Maraş depremlerinin etkilediği, yıkım ve can kayıplarına neden olduğu Diyarbakır’da önemli bir rapor açıklandı.
Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 6 Şubat 2023 Maraş merkezli meydana gelen deprem ve sonraki sürece ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Platform adına açıklama yapan Baro Başkanı Nahit Eren, "6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremden etkilenen 11 ilde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybetmiş, 107.204 kişi ise yaralanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre, 6 Şubat depremlerinden Türkiye ve Suriye’de 26 milyon kişi etkilenmiştir" dedi.
Depremin hemen ardından Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu bünyesinde bir kriz merkezinin oluşturulduğunu hatırlatan Eren, "Kriz merkezimizin en önemli başarılarından biri, 6 Şubat depreminde acil müdahale konusunda en önemli araçların başında gelen ve enkaz kaldırma amaçlı kullanılan iş makinaları ile basit el aletlerinin şantiye alanlarından kent merkezlerine hızla transfer edilerek arama-kurtarma çalışmalarına katılmalarını sağlamak olmuştur. Bölgede faaliyet yürüten özel şirketler bu konuda toplumsal sorumluluğunu büyük bir özveri ile yerine getirmiştir" dedi.

“Diyarbakır'ın Havası Tehlikeli”
Eren, deprem sonrası tehlikeli kimyasallar, asbest ve toz gibi zararlı bileşenlerin havaya karıştığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Deprem sonrasında, yıkılan veya ağır hasar gören yapıların yıkıntı ve enkazlarının kaldırılmasına yönelik çalışmaların; sulama, atıkların ayrıştırılması gibi gerekli önlemler alınmaksızın sürdürüldüğü, tehlikeli kimyasalların yanı sıra asbest, toz gibi zararlı bileşenlerin havaya karıştığı gözlemlenmiştir. Yine yıkımı gerçekleştirilecek yapılara ilişkin gerekli önlemlerinin alınmaması ve çocuklar başta olmak üzere yurttaşların güvenliklerini tehdit etmekte, olası ölüm ve yaralanma riskini ortaya çıkarmaktadır. Binaların hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık olarak sınıflandırılması yoluyla hasar tespit çalışmalarını yürüten ekiplerin karar verme süreçlerinin; bağımsız, tekniğe ve bilimsel ilkelere dayalı olarak sürdürülmesinde sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bu hususta, yapıların güvenirliğinin tespiti açısından hasar tespit işlemlerinin uzman kişilerle yapılması, afet döneminde oluşabilecek risklerin azaltılması açısından elzemdir."
“Toplumsal Bir Travma Yarattı”
"Depremde yaşanan kayıplara ve yıkımlara ilişkin tüm veriler aradan geçen bir yılın sonunda henüz açıklanmamıştır" diyen Eren, şöyle devam etti: "Şüphesiz 6 Şubat’ta yaşanan; büyüklüğü, şiddeti, yıkıcılığı ve ivmeleri açısından yer bilimcilerin ve sismologların da beklentisini aşan depremlerin toplumsal bir travma olarak uzun yıllar etkisini sürdüreceği de bir gerçektir.” Deprem sonrası kentte yıkılan ve hasar alan binalara dair de bilgi veren Eren, "Diyarbakır kent merkezinde 6 bina depremde yıkılmış, 414 yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Diyarbakır kent merkezi ve 17 ilçede 53 acil yıkılacak, 6 bin 770 ağır hasarlı ve 3 bin 180 orta hasarlı yapı bulunmaktadır. Kent merkezinde ağır hasarlı binaların yıkıma başlanmış olup, ağır hasarlı binalarda 20 bine yakın konut olduğu tahmin edilmektedir. Buna karşılık Diyarbakır’da TOKİ tarafından ihalesi yapılmış konut sayısı 5.156 adet olup, yapımı tamamlanan ve teslim edilen konut bulunmamaktadır. Diyarbakır’da geçici barınma yeri olarak,585 konteynırda, 494 Aile ve 2300 vatandaş (1085kadın/1215erkek/226çocuk) kalmaktadır" diye konuştu.
50 Bin Kişi Diyarbakır'dan Göç Etti
Diyarbakır merkezde son bir yıl içerisinde 50 bin kişinin barınma, sosyo-ekonomik ve benzerin edenlerden kaynaklı göç etmek zorunda kaldığına çeken Eren, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Diyarbakır kent merkezinde son bir yıl içerisinde yaklaşık 50 bin kişinin barınma, sosyo-ekonomik ve benzeri nedenlerle göç etmek durumunda kaldığı, ekonomik kriz nedeniyle oldukça zorlandığı, gün geçtikçe gıda ve yaşamsal ihtiyaç malzemeleri ile konut kira bedellerinde yüksek artışlar yaşandığı görülmektedir. Bu durumun ekonomik temelli göçün oluşumuna etki ettiği gözlenmektedir."
“En Çok Kadın Ve Çocuklar Etkilendi”
Kadınlara yönelik şiddet ve kayıp çocukların durumuna da dikkat çeken Eren, "İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmış ve 6284 sayılı Kanun’un uygulanmıyor olması, kadınların şiddete maruz kaldığında adalete erişimi önünde çok ciddi bir engel oluşturmuştur. Ancak depremle birlikte kadınların örgütsel yapılara ulaşamaması depremde kadın olmanın zorluklarını gözler önüne seren örneklerdendir.
Bu düzeydeki bir afetten sonra, kayıp çocuk sayısını tam olarak belirlemek zor olabilmektedir. Zira kamuoyuna yansıyan kayıp çocuk vakıalarına ilişkin hak temelli sivil toplum örgütleriyle baroların bilgi edinme başvuruları, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığınca aradan geçen bir yıla karşın yanıtsız bırakılmakta, bu hususta yapılan suç duyurularına ilişkin soruşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir" diye belirtti.






