Kültürel miras açısından özel bir yere sahip olan Diyarbakır’da Anadolu'nun ilk medresesi olan Mesudiye Medresesi'nin kurulması, şehrin önemini bir kez daha kanıtlıyor.
Anadolu'nun köklü tarihine tanıklık eden Diyarbakır'daki Mesudiye Medresesi, eğitim alanında ilkleri barındırmasıyla 'ilk üniversite' unvanına sahiptir. Mesudiye Medresesi, Anadolu'nun eğitim tarihindeki ilk adım olarak Diyarbakır'da inşa edildi. Bu tarihi yapı, şehrin bilim ve kültür merkezi olma kimliğini gözler önüne seriyor.
Anadolu'nun ilk üniversitesi kabul edilen Mesudiye Medresesi, Artuklu döneminde inşa edilmiş ve birçok ilim dalına ev sahipliği yapmıştır. Döner taş sütunları ile dikkat çeken bu yapı, tarihi ve mimari açıdan büyük önem taşır.
Mesudiye Medresesi, Artuklu Emiri Ebu Muzaffer Sökmen tarafından 1198 yılında Diyarbakır'ın Sur ilçesinde inşa edilmeye başlanmıştır. Yapı, Melik Mesud döneminde tamamlanmış ve planı Halepli usta Cafer Bin Mahmud tarafından çizilmiştir. Kesme taştan iki katlı olarak tasarlanan medrese, kareye yakın bir avlu planına sahiptir.
ANADOLU'NUN İLK ÜNİVERSİTESİ OLARAK KABUL EDİLİYOR Mesudiye Medresesi'nde astronomi, tıp, fizik, matematik, biyoloji, kimya, ilahiyat, edebiyat ve felsefe gibi dersler okutulmuştur. Öğrencilere gösterilen büyük ilgi ve bilim adamlarının yaptığı tartışmalar, medreseyi bilim merkezi haline getirmiştir. Tarihi kayıtlara göre medresede eğitim gören öğrencilerin sıhhat ve sağlıklarına büyük önem verilmiştir.







