279 milletvekili kabul oyu kullanırken, 119 vekil ret oyu verdi.
Anlaşmaya göre, bir ülkeye yapılan saldırı üç ülkeye de yapılmış sayılacak. Ortak üretim, istihbarat paylaşımı, terörle mücadele ve savunma sanayiinde iş birliği güçlenecek.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman 7 Ağustos'ta imzalamıştı.
Anlaşma, AKP, MHP ve CHP'li vekillerin oylarıyla kabul edildi.
Yeni Parti, İyi Parti, Yeniden Refah Partisi, DEM Parti ve Saadet Partisi ise anlaşmaya karşı oy kullandı.
Anadolu Ajansının aylık dergisi AA Brifing'e konuyla ilgili bir yazı yazan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmaya üye ülkelerle birlikte "müşterek güvenliği güçlendirmek için" dahil olduklarını söyledi.
Muhalefet Mekke İttifakı'na neden karşı çıkıyor?
Hükümet Mekke İttifakı'na gerekçe olarak bölgesel istikrar, kolektif caydırıcılık ve meşru müdafaa gereksinimlerini gösteriyor.
Anlaşmaya karşı çıkan muhalefet partilerinin TBMM Dışişleri Komisyonu ve Genel Kurul toplantıları sırasında gündeme getirdiği eleştiriler arasında ise şu unsurlar yer aldı:
"Anlaşma onaylanmadan uygulandı": Muhalefetin hükümete en önemli eleştirilerinden biri anlaşmanın "daha Meclis'ten onaylanmadan uygulanması" tezi oldu.
Muhalefet, 7 Ağustos'ta imzalanan anlaşma kapsamında birçok toplantıların yapıldığı, Suudi Arabistan'a askeri destek kararının alındığını anımsattı ve bunun "anayasaya aykırı" olduğunu kayda geçirdiğini duyurdu.
Güvenlik riski: Muhalefet sözcülerinin gündeme getirdiği en önemli sorulardan biri Türkiye'nin Mekke İttifakı'na katılarak hangi savunma ihtiyacını karşılayacağı sorusu oldu.
Türkiye'nin bu ittifaka katılarak Pakistan ve Suudi Arabistan'ın karşı karşıya kalacağı çatışma ve krizlere dahil olma riskiyle karşı karşıya kaldığını kaydeden muhalefete göre, söz konusu anlaşma bölgesel istikrardan çok yeni askeri kamplaşmalara yol açacak.
Muhalefet, bu anlaşmayla Türkiye'nin başka ülkelerin çatışmalarında siyasi, askerî ve ekonomik maliyet üstlenen bir konuma sürükleneceğini de savundu.
NATO üyeliğinin verdiği ortak savunma ve caydırıcılık ile ortak güvenlik şemsiyesinin önemine dikkat çeken muhalefet sözcüleri, anlaşmayla Türkiye'nin nasıl bir güvenlik kazanımı sağlayacağı konusunda hükümetin yeterince inandırıcı olamadığını söyledi.
Aynı sözcüler, Husilerin şimdiden Mekke İttifakı ülkelerini tehdit olarak gördüklerine ilişkin açıklamalar yapmaya başladığını, bunun Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığına risk oluşturabileceğini kaydetti.
Tehdit değerlendirmesi: Muhalefetin dikkat çektiği bir unsur da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın farklı coğrafyalarda konuşlu olduğu ve farklı güvenlik sorunları ve değerlendirmeleri olduğu.
Savunma ittifakı kuran ülkelerin belirli bir tehdide göre bu adımı attıklarını ancak Mekke İttifakı'nda tehdit tanımlaması yapılmadığı da muhalefet partileri tarafından dile getirildi.
"Terör tehdidi": Muhalefetin sorguladığı unsurlar arasında Mekke İttifakı müttefiklerinin "terörle mücadele" konusunda da işbirliğinin nasıl gerçekleşeceği oldu.
Üç ülkenin "terör" tanımlarının farklı olduğu ve buna göre "terör örgütlerini" listeleyip mücadele ettiklerini anımsatan muhalefet sözcüleri, bu konuda nasıl bir yol izleneceği konusunda bir şeffaflığın olmadığını kaydetti.
Yemen'de çatışma: Muhalefetin gündeme en çok getirdiği unsurlardan biri de Suudi Arabistan'a sağlanması olası askeri desteğin niteliği ve yaratacağı riskler oldu.
Bazı muhalefet sözcüleri, bu anlaşmanın tek amacının Yemen'de konuşlu ve İran destekli Husilerin bölgedeki varlığının sonlandırılması olduğunu, bunun da aslında ABD'nin Suudi Arabistan ve İsrail'in güvenliğinin sağlanmasına yönelik planının bir parçası olduğunu söyledi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'nin savaşa taraf yapılmasına, Türk askerini Yemen çöllerine göndermeye Yeni Parti asla sessiz kalmaz, asla destek olmaz" dedi.
İyi Parti Genel Başkanı Musavvat Dervişoğlu da "Mehmetçiğin Aramco'nun lejyoneri yapılmasına 'Hayır' diyoruz, Mekke Anlaşması'na 'Hayır' diyoruz" ifadelerini kullandı.
NATO yükümlülükleri: Muhalefetin üzerinde özellikle durduğu bir başka unsur da Mekke İttifakı'na katılımın Türkiye'nin NATO öncelikleri ve yükümlülükleri ile çelişme olasılığı oldu.
Muhalefet sözcüleri Türkiye'nin 1952'den bu yana üyesi olduğu NATO'da ikinci büyük orduya sahip bir müttefik olarak önemli yükümlülükleri bulunduğunu hatırlattı.
Sözcüler ayrıca Mekke İttifakı üyelerini etkileyecek olası uluslararası krizlerin Ankara'nın NATO'daki pozisyonunu olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.







