HDP Siirt İl Eşbaşkanı Hatice Tay, Kobani davasıyla ilgili yaptığı basın açıklamasında “Bizler bu kumpas davasının ne insani, ne vicdani, ne hukuksal ne de ahlaksal olarak hiçbir meşruluğunun olmadığını açıkça ilan ediyoruz” dedi.
HDP Siirt İl Başkanlığı tarafından Kobani davası nedeniyle gerçekleştirilecek nöbet eylemi öncesi il binasında basın açıklaması düzenlendi.
Basın açıklamasında konuşan HDP Siirt İl Başkanı Hatice Tay, “Kobanî Kumpas Davası, DAİŞ çetelerine karşı Kürt halkının destansı direnişine tahammül edemeyen AKP-MHP faşist iktidarının yargı eliyle Kürtlerden intikam alma davası ve aynı zamanda HDP’nin kapatılması için gerekçe haline getirilen operasyonlar zincirinin bir halkasıdır. Tarihe hukuk skandalı olarak geçecek olan davanın bir amacı da partimizi ne alanlarda ne de seçim sandıklarında geriletmeyen iktidarın yargı eliyle bizi tasfiye etme girişimidir. Bu dava, HDP fikriyatının toplumsallaşmasının önüne geçemeyen iktidarın bu ülkenin geleceğine karşı yürüttüğü bir saldırı ve umudu kırma girişimidir. Dava sürecinde yargılanan yoldaşlarımıza baktığımızda yargılananların kişiler değil bir fikriyat olduğu net olarak ortaya çıkmaktadır. Kürt özgürlük mücadelesi ve sol sosyalist mücadelenin kadrolarının aynı davadan yargılanması bunun en bariz göstergesidir.” dedi.
“Bu davanın hem halklar hem de hukuk nezdinde hiçbir meşruiyeti yoktur. Bunu bulunduğumuz her yerde anlatmaya ve savunmaya devam edeceğiz. Nitekim davanın seyrine bakıldığında daiktidarın bile izah etmekte zorlandığı ve skandallar silsilesine dönüşen bu davanın tamamen siyasi talimatlarla yürütüldüğü net olarak ortaya çıkmaktadır” diyen Tay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “DAİŞ’in Kobanî‘ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim’de gerçekleştirilen protesto gösterileri gerekçe gösterilerek açılan ve aralarında önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile birlikte MYK üyelerimizin de bulunduğu 108 arkadaşımız duruşma salonlarını bir yargılanma alanı olmaktan çıkarmış ve bizzat AKP-MHP iktidarının yargılandığı bir irade sahasına dönüştürmüşlerdir.
Başından beri “gizli tanık” ların çelişkili beyanları ile müştekilerin şikâyetçi olmaması ve mahkeme üyelerinin suç örgütleriyle olan ilişkisinin ortaya çıkması bu davanın bir kumpas davası olduğunu açıkça ortaya çıkarmaktadır. Binlerce sayfalık göstermelik iddialardan oluşan suçlamaların hukukçularımız tarafından her aşamada çürütülmesi davanın bir yıl içinde çökmesini sağlamıştır.
Olayların üzerinden 6 yıl 3 ay geçtikten sonra davanın açılmış olması bu davanın baştan aşağı siyasi bir operasyonun parçası olduğunu göstermektedir. Bu gün yaşanan bütün yapısal krizlerin bizzat kaynağı olan mevcut iktidar, çöküşünü geciktirmek için partimizi kriminalize etmeye çalışmakta ve ülkenin bekası yalanına sarılmaktadır.
Davanın bugüne kadar ki sürecinde yaşanan hukuksuzlukları bulunduğumuz her yerde teşhir ettik ve etmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar dosya için özel olarak görevlendirilen 8 savcı görevden alınmıştır.
Savcılar tarafından hazırlanan imzasız bir liste kapsamında dosyanın hiçbir aşamasında şüpheli olarak geçmeyen 90 kişi hakkında haksız ve hukuksuz bir şekilde soruşturma başlatılmıştır.
Dosyalarda unutulan gizli bilgi notlarında 7 milletvekili arkadaşımız hakkında her türlü hukuksuzlukla yargılanabileceklerine dair bilgiler yer almıştır. Dosya içinde unutulan bilgilerde bu davanın halkların umudu olan partimiz HDP’ye dönük kapatma davasının gerekçesi olacağı belirtilmiştir.
Mahkeme heyeti, AİHM Büyük Dairenin Selahattin Demirtaş’ın “Kobanî için yapılan çağrılar şiddet çağrısı değil” kararından hemen sonra bir hamle daha gerçekleştirerek Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında mükerrer tutuklama kararı vererek intikam siyasetine devam etmiştir. AİHM kararının devamında “HDP Genel Merkezi tarafından yapılan çağrılarla meydana gelen olaylar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, söz konusu çağrıların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı” belirtilmiştir.
AKP-MHP iktidarının talimatlarıyla çalışan Emniyet Güvenlik Daire Başkanlığı, TEM ve Milli Güvenlik Kurulu’nun ortak kurduğu kumpas davasında uydurma iddianameler ve gizli tanık beyanları iddianamenin gerekçesini oluşturmuştur. 3 bin 530 sayfa ve 324 klasörden oluşan iddianameyi bir hafta gibi kısa bir sürede kabul eden mahkeme heyetinin iddianameyi baştan sona okumadığı mantıksal bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır.
Davanın ilk başladığı gün, 3 ayrı yerde kontrol noktaları kurulmuş, 100 avukat duruşma salonunda yer olmadığı gerekçesi ile salona alınmamıştır. Avukatlar ve yargılanan arkadaşlarımız mahkeme heyetini protesto etmiştir. Mahkeme başkanı avukatların protesto gösterisine karşı avukatları salondan atmakla tehdit ederek talimatla çalıştığını göstermiştir. Yine Meclis grubumuzla birlikte davayı takip etmeye gelen halkın açıklama yapmasına engel olunurken ellerinde bayraklarla HDP’yi protesto etmeye gelen grubun açıklama yapmasına izin verilmiştir. Arkadaşlarımızın defalarca reddi hakim talebi geri çevrilmiştir.
Hukuka uygun maddi delil bulamayan savcının, iddialarına gerekçe bulmak için gizli/açık tanık arayışına çıktığı dosyadan gizlilik kararı kaldırıldıktan sonra açığa çıkmıştır. Dosyada adları geçen bütün gizli ve açık tanıklara ne şekilde ulaşıldığına dair soruşturma dosyasında tek bir evrak bile bulunmamıştır.






