ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ile Tahran'ın misillemeleri Türkiye için hangi riskleri doğurur? İncirlik ve Kürecik üsleri için bir tehdit var mı? Yeni bir göç dalgası bekleniyor mu? PJAK güçlenir mi?
ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı hava saldırıları ve İran'ın Körfez'deki ABD üsleri ile İsrail'e yönelik misilleme saldırıları Ortadoğu'yu yangın yerine çevirdi.
Pek çok uzmana göre, ABD ve İsrail saldırılarında doğrudan İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey İranlı yetkilileri hedef alması operasyonun bir "rejim değişikliği" savaşına dönüştüğünü gösteriyor.
Bölgede yaşanan savaş Türkiye için de riskler barındırıyor.
Ankara saldırıların başlamasının ardından diplomasi odaklı bir tutum takip etti. Hem İran'ın egemenlik ihlalini hem de Tahran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kabul edilemez bulduğunu açıkladı. Türkiye aynı zamanda tarafları ateşkese çağırarak arabuluculuk teklif etti.
Peki aylardır İran'a yönelik bir saldırıya karşı olduğunu açıklayan Türkiye, yaşanan gelişmelerden nasıl etkilenir? Ortadoğu'daki savaşın Türkiye için riskleri neler?
Göç ihtimali ve ekonomik riskler
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, İran-ABD-İsrail hattında tırmanan gerilimin Türkiye'ye olası etkilerini DW Türkçe'ye değerlendirdi. Ülgen'e göre Türkiye'yi etkileyecek iki temel unsur ekonomik açıdan petrol fiyatları ve turizm gelirleri; güvenlik açısından ise göç ihtimali.
Güvenlik boyutu açısından Türkiye için en kritik unsurun olası bir geniş kapsamlı göç olduğunu söyleyen Ülgen, dış müdahalenin tek başına göç dalgası yaratmayacağını belirterek şöyle konuştu:
"ABD ve İsrail İran'ı vurmaya devam etse bile bu tek başına göç dalgasını tetiklemeyecektir. Ama ne zaman göç olur? Irak'ta 90'ların başında, Suriye'de 2010'larda gördüğümüz şu olmuştu: Dış müdahale sonrası içeride rejimi devirmeye yönelik bir toplumsal muhalefet oluşursa ve bu bir iç çatışmaya doğru giderse, rejim de şiddet kullanırsa o zaman böyle bir ortam göçü tetikliyor."
ABD Başkanı Donald Trump Cumartesi günü İran'a saldırı başlattıklarını açıklarken İran halkına seslenerek "Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın. Bu, belki de nesiller boyu elinize geçecek tek fırsat" demişti.
Türkiye'nin İran'daki son sürece dair temel tutumu en başından beri "istikrarın korunması" olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail saldırıları ile başlayan bu sürecin uzun sürebileceğini belirten Ülgen, diğer yandan daha geniş çaplı bir bölgesel savaş riskini ise düşük görüyor. Ülgen, kara harekâtı senaryolarına ise ihtimal vermiyor.
Şu an için İran'dan Türkiye'ye önemli bir göç dalgası başlamış değil ama gelişmelerin seyri bu durumu değiştirebilir. İran'ı tanıyan uzmanlara göre yaklaşık 2 milyon Afgan mülteci iç savaş ya da istikrarsızlık durumunda yönünü Türkiye'ye çevirmek isteyebilir.
Türkiye-İran sınırındaki duruma ilişkin bir açıklama yapan Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat da sınırlarda olağanüstü bir durum olmadığını duyurdu. Bolat, "Türkiye - İran sınırında bulunan Ağrı - Gürbulak, Van - Kapıköy ve Hakkari - Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum söz konusu değildir. Her üç gümrük kapılarımız ile İran tarafı arasında ticari yük geçişleri kontrollü olarak devam etmektedir. Bununla beraber, her üç gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri karşılıklı olarak durdurulmuş bulunmaktadır" dedi.
Türkiye ile İran arasında 385 yıldır küçük değişiklikler dışında değişmeyen 534 kilometrelik uzun bir sınır bulunuyor.

İran Türkiye'deki üsleri hedef alır mı?
İran, ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından Ortadoğu ve Körfez'de ABD üsleri dahil belirlediği hedefleri füzelerle ve insansız hava araçlarıyla vuruyor. Bu ülkeler arasında İsrail'in yanı sıra Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün bulunuyor.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey de İran'ın İngiliz askeri üslerinin bulunduğu Kıbrıs'a iki füze fırlattığını, füzelerin İngiliz üslerini hedef almadığından oldukça emin olduklarını açıkladı.
İran'dan Türkiye'de Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ve Malatya'daki Kürecik Radar İstasyonu'na yönelen bir tehdit ise bulunmuyor. İncirlik ve Kürecik'e ilişkin risk tartışmalarına dair konuşan Ülgen, İran'ın Türkiye'yi hedef almasının gerçekçi olmadığını söyleyerek "İran'ın saldırdığı ülkelerin hiçbiri NATO ülkesi değil. Kıbrıs, NATO üyesi olsaydı buna da cüret edemezdi" diyor.







