim için net tarih
vermişti
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı
Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı için yapılacak erken seçim ile ilgili "Seçimlerin
16 Nisan 2028 yılında yapılması öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sisteme geçişimizin
referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sn. Recep Haber Merkezi – Tayyip
Erdoğan son kez aday olacaktır" demişti.
Uçum'un yazısı şöyle:
"Ülkemiz, 2 bin
200 yılı aşan kadim devlet geleneğiyle eşsiz bir mirasa sahiptir. Medeniyetimizin
bize miras bıraktığı bilge ve kudretli müktesebattan istifade ederek attığımız tarihi
adımlarla gücümüze güç katarak Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılında hedeflerimize
kararlılıkla yürüyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi'ne geçiş ile Terörsüz Türkiye süreci bu kararlılığın en önemli adımları
arasındadır. Gelinen aşamada ise yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmazdır.
Bu doğrultuda ülke
liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın perspektifiyle hayata geçen
Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun en büyük hedeflerinden biri, yeni bir anayasayı ülkemize
kazandırmaktır. Dönem artık Türkiye Yüzyılı’dır, vakit artık yeni anayasa vaktidir.
Türkiye Yüzyılı’nın ve istikrarın lokomotifi haline gelen Cumhur İttifakı şüphesiz
bunu da başaracaktır.
Elbette yeni anayasa
Türkiye’nin olağan gündemi olarak her zaman güncel bir konudur. Türkiye Büyük Millet
Meclisinin (TBMM) 28. döneminde yeni anayasanın yapılma ihtimali de Meclisimizin
değerlendireceği bir husustur. Bu ihtimal asla dışlanamaz. Buna mukabil gerek zaman
yönetimi gerekse yeni anayasa sürecinde olgunlaştırılması gereken konulara ilişkin
fikri çalışma ihtiyacı TBMM’nin 29. döneminde yeni anayasanın yapılmasını daha gerçekçi
bir hedefe dönüştürüyor. Tabii ki nihai karar demokratik siyasi liderliğin ve Meclisimizindir."
Yamalı bohça: 1982
anayasası
"Ülkemizin anayasa
yapma ve değiştirme süreçlerinde güçlü bir birikimi ve pratiği var. Bununla birlikte
bugün, darbe ürünü olan 1982 Anayasası, tüm değişikliklere rağmen ülkemize layık
sivil, demokratik, özgürlükçü ve kapsayıcı bir anayasa olma niteliğinden halen çok
uzaktadır.
1982 Anayasası'nın
yürürlükte 154 maddesi var. Bunların 103’ünün 58’inde hiç değişiklik olmadı, 45’inde
tali değişiklikler yapıldı. Yani cari anayasanın üçte ikisi aradan geçen 44 yıla
rağmen darbe ürünü olma özelliğini sürdürüyor. İlk dört maddenin esasları (devamlılık
ilkesi dahil) korunacağından, yürütme ve yürürlük maddeleri de çıkınca geride kalan
97 maddenin gözden geçirilmesi, bazılarında esaslı değişiklikler yapılması, bir
kısmının güncellenmesi, bir kısmının kaldırılması temel bir ihtiyaçtır. Değişiklik
yapılmış 51 maddede ise elbette geliştirme ve yenileme ihtiyacı söz konusudur.
Hal böyleyken "ilk
dört madde hariç 1982 Anayasası'nın neredeyse bütün maddeleri tamamen değişti yeni
anayasa hedefi gereksizdir" görüşü tam bir boş ezber ve hatta kasıtlı bir çarpıtmadır.
1982 darbe Anayasası'nın
oluşturduğu vesayetçi yapılara her defasında dur diyen, tüm engellere rağmen Terörsüz
Türkiye süreci ile barışı ve kardeşliği benimseyen bu asil ve kahraman milletimize
yamalı bohçadan beter olan anayasa hiçbir şekilde yakışmıyor. Önemle belirtelim
ki yeni anayasa sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir zorunluluktur."
Milli bir görev olarak
yeni anayasa
"Cumhuriyetimizi
yeni ve sivil anayasa ile taçlandırmak hepimizin vazifesidir. Bu hiç kimsenin şahsi
konusu değil, hepimizin milli meselesidir.
