Diyarbakır’ın Siverek yolu üzerinde bulunan tarlalarda yetiştirilen domatesler toplandıktan sonra tarlanın hemen ilerisindeki alana serilen beyaz brandaların üzerine getiriliyor. İşçiler tarafından tek tek kesilen domatesler tuzlanarak kurumaya bırakılıyor. Yoğun emek ve güneş altında kurutulan domatesler daha sonra çuvallanarak dünyanın çeşitli ülkelerine gönderiliyor.

“Günde 100 - 150 Kasa Domates Kesiyoruz”
Siverek’ten domates doğramak için Diyarbakır’a gelen mevsimlik işçi Şahize Korkmaz, yaptıkları işin zorluğunu şöyle anlattı:
“Şanlıurfa Siverek’ten geliyoruz, domates doğramaya. Yılda bir ay işimiz var. Domatesleri tarladan getiriyorlar, biz kesip, serip kurutuyoruz. Arkadaşlar da topluyor, gönderiyorlar. Çalışma şartları biraz zor. Hava sıcak, ellerimiz ağrıyor. İşimiz zordur ama yapacak bir şey yok, bizim mesleğimiz olmuş artık. Günde 100-150 kasa domates kesiyoruz.”

“Emeğimizin Karşılığını Almak İstiyoruz”
Mevsimlik işçi Ali Dinek de Siverek’ten geldiklerini ve yılın farklı dönemlerinde domates, kayısı ve biber hasadında çalıştıklarını söyledi:
“Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden mevsimlik işçi olarak geliyoruz. Genel olarak domates, kayısı ve biber işlerinde çalışıyoruz. 4-5 ay boyunca sürekli mevsimlik işçi olarak çalışıyoruz.”

Mevsimlik işçilerin çalışmak için gittikleri bölgelerde yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, zaman zaman temel ihtiyaçların karşılanmamasıyla da mücadele ettiğiklerini belirten Dinek, yaşadıkları sorunları şöyle anlattı:
“Çektiğimiz sıkıntılar çok. Geldiğimiz yerlerde su ve elektrik sıkıntısı yaşıyoruz. Sivrisinekler var, çocuklar perişan oluyor, hastalanıyor. Tarlalarda kene de oluyor. Sıkıntılarımızı anlatmak, sesimizi duyurmak istiyoruz. Gerçekten sesimizi duyacak güzel yetkililere ihtiyacımız var.”

Güneş altında, 40-50 derece sıcaklıkta çalıştıklarını belirten Dinek, emeklerinin karşılığını alamamanın kendilerini ayrıca yorduğunu ifade etti:
“Bu güneşin altında, 40-50 derece sıcaklıkta çalışıyoruz. Sıcaklığın yanında, emeğimizin hakkını alamamak da bizi çok yoruyor. Herkes kendi emeğinin karşılığını almak ister. Aldığımız para bizi kurtarmıyor. Çünkü hayat pahalı. Geçinmek zor.”



















