NeHaber
Güncel

Çocuk Adaleti Değişiyor: TÜİK Verileri Ne Anlatıyor?

TBMM'de vekiller, çocuk adalet sistemini değiştirecek teklifi tartışıyor. Açıklanan TÜİK verileri ise çocukları koruma sistemine ilişkin önemli soruları gündeme getirdi.

Çocuk Adaleti Değişiyor: TÜİK Verileri Ne Anlatıyor?

TBMM Genel Kurulu, çocuk adalet sisteminde önemli değişiklikler öngören Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmeye hazırlanıyor. Dün açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise çocukların güvenlik birimleriyle hangi nedenlerle karşı karşıya kaldığına ilişkin güncel tabloyu ortaya koydu.

Verilere göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların en büyük grubunu mağdur çocuklar oluşturuyor. Suça sürüklenme ise ikinci sırada yer aldı.

Ancak teklif ağırlıklı olarak suça sürüklenen çocuklara uygulanacak ceza rejiminde değişiklik öngörüyor. Bu tablo, çocuk adaleti tartışmalarında odağın yalnızca ceza rejimine değil, çocukları suç ve şiddetle karşı karşıya bırakan koşullara da çevrilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.

Mağdur Çocuklara Ne Oluyor?

TÜİK'in verilerine göre 2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı toplam olay sayısı 609 bin 959.

Bu sayı tekil çocuk sayısını değil, güvenlik birimlerine geliş nedenlerine göre kaydedilen olayları ifade ediyor. Aynı çocuk yıl içinde birden fazla olay nedeniyle kayıtlara girebiliyor.

Bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 0,4 gerileyen olay sayısına paralel olarak suça sürüklenme nedeniyle işlem gören çocuk sayısı da yüzde 3,2 azalarak 196 bin 308'e düştü. Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen çocuk sayısı ise yüzde 4,2 azalışla 267 bin 794 olarak kaydedildi. Güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen çocukların yüzde 59,2'si yaralama, yüzde 10,3'ü ise cinsel suçlar nedeniyle kayda geçti.

Veriler, çocukların güvenlik birimleriyle karşılaşmasının yalnızca suça sürüklenme başlığından ibaret olmadığını gösteriyor. Mağdur olarak kayda geçen çocukların sonraki süreçte yeniden şiddete maruz kalıp kalmadığını ya da suça sürüklenip sürüklenmediğini gösteren bir izleme verisi ise bulunmuyor.

DW Türkçe'ye konuşan FİSA Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Ezgi Koman, bu nedenle tartışmanın yalnızca suç isnadıyla karşı karşıya kalan çocuklar üzerinden yürütülmesini doğru bulmuyor.

"Bugün mağdur olarak sisteme giren çocuklar bir sonraki dönemde suça sürüklenen çocuk olarak karşımıza çıkıyor mu bilmiyoruz. Bizim ihtiyacımız olan veri bu" diyen Koman, çocukların korunmasını sağlayacak mekanizmalar zamanında işletilmediğinde adalet sisteminin çoğu zaman ancak olay yaşandıktan sonra devreye girdiğini söylüyor.

18 Yaş Altına Müebbet Hapsin Önü Açılıyor

Teklifin TBMM Genel Kurulu görüşmelerine normalde dünkü oturumda başlanacaktı. Ancak Genel Kurul yapılan yoklama sonucu yeterli çoğunluğun bulunamaması nedeniyle erken kapandı.

Yasa teklifine muhalefetin sert itirazları bulunuyor ve iktidardan uluslararası sözleşmelere aykırı olan bu yasa teklifini geçirmemesi ve yaz ayları boyunca çalışılarak yeni dönemde tekrar ele alınması talep ediliyor.

Yasa teklifi TBMM'ye sunuldu
Yasa teklifi TBMM'ye sunuldu

Düzenlemeye göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 15-18 yaş grubundaki çocuklara 19 yıldan 27 yıla kadar, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.

