Diyarbakır, kendine özgü mimarisiyle, taş evleriyle, taş konak ve köşkleri, taş döşeli sokakları ve surları ile kara taştan oluşan bir kent.
Birçok zenginliği ile dünya kentlerinden ayrılan eski Diyarbakır, kendine özgü mimarisiyle, taş evleriyle, taş konak ve köşkleri, taş döşeli sokakları ve surları ile kara taştan oluşan bir kentti aynı zamanda. Binlerce yıl öncesinden Huri ve Asurlulardan bu yana yerleşime açılan Diyarbakır’a hayat veren, Karacadağ'ın taşıydı. Karacadağ'dan getirtilen kara taş, yani bazalt, kent mimarisinin kültürünü yarattı. Taşlar yüzyıllardır ustaların elinde nakış gibi işlenerek evleri, konakları ve sokakları süsledi. Şimdi pek az iz kalsa da, kara taş halen Diyarbakır'ın en vaz geçilmez yapı malzemesi.

İşte Diyarbakır'ın Kültürüne Yön Veren Ve Şekillendiren Kara Taşın Hikayesi...
Diyarbakır mimarisi ile anılan bazalt, kentin hemen yanı başında bulunan ve 100 bin yıl önce sönmüş bir volkan olan Karacadağ'dan getiriliyor. Yaklaşık 80 metre kalınlığında ve 10 bin kilometrelik alanı kaplayan alanda bulunan bazalt, ilk önce surların yapımında kullanılmış. Ardından barınma, korunma, konaklama ve depo amacıyla yapılan yapılarda dayanıklılığı nedeniyle tercih edilmiş.
Binlerce Yıldır İşlenen Bir Taş
Tarihi Sur ilçesinin her adımında bazalt taşına rastlarsınız. Bu kimi zaman bir çeşme, kimi zaman bir türbe, kimi zaman bir kilise, kimi zaman bir cami, kimi zaman bir konak şeklindedir. Sokak döşemelerinin yanı sıra, Sur'u baştan başa bir çevreleyen görkemli surların da ana yapı taşıdır bazalt. Yöresel bir yapı taşı ve bölgede bol miktarda bulunması nedeniyle, bu kara taş binlerce yıldır Diyarbakır'da yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.
Soğuk Ve Sıcaklıkta Ayrı Özellik Gösterir
Bazalt, akıcı ve bazik lavların soğuma yüzeyine dik olarak beş ve altı kenarlı sütunlar şeklinde katılaşması ile oluşmuştur. Ayrıca bu çeşit lavların hava ile temas eden dış kısımları ve akıntı uçları boşluklu olabilir. Bu durum taşa bir cüruf görünümü verir. Soğumakta olan lavdan çıkan gaz tanecikleri bu boşlukların oluşumunu sağlar. Taşın iç kısımlarına gidildikçe boşluklar küçülür ve sayıları azalır. Bu tür bazalta gözenekli bazalt denir. Suyu daha fazla emer ve soğurma özelliği fazladır. Gözeneksiz bazaltın ise düz bir yapısı vardır.
Bin Yıllarca Dayanıklılığını Korur
Bazalt su emme, paslanma, dona, darbelere ve sürtünmelere karşı çok dayanıklıdır. Mermerden sonra en sert taş olarak bilinir. Bazalt, renk değiştirmez ve aşırı derecede camsı niteliği yoktur. Bu nedenle de uzun süre yapısında leke ve kılcal çatlaklar oluşmaz. Asitlere karşı dayanıklıdır. Bu özelliklerinden dolayı yapılarda bolca kullanılmıştır. Diyarbakır'da binlerce yıl önce inşa edilen Sur'larında kullanılan taşların günümüzde bile sağlamlığını koruması, bu taşın ne kadar dirençli olduğunu göstermektedir.
Kara Taşa Olan İlgi Artıyor
Fiziksel ve mekanik özelliklerinden dolayı yüksek dayanımı olan bazalt taşı, doğada yaygın olarak bulunan bir volkanik kayaç grubunu teşkil ettiği, çok sert, yoğun ve mukavemeti yüksek bir kayaç olduğu için günümüzde yapı taşı olarak kullanılmasının yanı sıra endüstride de farklı kullanım ve uygulama alanı bulmakta. Sadece bazalt taş işleyen Diyarbakır'da 20'den fazla işletme faaliyetlerini sürdürüyor. Artan talep üzerine bu sayının daha da artacağı tahmin ediliyor.
Dişi Ve Erkek Taş!
İşlenmesi gözeneksize oranla nispeten daha kolay olan gözenekli bazalt taşı ( dişi taş) avlu ve eyvan döşemeleri ile taşıyıcı olmayan ara duvarlarda kullanılmıştır. Gözeneksiz ve daha dayanıklı olan bazalt taşı (erkek taş) ise duvarlarda, sütunlarda, sütun başlıklarında, sövelerde, eşiklerde, havuz kenarlarındaki profillerde, bingilerde, ayı başlarında, saçak altlarında ve çörtenlerde kullanılmıştır.






