Diyarbakır'ın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan tarihi binlerce yıla dayanan Hevsel Bahçeleri'nde kabak başta olmak üzere sebze hasadı başladı. Çiftçi, yılda 4 kez ekim yapmalarına rağmen aracı ve komisyoncuların kazandığını belirterek, bu duruma isyan etti.
Hevsel Bahçeleri'nde binlerce yıldır süregelen tarımsal
üretim, bugün gelişen teknoloji sayesinde yılın dört dönemine yayılmış durumda.
Ancak üretim artmasına rağmen çiftçinin kazancı aynı oranda yükselmiyor. UNESCO
Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan tarihi bahçelerde çalışan üreticiler,
alın terinin karşılığını komisyoncuların ve aracılarının kazandığını belirterek
yaşadıkları ekonomik sıkıntıya dikkat çekiyor.
Dicle Nehri ile Diyarbakır Surları arasında uzanan Hevsel
Bahçeleri, yüzyıllardır kentin sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan en önemli
tarım alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Verimli toprak yapısı sayesinde
bahçelerde marul, nane, reyhan, maydanoz, roka, salatalık, lahana ve kabak
başta olmak üzere çok sayıda sebze yetiştiriliyor. Son yıllarda ekonomik
getirisi yüksek olduğu için pamuk ve mısır ekimi de yapılmaya başlandı.
Gelişen tarım teknikleriyle birlikte üreticiler aynı arazide
yılda dört kez ekim yapabiliyor. Yaklaşık 40 günde hasada gelen marulun
ardından farklı ürünler ekilerek üretim sezonu kesintisiz devam ediyor. Bu
sayede Hevsel Bahçeleri, yılın büyük bölümünde üretimin sürdüğü ender tarım
alanlarından biri olma özelliğini taşıyor.
Merkez Sur ilçesi ile Çarıklı ve Bağıvar mahallelerinden
gelen, büyük bölümü kadınlardan oluşan yaklaşık 30 tarım işçisi, sabahın ilk
ışıklarıyla birlikte tarlalara giriyor.
40 dereceyi aşan kavurucu sıcaklıklara rağmen saatlerce
çalışan işçiler, hem üretimin devamlılığını sağlıyor hem de aile bütçelerine
katkı sunuyor.
Kabak üreticisi Şahin Yetişkin, üretimin artmasına rağmen
kazançlarının her geçen gün azaldığını söyledi. Bir yıl içerisinde dört kez
ekim yaptıklarını belirten Yetişkin, şunları söyledi:
"Yaptığımız işin karşılığını alamıyoruz. Genelde marul,
kabak, reyhan, maydanoz, roka ve salatalık ekiyoruz. Marul yaklaşık 40 günde
yetişiyor. Şu anda kabak hasadına başladık. Sabah güneş doğmadan 20-30 işçiyle
birlikte tarlaya geliyoruz. 40 dereceyi aşan sıcaklıkta çalışıyoruz. Tarla
sahibi olmamıza rağmen işçi gibi çalışıyoruz."
Ürünlerin pazara ulaşıncaya kadar önemli bir maliyet yükü
oluşturduğunu ifade eden Yetişkin, sistemin üreticiyi zor durumda bıraktığını
dile getirerek, "Komisyoncu sattığı ürünün parasından yüzde 12 komisyon
alıyor. Nakliye, yükleme ve sebze halinde indirme ücretlerini de biz ödüyoruz.
Satılan ürünün yaklaşık yüzde 20'si komisyon ve taşıma giderlerine gidiyor.
Geriye kalanla da maliyetimizi ancak karşılayabiliyoruz. Yani aslında çiftçi
kazanamıyor, komisyoncular ve toptancılar kazanıyor" ifadelerini kullandı.
Her yıl binlerce ton sebze ve meyvenin üretildiği Hevsel
Bahçeleri'nde üreticiler, artan maliyetler ve aracı sistemi nedeniyle
emeklerinin karşılığını alamadıklarını ifade ediyor. UNESCO koruması altındaki
bu tarihi üretim alanında bir yandan binlerce yıllık tarım geleneği
yaşatılırken, diğer yandan üreticiler alın terlerinin gerçek karşılığını
alabilecekleri adil bir pazarlama sistemi talep ediyor.