Inside Turkey, eski Kürt geleneği olan ‘deq’ ile ilgili ‘Kürt Geleneğini Yaşatan Dövme Tutkunları’ başlıklı bir haber yaptı.
Haber şöyle:
Taş evlerin duvarları önünde kıyafetlerinin çiçek desenlerinde renkler uçuşan, beyaz yazmalı kadınlar oturmuş, sohbet ediyor. Günbatımı ışığı, kadınların yüzleri ve ellerinin üzerine işlenmiş çizgilere vurduğunda sokaktaki güneşlerin sayısı artıyor. Artık sadece batan güneş yok, sokaktaki kadınların dövmeli alınlarında birden çok güneş beliriyor.
Mezopotamya’da, özellikle de Kürtler arasında yaygın görülen “deq” Kürtçe dövme demek. Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da daha sık rastlanan deq içine anne sütü de konan özel bir karışımın deri altına iğnelerle işlenmesiyle yapılıyor. Çoğunlukla kadınlarda görülen dövmelerde en yaygın görülen motiflerden biri de güneş.
Türkiye’de yaşayan Kürtlerin İslam öncesi dönemde Araplardan öğrendiğine inanılan deq, binlerce yıllık tarihine rağmen Müslümanlığın getirdiği yasaklar ve modernleşme sebebiyle unutulmaya yüz tutuyor. Fakat, kültürlerini ayakta tutmayı uman bazı gençler de bu geleneğe sahip çıkıyor.

Mardinli bir araştırmacı-yazar ve yönetmen olan Mehmet Sait Tunç memleketindeki yaşça büyük birçok Kürt ve Ezidi kadının yüzlerinde, ellerinde bulunan dövmelerin hikayesini yıllarca takip etmiş. Tunç’un bir arkadaşıyla birlikte yaptığı 50 dakikalık “Anlat Bana: Dövmeler-Ağıtlar-Hikayeler” isimli belgesel, 2012 yılında Cannes Film Festivali’nde de gösterildi.
Inside Turkey’e konuşan Tunç Kürtlerin binlerce yıllık dövme sanatını, Arap komşularından öğrendiğini söylüyor. Bin yıllardır iç içe yaşayan halkların dövmelerinin genel olarak benzerlikler gösterdiğini ancak farklılıklar da olduğunu aktaran Tunç, aradaki farkları şöyle anlatıyor:
“Arapların dövme motifi daha büyüktür ve alt dudak dövmesi sadece Arap kadınlarında görülür. Ezidiler güneşe bakıp ibadet ettikleri için güneş motifine daha sık rastlanır. Süryaniler dini amaçlı hazreti İsa’nın resmini ya da haç motifini yaparlar.”
Küçük yaşta yapılıp, bedenlerle birlikte yaşlanan deq’lere rastlamak artık eskisi kadar kolay olmasa da Diyarbakır’ın tarihi mahallesi Sur’un dar sokaklarında ya da Mardin’in taş evleri arasında dolaşırken alnı güneş simgeli bir Kürt kadınla ya da kendilerine özgü dövmeleriyle Arap, Ezidi ya da Süryani kadınlarla karşılaşmak mümkün.
Mardin’e özgü dövmelerin dinle ilişkisi üzerine çalışan akademisten Gülizar Anşin de kadınların deq’ler ile, dile getiremedikleri düşüncelerini, dileklerini ve hislerini bedenlerine yansıttıklarına, adeta bedenlerine işlediklerine inanıyor. Bir makalesinde bu durumu açıklamak için, “ bazen sevincini, öfkesini, kırgınlığını bazen ise aşkını bedenine işliyor” diyor.
Bu nedenden de deq’lerin motifleri çok çeşitli. Amatör belgeselci Tunç, her motifin ayrı anlamı olduğunun altını çiziyor. Hayat ağacı -dünyanın merkezinde ya da cennette olduğuna inanılan kutsal ağaç- sağlıklı yaşam ve uzun ömür getireceğine, tılsımı olduğuna inanılırken, üç noktanın kuma -ikinci eş- gelmesini önleyeceği düşünülüyor. Akrep motifi ise kahramanlığı simgelemesi için tercih ediliyor.
Günümüzde deq yapan az sayıda genç dövmeciden biri olan Mardinli Fatma Temel, dövmede istenen her deseni yapmanın mümkün olduğunu ancak deq’te devam eden motifler olduğunu söylüyor.
Diyarbakır’ın Ermenilerden kalma taş evleriyle ünlü tarihi Sur Mahallesi’ndeki Deq Art atölyesinde çalışan Temel, aynı zamanda da kentte gazetecilik yapıyor. Temel’in deq merakı köyündeki dövmeli kadınlara sorduğu sorularla başlamış. Köydeki kadınlardan deq tekniklerini, motiflerin anlamlarını öğrenip akrabalarına dövme yapmaya başlayan Temel, deq’i “kültürel bir gelenek” olarak tanımlıyor.
“ kız çocuğu doğurmuş anne sütü, is ve hayvan ödü kullanarak bir karışım hazırlanıyor, iğnelerle deri altına işleniyor,” diye anlatıyor. “Dövmedeki gibi makinalar ya da kimyasal boyalar yok.”








