Küçük yaştan itibaren yeteneği ile tanınan keman virtüözü Berfin Aksu, Hans Zimmer turnesi ile 13 ülkede sahneye çıkacak. Suna Kan’ın kemanını miras alan Aksu, başarılarla dolu eğitim hayatıyla dikkat çekiyor.
Küçük yaştan itibaren sayısız başarıya imza atan keman virtüözü Berfin Aksu, Hans Zimmer’ın Dünyası: Yeni Bir Boyut turnesi kapsamında 13 ülkede konserler verecek.
5-6 yaşlarında piyano ve keman eğitimi almaya başlayan sanatçı, o dönemden itibaren yeteneği ile öne çıktı. Müzik dünyası için önemli okullardan biri olan İngiltere’deki Yehudi Menuhin School’da burslu olarak lise eğitimini tamamlayan, ardından Royal Academy’de lisans eğitimi alan Aksu, elde ettiği başarılara Hans Zimmer orkestrası ile Avrupa turnesini de ekliyor. Aksu’yla, küçük yaşta yeteneğini ailesinin fark etmesiyle başlayan müzik yolculuğunu konuştuk.

Öncelikle eğitim hayatınızdan ve müziğe yönelmenizden bahseder misiniz? Bu kadar küçük yaşta müziğe yeteneğiniz olduğunuzun nasıl farkına varıldı?
Müzik okullarından önce şarkı söyleyerek başladım. Evde o kadar çok şarkı söylüyormuşum ki ailem bir şekilde fark etti. ‘Bunun üzerine gitmemiz gerekiyor’ diye düşünerek yönlendirmek istediler. Sonra beni bir yerlere götürdüklerini hatırlıyorum. ‘Müzik kulağı var mı?’, ‘algılıyor mu?’ diye süreçler olmuştu. Sonra hayat öyle bir akışa girdi ki; erken müzik eğitimi, piyano, keman derken ben de çok algılayamadım. O yaşıma göre çok hızlı gelişti.
Peki, başka bir şey yapmak istediniz mi? Çünkü karar vermek için çok küçük bir yaş…
Keman çok zaman istiyordu o süreçte. Başka şeyler yapmak istediğim zamanlar oldu. Küçükken veteriner olmak istiyorum demiştim. Belli zamanlarda mesela dans ve şarkı üzerine de gitmek istemiştim. Her şey o kadar yoğun ilerledikçe kabullenme sürecim oldu. Çocuk için aslında çok yorucu bir süreç.
Bildiğim kadarıyla şu an küçük çocuklara eğitim veriyorsunuz. Bu süreçlerden geçmiş biri olarak aile ve çocuk açısından nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?
Çocuk tarafı için arkadaşlarla zaman geçirme isteği çok oluyor. Ben o zamanlar kendimi eksik hissediyordum. Arkadaşlarım zaman geçirirken onlardan eksik kalıyormuşum gibi hissettiğim zamanlar oldu. Ailelerde de çocuğun üzerine gitmeme isteği oluyor. Çocuk, çocuk olmak istiyor. O da üzerine gidilmeyince, kendi haline bırakılınca enstrümanı üzerine çalışma yapamıyor. Üzerine gidince de sanki çocuklarının düşmanı gibi onların eğlenmesini istemiyorlarmış gibi algılanabiliyor. Arada bir denge olması gerekiyor. Çocuğun yapmayı sevdiği bir şey olması gerekiyor. Öbür türlü üzücü sonuçlar çıkabiliyor. Ben küçükken kemana bağlanırken çalışma kısmını hiç anlamamıştım, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ailem beni zorladığında onların da beni anlamadığını sanıyordum. Ama müzikte çok çalışarak ilerlemek mümkün. Çok rahat bir süreç olmadığını söyleyebilirim.
Lise hayatınız da aslında buna bir örnek gibi. Lise çağında hiç bilmediğiniz bir yerde yatılı okulda okumak zor olmalı.
Bir sene alışma sürem oldu. Çok zorlandım, stresten ataklar geçirdim. Alışmak zordu ama sonra orada çok güzel arkadaşlıklar edindim.