Özellikle son çeyrek
yüzyılda atılan adımlarla, her geçen gün daha sivil ve demokratik yönde gelişen,
kurumsal kapasitesini güçlendiren, yerli ve milli savunma sanayi hamleleriyle küresel
bir güç haline gelen bir Türkiye var.
Milleti merkeze alan,
halkımızın barış ve kardeşlik iklimini koruyup güçlendiren Terörsüz Türkiye sürecinin
menziline varmak üzere olduğu bugünlerde yeni anayasanın temelleri muhakkak atılacaktır.
Bilinmelidir ki 2023
ruhuna sahip ve 2053 ve 2071 vizyonlarına uygun olarak hazırlanacak yeni anayasada
milli kurtuluş ve bağımsızlık mücadelemizin ve anayasal birikimimizin kazanımları
olarak Türk milleti, Türk vatandaşlığı, resmi dil ve tek zorunlu eğitim dili olarak
Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik, demokratik hukuk devleti kırmızı çizgilerdir.
Bu konularda istismar siyaseti yürütülmesine, sürece gölge düşürmek maksatlı bilinçli
çarpıtmalar yapılmasına asla müsaade edilmez. Bu hususlarda farklı bir düzenleme
tartışması zaten kabul edilemez.
Ayrıca, demokrasinin
birikimleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise korunması gereken kıymetlerdir.
Halkın, sistemin işleyişindeki iradesini güçlendirmiş olan etkili iki oy hakkı ve
yüzde 50+1 kuralı halka rağmen değiştirilemez. Halk da iradesini zayıflatacak bu
tip karşı hamlelere geçit vermez.
Anayasa doğrudan icrai
sonuç doğuran bir düzenleme değil esasen bir güvenceler sistemidir. Ülkemizin geleceği
olan çocuklarımıza ve gençlerimize bu teminatı sunmak mutlak borcumuzdur. Vurgulanmalıdır
ki çağa uygun hak ve özgürlükler çerçevesinde daha geniş güvenceler sağlayan, temel
değerleri tahrip eden hukuk anlayışlarına ve neoliberal saldırganlıklara karşı tedbirler
alan, milli perspektife sahip bir anayasa milletimizin en önemli ihtiyacıdır. Öte
yandan, demokrasi bayrağını daha da ileriye taşıyacak yeni anayasada "serbestlik
fetişizmi" tuzağına ise asla düşülmemelidir.
Yeni anayasa ile birlikte
TBMM İçtüzüğünün, Siyasi Partiler Kanunu'nun ve seçim kanunlarının yenilenmesi ihtiyacı
da açıktır. Tüm bu konularda Hukuk Politikaları Kurulu olarak üzerimize düşen her
türlü fikri desteği vermeye devam edeceğimizi belirtmek isterim.
Toplumsal birliğimizin
en güçlü şekilde tecelli ettiği bugünlerde yapılan çalışmaların ayrı bir önemi olduğunu
vurgulamak gerekir. Bugün Türkiye’nin her bir ferdinin kendini asli unsuru olarak
saydığı kapsayıcı bir anayasaya yönelik olarak hukuk politikası oluşturma çalışmalarına
katkı sunmak herkesin hakkıdır ve aynı zamanda milli bir görevidir."
Türkiye’nin büyük
yürüyüşü
"Dünyada görünürde
dahi bir kural ve kurum referansının kalmadığı bu dönemde kaba güç ve kuralsızlık
kaotik küresel yapıya egemen oldu. Bu koşullarda yeni anayasa ile geliştirilecek
güçlü ve daha doğru kural sistemi Türkiye’ye hukuk içinde ve hukuk desteğiyle yükselmek
için birçok fırsat sağlayacaktır. Özcesi Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor. Yeni anayasa
bu büyük yürüyüşün itici gücü olacaktır.
Eminiz ki Türk milletinin
tüm unsurları, Türkiye toplumunun tüm kesimleri, Türkiye halkının tüm kümeleri yeni
anayasa yapma hakkını asli kurucu irade yetkisiyle kullanarak hedefe ulaşacaktır.
Ve yine görünen o ki temsili kurucu irade olan TBMM en geç 29. dönemde yeni anayasayı
yaptığında, zorunlu olarak başvurulacak halk oylamasında çok yüksek bir oy oranıyla
yeni anayasa kabul edilecektir."