Reuters, İran’ın, Irak’taki askeri saldırılar ve sınırın iki tarafındaki Kürtlere yönelik tehditler ile olası bir ayaklanmayı bastırdığını, ABD ve İsrail’den gelen belirsiz mesajların ise Kürtlerin rolü konusunda kafa karışıklığı yarattığını yazdı
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta Kürt güçlerin devreye gireceği yönündeki plan, sahadaki gelişmeler ve siyasi mesajlardaki çelişkiler nedeniyle rafa kalktı. Donald Trump’ın önce destek verdiği, ardından vazgeçtiği Kürtleri silahlandırma ve destekleme senaryosu, İran’ın sınır ötesi saldırıları ve baskısıyla fiilen devre dışı kalırken, bölgedeki Kürt gruplar iki güç arasında sıkışmış vaziyette.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın altıncı gününde, Donald Trump, Irak’taki Kürt güçlerinin İran’a kara harekâtı başlatacağına ilişkin iddialara yanıt verdi. Trump, Irak merkezli İranlı Kürtlerin olası bir saldırısının “harika olacağını” düşündüğünü söyledi. Ancak savaşın sekizinci gününde Trump’ın tutumu değişti. Air Force One’da yaptığı açıklamada, “Kürtlerin müdahalesini istemiyoruz. Bunu gündemden çıkardım” ifadelerini kullandı.
Reuters’ın İran-Irak sınırından aktardığı habere göre, ABD ve İsrail’in Kürt savaşçıların kendilerine destek vereceği yönündeki beklentileri iki nedenle boşa çıktı: Washington ve Tel Aviv’den gelen çelişkili mesajlar ile İran’ın seçkin gücü İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun sınırın her iki tarafındaki Kürtlere yönelik yoğun saldırı ve tehditleri.
Trump, 7 Nisan’da iki haftalık ateşkes ilan ederek müzakereler için bir pencere açıldığını ve savaşın sona erme ihtimalinin doğduğunu duyurdu. Ancak bu gelişmenin, Irak’a sığınmış İranlı Kürt muhaliflerin rejime karşı yürüttüğü faaliyetleri sona erdirmesi beklenmiyor.
İran'dan Kürtlere Yönelik Baskı ve Tehditler Savaşın ilk günlerinde İran istihbaratı, ülkenin Kürt vatandaşlarına kısa mesajlar göndererek ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen unsurlarla iş birliği yapmamaları konusunda uyarıda bulundu. Daha sonra gönderilen mesajlarda ise yabancı internet sitelerine erişen Kürtlere yönelik tehditler yer aldı.
Mart ayı sonlarına doğru, sinyal tarayıcılarla donatılmış resmi araçların sokaklarda dolaşarak yasa dışı uydu bağlantılarını tespit etmeye çalıştığı bildirildi. Kürt nüfusun yoğun olduğu kentlerde yürütülen bu dijital takip faaliyetlerini, Devrim Muhafızları’nın ev baskınları izledi.
Irak Üzerindeki Baskılar Arttı Komşu Irak’ta ise İslam Devrim Muhafızları Ordusu, özerk Kürt yönetimi üzerinde baskı kurmaya başladı. Kendi ordusuna sahip olan ve İranlı Kürt militanlara ev sahipliği yapan bölgesel yönetime yapılan telefon görüşmesinde, sınırdaki Kürt birliklerinin bir saat içinde geri çekilmemesi halinde saldırı tehdidinde bulunulduğu, iki Kürt yetkili tarafından aktarıldı.
Iraklı Kürtler sınırdan çekildiklerini ve savaşa dahil olmak istemediklerini açıklasa da İran’ın insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılarda can kayıpları yaşandı. Aynı dönemde Devrim Muhafızları’na ait İHA ve füzelerin Irak’taki İranlı Kürt militanları hedef aldığı, en az beş kişinin öldüğü ve güvenli olduğu düşünülen bazı üslerin imha edildiği belirtildi.
Farklı Hedefler Reuters, Irak’ın Kürt özerk bölgesinde sekiz hafta boyunca sahada araştırma yaparak sürgündeki İranlı Kürt militanlar ve üst düzey Iraklı yetkililerle görüştü; ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve İran’ın Kürtlere karşı düzenlediği operasyonları analiz etti. Ayrıca İran’daki Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yaşayanlarla telefon üzerinden temas kurdu.