Teklif ayrıca kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indiriminin uygulanmayabilmesine imkan tanıyor. Buna göre 15-18 yaş arasındaki çocuklara hakimin takdir yetkisiyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek. 

Bazı durumlarda 12-15 yaş grubundaki çocuklar için de bir üst yaş grubuna ilişkin ceza rejiminin uygulanabilmesinin önü açılıyor.

Teklif, "suça sürüklenen çocuk" ifadesini "adli süreçteki çocuk" olarak değiştiriyor. Tekerrür hükümlerindeki yaş istisnasını 18'den 15'e indiriyor. Çocuk hükümlülerin cezalarının infazına kural olarak çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanmasını ve iyi halli bulunanların daha sonra eğitimevlerine ayrılmasını öngörüyor.

15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında da sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu hale getiriyor ve ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara yönelik yönlendirme tedbirlerini düzenliyor. Ateşli silahı gerekli özeni göstermeden muhafaza ederek çocuğun ele geçirmesine neden olan kişiye de bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası getiriyor.

Ancak Koman, teklifin genel yaklaşımının çocukların suçla neden karşı karşıya geldiğinden çok, suç ortaya çıktıktan sonraki aşamaya odaklandığını düşünüyor.

"Bu sonuçla ilgileniyor. Sonuçta oradan bir suçlu çocuk buluyor, bir çocuğa faillik atfediyor ve onu cezalandırmayı öngörüyor" diyen Koman, Çocuk Koruma Kanunu'nun zaten aile ve çocuk hakkında uygulanabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirler içerdiğini hatırlatıyor.

Koman'a göre asıl sorun, bu mekanizmaların yeterince işletilmemesi. Çocukların ve ailelerinin suç ortaya çıkmadan önce desteklenmesini sağlayacak sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kabahat Nedeniyle Getirilen Çocuk Sayısı Üç Katı Aştı

Haber Detay - Icerik Arasi

TÜİK verilerine göre suça sürüklenen çocuklara isnat edilen suçlar arasında yaralama 81 bin 675 olayla ilk sıradaki yerini koruyor. Hırsızlık ikinci sırada yer alırken, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, bulundurma ya da ticaretine ilişkin suçlar bir yılda yaklaşık yüzde 15 arttı.

Kabahat işleme nedeniyle güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısındaki artış da dikkat çekiyor. 2024'te 8 bin 729 olan sayı geçen yıl 28 bin 251'e çıktı.

Kabahatler Kanunu'nda emre aykırı davranma, dilencilik, kumar oynama, başkalarını rahatsız edecek şekilde sarhoşluk veya gürültü, kimliği bildirmeme, çevreyi kirletme, izinsiz afiş asma, asılsız ihbar ve bazı alanlarda tütün kullanma gibi fiiller kabahat kapsamında değerlendiriliyor.

Koman, uyuşturucu maddelerin kolayca dolaşıma girmesinin çocukların yarattığı bir durum olmadığını, çocukların bu maddelere erişiminin de önlenemediğini söylüyor. Çocukların uyuşturucuyla karşı karşıya kalmasının yalnızca ceza hukukunun değil, sosyal hizmetlerin, eğitimin ve çocuk koruma politikalarının da konusu olduğunu ifade ediyor.

Koman, kabahat işleme ve diğer suç verilerinin de çocukların yaşam koşullarından bağımsız okunamayacağını belirtiyor. Eğitimden kopuş, yoksulluk, aile içi ihmal ve psikososyal destek eksikliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yalnızca cezaları artırmanın bu tabloyu değiştirmeyeceğini söylüyor.

Çocuklar Neden Şiddetle Karşılaşıyor?

Koman'a göre çocuklar arasındaki şiddeti yalnızca bireysel davranışlarla açıklamak mümkün değil. Toplumdaki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin derinleşmesinin çocukların yaşamına da yansıdığını belirten Koman, akran şiddetinin de bu tablodan bağımsız değerlendirilemeyeceğini söylüyor.

