Diyarbakır’da Newroz kutlaması gerçekleştirildi. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürt meselesini çözen bir Türkiye bölgede güçlü bir aktör olur” dedi.
Bakırhan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Çok değerli konuklarımız, Federe Kürdistan Bölgesinden Amed Newrozuna gelip onurlandıran çok değerli konuklar, değerli Amedli gençler, kadınlar; pes etmeyen, vazgeçmeyen onurlu Amed halkı, hepinizin Newroz Bayramını kutluyorum. Newroza we pîroz be! Hepiniz görüyorsunuz; Ortadoğu'da her sınır bir yara, her başkent bir yangın yeridir neredeyse. Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem de bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Kürt halkı ve siyasi iradesi tüm gadre uğrayanların hakkını, hukukunu ve geleceğini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli. Bugün özellikle Ankara'nın önünde tarihi bir fırsat var. Kürt meselesini çözen bir Türkiye bölgede güçlü bir aktör olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara Türkiye'de barışı, bölgede istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek zaman, harcanacak başka bir nesil yok. Yeterince gençlerimizi, yeterince nesillerimizi kaybettik. Unutmayalım, günü kurtarma derdinde olanlar geleceği kaybeder. Gelin, geleceğimizi kaybetmeyelim.

Gelin, 86 milyon için demokratik bir Türkiye'yi birlikte kuralım
Geleceğimizi kazanmak için demokratik bir zemini hep birlikte büyütelim. Geçmişin yaraları geleceğimizi daha fazla kanatmasın. Bu ülke 100 yıldır defalarca kanadı, artık bu kanamayı durduralım. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında demokratik bir Türkiye'yi birlikte kuralım. Herkesi, şahsi siyaset yerine ilke siyasetini, geçmişin ağır yükü yerine geleceğin umudunu konuşmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin geleceği Kandıra Cezaevinde, Edirne Cezaevinde, Silivri'deki mahkeme salonlarında, Amed zindanlarında değil; Meclis'te, meydanda ve demokratik zemindedir.
Kürtler ne istiyor?
Değerli halkımız, bu meydanda sizlerin huzurunda ve milyonların şahitliğinde taleplerimizi çok bir net bir şekilde ifade etmeye çalışacağım. Hani hep soruyorlar ya Kürtler ne istiyor diye. Bugün, 2026 Newrozunda Amed’den Kürtlerin ne istediğini bir kez daha, hep birlikte tekrar edelim. Kürtler Türkiye'de kimliğinin tanınmasını istiyor. Kürtler anadilinde eğitim istiyor. Kürtler anayasal güvence istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede Kürtler vardı; Çanakkale'de, Urfa'da, Kurtuluş Savaşı'nda Türkiye'nin dört bir yanında Kürtler vardı. Meclis kurulurken Meclis’te Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu, bedel birlikte ödendi.
Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz
Felakette ve acıda ortak olduk, o halde saadette neden ortak olmayalım? Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Bu kaderi artık değiştirmek istiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz. Kürtlerin talebi ayrılık değil ortaklıktır, inkar değil tanınmadır, lütuf değil haktır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Kürtler artık devletle münazara değil müzakere yapmak istiyor. Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sehpasından masaya, isyandan inşaya taşındı. Söz olsun Sayın Öcalan; bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Bakın, Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Bölge başkentleri de artık Kürtlere güvenlik penceresinden bakmamalı, ortak yaşam penceresinden bakmalıdır.






