Orta Doğu’da dengeleri değiştirebilecek bir savaşın ilk haftası geride kaldı. İsrail, ABD ve İran arasında başlayan çatışmalar sadece iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek bir krize dönüştü.
İsrail’in İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattığını açıklamasıyla başlayan süreçte, ABD de operasyonlara destek verdi. İran’daki askeri tesisler ve stratejik hedefler yoğun hava saldırılarıyla vuruldu. İlk saldırı dalgasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü iddiası ortaya atıldı ve bu gelişme savaşın seyrini bir anda değiştirdi.
Tahran yönetimi kısa süre içinde sert bir yanıt verdi. İran, ABD ve İsrail’e karşı misilleme yapılacağını duyurdu ve bölgedeki Amerikan varlıklarının hedef alınabileceğini açıkladı. Gerilim hızla büyürken çatışma Lübnan’a sıçradı. İran’a yakınlığıyla bilinen Hizbullah, İsrail’e roket saldırıları düzenledi. İsrail ordusu da Beyrut çevresinde hava saldırıları gerçekleştirdi ve böylece savaş bölgesel bir boyut kazanmaya başladı.
Gerilimin tırmandığı günlerde İran’ın Riyad’daki ABD büyükelçiliğini hedef aldığı bildirildi. Bunun ardından Washington yönetimi Orta Doğu’daki vatandaşlarına bölgeyi terk etmeleri çağrısı yaptı.
ABD ve İsrail ise İran’a yönelik yeni ve geniş çaplı saldırı dalgaları başlattı. Washington’da savunma sanayi şirketlerinin Beyaz Saray’da acil toplantılar yaptığı haberleri de savaşın uzun sürebileceği yorumlarına yol açtı.
Çatışmalar sadece havada ve karada değil, denizlerde de yaşandı. İran’a ait bir savaş gemisinin torpido saldırısıyla batırıldığı bildirildi. Aynı gün Tahran ve çevresinde yeni bombardımanlar gerçekleşti ve can kayıpları hızla arttı.