Şiddetin çoğu zaman güç ve eşitsizlik ilişkileri üzerinden ortaya çıktığını ifade eden Koman, çocukların da yaşadıkları çevrenin bir parçası olduğuna dikkat çekiyor.

Aile içinde, okulda ya da sosyal çevrede maruz kalınan şiddetin çocukların davranışlarını etkilediğini, bu nedenle yalnızca cezalandırmaya odaklanan politikaların sorunun kaynağını değiştirmeyeceğini belirtiyor.

Suçun Önlenmesinde Okullar Neden Kritik?

Koman, çocuk koruma sisteminin en önemli halkalarından birinin okullar olduğunu söylüyor. Öğretmenler ve rehberlik servislerinin risk altındaki çocukları erken fark edebilecek konumda olduğunu belirten Koman, uygulamada bu mekanizmaların her zaman etkili çalışmadığını ifade ediyor.

Çocukların suç işlemesinin önlenmesinde okullardaki rehberlik hizmetleri de önemli rol oynuyor
Çocukların suç işlemesinin önlenmesinde okullardaki rehberlik hizmetleri de önemli rol oynuyor

Sahada karşılaştıkları örneklerde davranış sorunları yaşayan çocukların okuldan uzaklaştırılmasının önerilebildiğini anlatan Koman, bunun çocukları korumak yerine daha da kırılgan hale getirdiğini dile getiriyor.

Risk altındaki çocukların eğitim sisteminin dışına itilmesi yerine psikososyal destek, sosyal hizmet ve aileye yönelik danışmanlık hizmetleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. "Yarın öbür gün aynı çocuğu başka bir haberde görebiliriz tabii ki" diyor.

Cezayı Artırmak Çözüm Mü?

Koman, özgürlüğünden yoksun bırakılan çocukların infaz kurumlarında suçla ilişkilerinin pekişebildiğini ve tahliye sonrasında damgalanma ile dışlanma nedeniyle yeniden aynı döngüye girebildiğini söylüyor.

Çocukların ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra yeniden topluma kazandırılmasını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini belirten Koman, hem mağdur çocuklar hem de suça sürüklenen çocuklar için onarıcı politikaların yetersiz kaldığını söylüyor.

Tartışmanın Odağı Ne Olmalı?

TÜİK verileri, çocukların güvenlik birimleriyle karşılaşmasının yalnızca suça sürüklenmeden ibaret olmadığını gösteriyor. Güvenlik birimlerine gelen çocukların en büyük grubunu mağdur çocuklar oluştururken, Meclis'te görüşülen teklif ağırlıklı olarak suç isnadıyla karşı karşıya kalan çocuklara uygulanacak ceza rejimini değiştiriyor.

Koman, çocuk adaleti tartışmasının yalnızca ceza miktarları üzerinden yürütülmesinin eksik kalacağını düşünüyor. Bugün mağdur olarak sisteme giren çocukların daha sonra ne yaşadığını gösteren bir izleme mekanizmasının bulunmadığını hatırlatan Koman, "Biz biliyoruz ki suça sürüklenen çocuk, yine onların tabiriyle söylüyorum, bir dizi ihlale maruz kalan çocuktur" diyor.

Çocukların suçla karşı karşıya gelmeden önce korunmasını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesinin çocuk adalet sisteminin en temel ihtiyacı olduğunu vurgulayan Koman'a göre asıl soru, daha ağır cezalar değil, çocukların suçla ve şiddetle karşılaşmasının nasıl önleneceği olmalı.

 

Yorumlar

Yorum yapmak icin Giriş Yap veya Kayıt Ol.

Ne Haber Ajansı uygulamasını indirin

Son dakika bildirimleri ve kişiselleştirilmiş haber akışı ile haberlere anında ulaşın.

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir