İnsani bedel şimdiden açıkça görülüyor. İran ve Lübnan'da, birçoğu sivil olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti.
ABD ve dolayısıyla İsrail stratejik bir yenilgiye uğradı.
Tahran'daki rejim en kötü kabusuyla karşı karşıya kaldı: Dünyanın en büyük gücü ABD ile Ortadoğu'nun süper gücü İsrail'in birlikte yürüttüğü, rejimi felç etmeyi ya da yıkmayı amaçlayan bir askeri operasyon.
Ancak rejim yalnızca ayakta kalmadı. Güç kazandı.
Küresel petrol ve gaz arzının beşte biri ile küresel ekonomide hayati öneme sahip diğer unsurların geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapatma stratejisi; Trump'ı, ABD'deki İran karşıtlarını ile İsrail hükümetini öfkelendiren ve endişelendiren birtakım tavizi kabul etmeye zorladı.
Mutabakat Zaptı, Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesini de öngörüyor.
İsrail bunun mümkün olmadığını söylüyor. Lübnan'da serbest hareket etmek istiyor ve bu mesele İsrail ile ABD arasında daha derin bir ayrılığa yol açma potansiyeline sahip. Ayrıca Amerikalılarla yapılacak herhangi bir anlaşmaya karşı çıkan İran'daki sertlik yanlılarının elini güçlendirebilir.
Mutabakat, boğazın yeniden açılması karşılığında ABD'nin İran limanlarına yönelik karşı ablukayı kaldıracağını, İran'ın petrol ihracatından milyarlarca dolar kazanmasına izin verecek yaptırımlardan feragat edeceğini ve yurtdışında dondurulmuş milyarlarca doların iade sürecini başlatacağını belirtiyor.
Bunlar, nükleer anlaşmasını müzakere edileceği zorlu sürece geçilmeden önce atılacak adımlar.

Bu, ABD ve İsrail'in savaşı başlattığı günden bir gün öncesine, 27 Şubat'taki duruma geri dönmenin bedeli.
O gün Hürmüz Boğazı deniz trafiğine açıktı; Amerikalı ve İranlı müzakereciler bir nükleer anlaşmayı görüşüyordu.
Mutabakat zaptının imzalanması, müzakerecilerin yeniden çalışmaya başlayacağı ve gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceği anlamına geliyor.
Joe Biden'ın Dışişleri Bakanı Antony Blinken, X'te şu paylaşımı yaptı: "Ateşkesin tek 'başarısı' muhtemelen savaş başlamadan önce açık olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması. Ve görünüşe göre bunun için İran'a ödeme yapacağız."
Savaşın tam olarak ne için yapıldığı sorusu kaçınılmaz ve ortadan kalkmayacak.
Bu, Trump'ın şu ana kadarki en büyük dış politika hatasıdır.
Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun uzun siyasi kariyerinin sonu anlamına da gelebilir.
Ekim ayında seçimlerle karşı karşıya gelecek ve 7 Ekim 2023'te Hamas'ın Gazze'den İsrail'e saldırı planını tespit edemeyen, İsrail tarihinin en büyük güvenlik başarısızlıklarındaki rolü nedeniyle seçmenlere hesap verecek.
Netanyahu'nun sert askeri politikaları ile diplomasiyi reddeden tutumu, en azından kısmen "İsrail güvenlik adamı" olarak itibarını yeniden tesis etmeyi amaçlıyordu.
Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma gücünün potansiyelinin her zaman farkındaydı.
ABD ordusu, diplomatları ve istihbarat birimleri de bunun farkındaydı.
Ancak İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney, temkinli, yaşlı biriydi ve boğazı bir silah olarak kullanma riskini almamayı tercih etti.
İsrail'in savaşın ilk bombardımanlarında onu ve en yakın danışmanlarını öldürmesinin ardından halefleri bunun varoluşsal bir mücadele olduğunu doğru şekilde değerlendirdi ve boğazı kapatmakta tereddüt etmedi.
Küresel bir ekonomik rotayı kontrol etmenin gücünü keşfettiler.
Bu, Ortadoğu'da onlarca yıl boyunca milyarlar harcayarak kurdukları müttefikler ve vekil güçler ağından çok daha kullanışlı ve çok daha ucuz bir silahtı.
2024 sonunda çöken Suriye'deki Esad rejimi dışında, İran'ın "direniş ekseni" adı verilen ağı zar zor da olsa varlığını sürdürüyor.
Ancak İsrail tarafından o kadar ağır darbe aldı ki "direnip direnemeyeceği" tartışmalı.
İran ayrıca nükleer programına büyük yatırımlar yaptı; bu programın bir silah geliştirmeyi hedeflemediğini savunmaya devam ediyor ancak Tahran'a şüphesiz bir seçenek ve tehdit sağladı.

Fakat bu durum bir savaşı tetikledi ve rejimin ayakta kalmasına rağmen İran'a büyük zarar verdi.






