Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okullarda silahlı saldırılar sonucu 11 kişi öldü, 29 kişi ise yaralandı. Saldırılar sonrası çok sayıda gözaltı ve yüzlerce sosyal medya hesabına soruşturma açılırken, olaylarla ilgili protestolar düzenlendi, öğretmenler iş bıraktı, okullarda eğitime ara verildi.
14 Nisan Salı günü Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde liseye silahla giren bir kişinin açtığı ateş sonucu en az 16 kişi yaralanmış, saldırgan ölmüştü. 15 Nisan Çarşamba günü ise Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki bir Ortaokula silahlı saldırı düzenlendi. Okulun 8. sınıf öğrencisinin gerçekleştirdiği saldırıda, biri öğretmen, sekizi öğrenci olmak üzere dokuz kişi hayatını kaybetti. Altısının durumu ağır olmak üzere 13 kişi de yaralanmıştı.

Bu iki saldırıdan sonra kamuoyunda yükselen ilk tepki, okulların nasıl bu kadar kolay hedef haline gelebildiği sorusu etrafında şekillendi. Öğretmen sendikaları iş bırakma kararları aldı; bazı sendikalar Milli Eğitim Bakanlığı önünde “yaşam nöbeti” başlattı ve okullarda güvenli çalışma ile öğrenme ortamı sağlanması çağrısı yaptı. Eğitim-Sen bir günlük, Hürriyetçi Eğitim-Sen ise iki günlük iş bırakma kararı aldı; Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen de ülke genelinde eylem duyurdu. Tepkiler, saldırıların münferit sayılmaması ve okul güvenliğinin yapısal bir mesele olarak ele alınması gerektiği yönünde yoğunlaştı.

Mafya Kültürü ve Cezasızlık
Olayların ardından açılan tartışma yalnızca “güvenlik zafiyeti” başlığında kalmadı. Sosyolog Osman Özarslan, Siverek’te yaşananları tekil bir psikolojik patlama değil, Türkiye’de derinleşen şiddet ikliminin bir sonucu olarak değerlendirdi. Özarslan’a göre suç ekonomileri, bölgesel çatışmalar, cezasızlık algısı ve şiddetin gündelik yaşamda daha görünür, daha meşru hale gelmesi, bu tür eylemler için uygun bir zemin yaratıyor. Özarslan’a göre artık şiddet yalnızca belli taraflar arasında yaşanmıyor; rastgele hedeflere, yani doğrudan topluma yöneliyor. Bu yönüyle okul saldırıları, bireysel bir öfke patlamasından çok, toplumsal çözülmenin çocuklar ve gençler üzerinden görünür hale gelmesi olarak okunuyor.
Özarslan, 2000’li yıllardan itibaren yaygınlaşan mafya temalı dizi ve filmler, rap müzik ve dijital platformların da etkisiyle yeni bir “mafya kültürü”nün hegemonik hale geldiğini belirtti. Bu kültürün, özellikle gençler arasında güç, şiddet ve suçla kurulan ilişkiyi dönüştürdüğünü ifade eden Özarslan, cezasızlık algısının da bu süreci derinleştirdiğini vurguladı.
Sırt Çantasındaki Cephanelik ve "Elliot Rodger" İzleri
Kahramanmaraş saldırısına ilişkin ortaya çıkan bazı ayrıntılarla daha da önem kazandı. Arama sonuçlarında görülen soruşturma bilgilerine göre, saldırganın WhatsApp profilinde 2014’te California’da altı kişiyi öldüren ve internette kadın düşmanı çevrelerinde sembolleşen Elliot Rodger’a ait bir görsel tespit edildiği, ayrıca saldırganın babasının tutuklandığı bildirildi. Baba Uğur M.'nin verdiği ifadede oğlunun silahlara merakı olduğunu ve kendisiyle birlikte poligonda ateş açtığını söyledi.







