Son arkeolojik çalışmalar, Siirt’in binlerce yıllık bir yerleşim bölgesi olduğunu gösteriyor. Tarihi süreç içerisinde nice büyük medeniyet Siirt’te hüküm sürüyor. 1921 yılında Bitlis’ten ayrılıp müstakil vilayete dönüşen Siirt, siyasi ve tarihi önemini de arttırıyor. Siirt’in zengin tarihi ve kültürel birikimini ortaya koyabilecek somut eserler ise gün geçtikçe harap olup kayboluyor.

Fotoğraf 1: 20. yüzyılın başlarında Siirt panoraması Siirt Artık Beyaz Bir Gelin Değil!
Son yüzyıla kadar Siirt şehrindeki binaların tamamı Cas denen beyaz bir taştan inşa ediliyordu. Nitekim şarkılarda bile Siirt “Beyaz Bir Gelin” ismiyle anılıyordu. Ancak bugün Siirt’te sağlam ve içinde yaşanabilen hiçbir Cas Ev bulunmuyor!

Fotoğraf 2: Cumhuriyet’in başlarında Lütfi Paşa (Cumhuriyet) Caddesi Yıkmakta Üstümüze Yok!
Çeşitli mecralardan topladığı binlerce eski Siirt fotoğrafıyla büyük bir koleksiyon oluşturan ve “Siirt’in Hafızası” lakabıyla tanınan Faik Kuzu, “Yıkmakta üstümüze yok!” diyor:
“1920’li yıllarda inşa edilen Hükümet Konağı yıkıldı. 1937’de yapılan Belediye Binası yıkıldı. Bilahare Siirt Orta Okulu, Siirt Sanat Okulu ve Siirt Lisesi yıkıldı. Doğan Mahallesi’ndeki Eski Hastane ile 1964 yılında yapılan Siirt Devlet Hastanesi de yıkıldı. Daha birçok eser yıkıldı ama aklıma ilk gelenler bunlar… Sözün özü, yıkmakta Allaha şükür üstümüze yok!”

Fotoğraf 3: Yıkık tarihi bir binanın önünde Faik KUZU Cumhuriyet Döneminde Siirt adlı kitabın yazarı olan ve şu an Kastamonu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde çalışan Prof. Dr. Şerif Demir ise gerçekleşen bu yıkımın tersine çevrilmesi gerektiğini vurguluyor:
“Eski Siirt denilen Ulu Cami etrafındaki bölge, TOKİ’ye kurban edilmemeli… Eski kiliseler, Eski Belediye binası, Eski Valilik, Halkevi binası gibi birçok eser tarihi fotoğraflara uygun şekilde yeniden ayağa kaldırılabilir. Eski Siirt, sit alanı şeklinde yeniden yapılandırılmalı...”

Fotoğraf 4: Bir panelde konuşma yapan Prof. Dr. Şerif DEMİR Zamana ve İlgisizliğe Dayanma!
Siirt’teki tarihi binaların büyük çoğunluğu yıkılıp yok oldu. Bununla birlikte Eski Vali Konağı, Ayn Salip Çeşmesi, İbrahim (Çavuş) Özturan Evi gibi tarihi birkaç eser, harap halde bulunsalar dahi zamana karşı direnmeyi sürdürüyor. Fakat bunlar arasında sadece Eski Vali Konağı restore edilip korunmaya çalışıldı. Fakat bugün bu bina da camları kırık ve metruk bir halde kaderine terk edilmiş durumda… Yaşı ileri Siirtliler tarafından Beyt’il Vali olarak isimlendirilen bu yapı üzerine Kuzu, şu bilgileri kaydediyor:
“Burası Trabzon ve Siirt milletvekillikleri yapmış ve bir dönem de Siirt belediye başkanlığı yapmış Lütfi Yavuz’un eviydi. Bilahare Siirt Vali Konağı olarak kullanıldı. 1948 yılında Siirt’e gelen İsmet İnönü burada ağırlandı. Bu bina yıllar sonra mobilyacı Abdullah Alp’e satıldı. Siirt Valiliği tarafından restore edildi ama şimdi bakımsız bir halde kaderine terk edilmiş durumda...”

Fotoğraf 5: Camları kırık ve metruk halde bulunan Eski Vali Konağı Daha Kötü Olabilir!
20. yüzyılın ilk dönemlerine kadar Siirt, birçok Gayrimüslim topluluğa da ev sahipliği yapıyordu. Siirtli Gayrimüslimlerin en fazla yoğunlaştığı mahalle aynı isimli bir çeşmenin bulunduğu Ayn Salip Mahallesi’ydi. Arapça’da ayn, çeşme, salip ise haç manasına geliyor. Yani Ayn Salip, “Haç Çeşmesi” oluyor. Şu an harabe halde bulunan tarihi Ayn Salip Çeşmesi, sözlü iddialara göre Hristiyan çocukların vaftiz oldukları ve Hristiyanlık dinine girdikleri yer olarak tanınmış ve bu nedenle de büyük tarihi ve kültürel öneme sahip bir mekân…

Fotoğraf 6: Hâlihazırda harabe halde bulunan Ayn Salip Çeşmesi Bu çeşmenin hemen aşağısında tarihi Babudarp Yokuşu bulunuyor. Bu yokuşun sağında ise şu an bile belli görkem taşıyan ancak mezbeleliğe dönüşmüş tarihi İbrahim (Çavuş) Özturan Evi yer alıyor. Atatürk’ün hususi şoförlüğünü yapan İbrahim Çavuş’a ait olan ev için Demir şunları kaydediyor:
“Bu binaya birkaç yıl daha kimse temas etmezse şimdiden daha kötü olabilir. O sebeple bu evlerin kapısını kilitleyip aktif hayattan uzaklaştırmak bu evleri yok edip yıkmak gibi bir şeydir. Bu evlere ait hatıralar ortaya çıkarılarak çeşitli etkinliklerle kullanıma açılmalıdır.”









