Son altı haftanın büyük bölümünde, Hürmüz Boğazı'ndan çok kısıtlı sayıda gemi geçebildi. Çoğu petrol ve gaz taşıyan yaklaşık 800 geminin Körfez'de mahsur kaldığı ve açık denizlere çıkamadığı düşünülüyor.
Hürmüz'ün kapanması ile benzin ve dizel fiyatlarındaki artış, uçak biletlerinin pahalanması ve küresel çapta faizlerin yükselmesi arasında doğrudan bir bağ vardı.
Birçok ülke ayrıca, bölgedeki rafinerilerde üretilen diğer petrokimya ürünlerinin tedariki için de bu sulara bağımlı. Bunlar arasında jet yakıtı, dizel, gübre hammaddeleri ve mikroçip üretimi için hayati önemde olan helyum gibi sanayi ürünleri bulunuyor.
İyi haber şu ki 7 Nisan'da ilan edilen ateşkes, çatışmanın daha fazla tırmanmasını durduruyor ve gerilimin azalması ile barışa giden bir yol sunuyor.
Piyasaların petrol ve gaz fiyatlarında yüzde 15'lik düşüşler ve borsalarda yükselişle olumlu tepki vermesinin nedeni de bu.
Ancak küresel petrol fiyatlarındaki düşüş anında pompaya yansımıyor. Şirketler petrolü sözleşmeli fiyatlardan aldığı için, daha düşük fiyatla benzin temin edebilmeleri zaman alabilir.
İngiltere merkezli Servet Yönetim Şirketi Killik & Co'ya göre bu süreç haftalar veya aylar alabilir.
Benzer bir şekilde gıda fiyatlarında da ateşkese rağmen düşüş beklenmiyor, hatta önümüzdeki aylarda daha fazla artış gerçekleşeceği düşünülüyor.
Örneğin savaş başlamadan önce İngiltere'de yıl sonu gıda enflasyonu beklentisi yüzde 3,2'ydi. Bu hafta yapılan bir tahminde ise, savaşın iki hafta içinde bitmesi halinde bile yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 9-10 civarında olacağı öngörüldü.
Bu önceki tahminin yaklaşık üç katı.
Güncel tahmini hesaplayan İngiltere Gıda ve İçecek Federasyonu Ekonomi Şefi Dr. Liliana Danila "Körfez'deki enerji altyapısının tamir edilmesi bir yıla kadar sürebilir ve bu yüzden gıda üreticileri de gübreden kimyasallara ve paket malzemelerine kadar pek çok kalemde fiyat artışıyla karşı karşıya kalacak" dedi.
Dahası bu hassas anda, ekonomik etki konusunda temkinli olmak için pek çok neden var.
İran, ABD ve İsrail'in müzakerelerin temeline dair farklı anlatımları bulunuyor. Bunun gerçek sınavı, yüz yüze müzakerelerin gerçekten yapılıp yapılmayacağı olacak.
Bir diğer konu ise Hürmüz Boğazı'ndaki fiziksel durum.
ABD Mi Doğruyu Söylüyor, İran Mı?
Gemi trafiği ABD Başkanı Donald Trump'ın öne sürdüğü gibi serbestçe mi akacak?
Yoksa İran Dışişleri Bakanı'nın ima ettiği üzere, "İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak" mı işleyecek?
Bu yalnızca petrol ve gaz için değil, aynı zamanda jet yakıtı, kükürt, üre ve dizel için de hayati önem taşıyor.
Ateşkes ne kadar uzun sürerse, önümüzdeki aylarda enflasyondaki olası sıçramanın sönümlenmesi de o kadar muhtemel olur.
Bu durum aynı zamanda barışın niteliğine dair temel bir soruyu da gündeme getiriyor. İran, Körfez'de artık yeni bir gerçeklik yarattı. Donanması ve hava kuvveti olmadan bile, kilit bir deniz geçidini kontrol edebileceğini ortaya koydu. Hatta geçiş ücreti toplamaya başlamıştı.