Savaşın tarafları farklı hedef ve deneyimlere sahipti. Irak’taki sürgün İranlı Kürt savaşçılar Tahran’daki yönetimi devirmeyi amaçlarken, Iraklı Kürtler istikrarı ve mevcut özerkliklerini korumaya odaklandı. İran içindeki birçok Kürt ise yalnızca tutuklanmaktan kaçınmaya çalıştı.
İran, Kürtleri Şu Ana Kadar Engellemeyi Başardı Ateşkes ilanına kadar geçen süreçte İran, Irak’taki Kürt güçlerin savaşa katılmasını engellemeyi başardı. Bu kapsamda muhbir ağları kullanıldığı ve Irak’taki İranlı Kürtlere ait ofis ve yerleşkelerin hassas saldırılarla hedef alındığı belirtildi. En son saldırının pazartesi günü gerçekleştiği aktarıldı. Iraklı Kürt yetkililer, kendilerine yönelik saldırıların büyük bölümünün Irak içindeki İran destekli milislerden geldiğini ifade etti.
İran tarafında ise sınır hattına takviye birlikler sevk edildiği bildirildi. Bölgedeki yerel kaynaklar, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun olası bir ayaklanmayı önlemek için otobüslerle asker gönderdiğini aktardı.
Irak’taki İranlı Kürt komutanlardan Amir Karimi, Reuters’a yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları’nın ormanlara, camilere, okullara ve hatta bir hastaneye kadar konuşlandığına dair istihbarat aldıklarını söyledi. Ayrıca bir Devrim Muhafızları komutanının 22 Mart’ta bölgeye açık bir ziyaret gerçekleştirdiği belirtildi.
Mart ayı sonunda konuşan Karimi, ABD’nin bölgede nasıl bir strateji izlediğinin o dönemde kendisi için net olmadığını ifade etti.
İran'da Özerklik Talebi İran nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Kürtlerin önemli bir bölümü ise kuzey Irak’taki Kürt bölgesine sığınmış durumda. Irak’ta, Suriye’de olduğu gibi, Kürtler uzun yıllar boyunca ABD ile ittifak kurdu. Ancak bu iş birliğine rağmen bağımsız bir devlet kurma umutları defalarca boşa çıktı. Bağdat’taki merkezi hükümetten özerk şekilde yönetilen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, mevcut statüsünü korumayı hedefliyor. İran’daki yönetimi devirmeyi amaçlayan bazı Kürt gruplar ise yıllardır komşu Irak’ta sığınmış durumda.
İran’daki birçok Kürt de özerklik talep ediyor ve bu nedenle sık sık devlet baskısına maruz kalıyor. Savaş sürecinde bu gruplar, ABD ve İsrail için İran içindeki en olası askeri müttefikler olarak değerlendirildi.
Irak’ın kuzeyindeki Penjwen yakınlarında, İran sınırına yakın bir bölgede konuşlanan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) eş başkanı Amir Karimi, faaliyetlerini bir tünel kompleksinden yürüttüklerini belirtti.

Irak'a En Az 388 Füze Saldırısı Reuters’ın, çatışma verilerini izleyen ACLED verilerine dayandırdığı analizine göre, savaşın başlangıcından mart ayı sonuna kadar İran ve müttefikleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne en az 388 füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Bu saldırıların yaklaşık yarısı Kürt siyasi grupları ve silahlı unsurları hedef aldı. Aynı dönemde ABD ve İsrail’in ortak saldırılarının, İran’ın kuzeybatısındaki Kürt yoğunluklu bölgelere 140 kez isabet ettiği belirtildi.
Söz konusu verilerin, yerel ve uluslararası kaynakların doğruladığı saldırılara dayanan temkinli bir hesaplama olduğu ifade edildi.
İsrail hükümeti, Kürt güçlere yönelik planlarına ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, savaşın ilk gününde Başbakan Benjamin Netanyahu İran halkına ayaklanma çağrısında bulundu. Netanyahu, “İran halkı: Farslar, Kürtler, Azeriler, Abhazlar ve Beluçlar… Bu sizin zamanınız. Birlik olun, rejimi devrin ve geleceğinizi güvence altına alın” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray ve İsrail hükümeti Kürtlerle ilgili planlara dair soruları yanıtsız bırakırken, ABD Merkez Komutanlığı da yorum yapmayı reddetti. İran yönetimi ise Kürt bölgelerindeki uygulamalarına ve Irak’taki saldırılarına ilişkin sorulara yanıt vermedi.
Ateşkes öncesinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi savaşa dahil olma niyetinde olmadığını açıkça ortaya koydu. Açıklamada, “Hiçbir koşulda Kürdistan Bölgesi topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırı, tehdit veya düşmanca eylemler için kullanılmasına izin verilmeyecek” denildi.
Sınırın İki Tarafında Bombardıman İran ve müttefiklerinin saldırılarının süreklilik gösterdiği, yalnızca 19 Mart’ta Kürt gruplara yönelik 20’den fazla füze ve İHA saldırısı gerçekleştirildiği ifade edildi.
Buna karşın, Reuters’a ateşkes öncesinde konuşan İranlı Kürt savaşçılar, uygun koşullar oluştuğunda yeniden İran’ın kuzeybatısına ilerlemeye hazır olduklarını söyledi. Bu süreçte bazı militanların sınır hattındaki dağlık bölgelerde kazılan tünellerde konuşlandığı aktarıldı.
Kürtler Hazırlanırken İran Baskıyı Artırdı İranlı Kürt milislerden birinin komutanı olan Rebaz Sharifi, kış aylarının ilk bölümünü Irak’ın kuzeyinde bataklık bir yamaçta geçirerek genç savaşçıları eğitti ve İran’ın kuzeybatısında muhbir, aktivist ve kaçakçılardan oluşan bir ağ kurmaya çalıştı.
Sharifi’nin lider kadrosunda yer aldığı Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Irak’ta konuşlu ve İran yönetimini devirmeyi hedefleyen Kürt gruplardan biri. Bu grupların toplamda birkaç bin savaşçıya sahip olduğu belirtiliyor. 38 yaşındaki Sharifi, 22 yıldır Irak’ta sürgünde yaşıyor ve özellikle Ocak ayında kitlesel protestolarla zirveye çıkan iç muhalefetin artmasından cesaret aldığını ifade ediyor.
Şubat ayında, savaş başlamadan önce Reuters’a konuşan Sharifi, “Eskiden savaşçı bulmak için biz arardık, şimdi onlar bize geliyor” dedi. Sharifi, savaş öncesinde PAK’ın Irak’a geçirilen her savaşçı için kaçakçılara ve İran sınır muhafızlarına yaklaşık 300 dolar ödediğini de aktardı.
"Trump, İran'ı Hafife Aldı" ABD ve İsrail’in geçen yıl haziranda İran’a yönelik hava saldırılarının ardından Donald Trump’ın askeri müdahaleye açık yaklaşımı ve İran içinde ayaklanma çağrıları da Sharifi’yi umutlandırdı. Ancak buna rağmen Washington’un İran yönetiminin gücünü hafife aldığı görüşünde.
Sharifi, grubunun daha önce de İran tarafından sınır ötesi saldırılara maruz kaldığını, geçen yıl temmuz ayında ve ocak ayındaki protestolar sırasında füze ve İHA saldırılarıyla hedef alındıklarını söyledi. “Trump İranlılara kurumlarını ele geçirmeleri çağrısı yaptığında herkes rejimin zayıfladığını düşündü. Oysa İran’ın öldürmeye hazır büyük güçleri var” dedi.
İsrail’in de ocak ayında ayaklanmayı teşvik eden açıklamalar yaptığını hatırlatan Sharifi, “Mossad’ın İran sokaklarında olduğu ve yardım etmeye hazır olduğu yönündeki mesajlarına rağmen sahada bunun bir karşılığını görmedik” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Trump’ın, ABD’nin Kürtler üzerinden İran’daki protestoculara silah ulaştırdığı yönündeki açıklamaları da belirsizliği artırdı. Trump, Fox News’e verdiği röportajda “Silahları Kürtler üzerinden gönderdik, ama sanırım Kürtler silahları aldı” dedi. Ancak en büyük iki Kürt grubun komutanları, Reuters’a yaptıkları açıklamada ABD’den herhangi bir silah almadıklarını belirtti.
Exeter Üniversitesi Orta Doğu siyaseti profesörü Gareth Stansfield ise Kürt savaşçıların sayıca sınırlı olduğunu ve tek başlarına geniş bir alanı kontrol edemeyeceklerini söyledi. Buna karşın, dış destekle İran içinde belirli bölgelerde tutunabileceklerini ve bunun daha geniş bir muhalefet hareketini tetikleyebilecek “kartopu etkisi” yaratabileceğini ifade etti.







